
Acaba Facebook’ta ne tür arkadaş grupları var? Yani Facebook’a üye olmak isterseniz, bir fikriniz olur diyerek kategorilerden birkaç grubu sıraladım. Tabi milyona dayanan üye sayısı ile hergün yeni yeni grupların açılacağı kesin...
2 x 2
İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.
Dostoyevski
Yeraltından Notlar
Kendimi bildim bileli matematikten, sayılardan ve bana ifade ettikleri sözde katı gerçekliğin madeni soğukluğundan nefret ettim. Okul hayatım boyunca en düşük notlarımı matematik ve türevi derslerden aldım. Sayılar, her ne kadar yaşadığım evreni somut temellere oturtmak için orada olsalar da benim için soyut bir karmaşadan ibarettiler. Problemler çözdükçe daha da karmaşıklaşır, başıma bela olurlardı. Belki diğer yazılarım gibi ardı ardına sıralanmış diyaloglardan oluşmayan bu yazıyı, sırf matematikten intikam almak için yazıyorum, belki de matematik karşısındaki beceriksizliğimi örtbas etmek istiyorum.
Sabancı Grubu’nun, kendi bankası Akbank’ın karını ikiye katlamak için Demirbank’ı batırma operasyonu ile başlayan ve Deutsche Bank başta olmak üç yabancı bankanın da yoğun olarak iştirak etmesi ile dallanıp budaklanan mali kriz sonrası “piyasalar” kavramı gündemimize iyice yerleşti. (Gerçi bankaların kendi aralarındaki didişmesi sağlam bir ekonomik altyapıda böylesine büyük bir krize yol açmadan engellenebilirdi ama ekonomi bugün olduğu gibi sıcak para üzerinde dönüyorsa o zaman elden pek bir şey gelmiyor. Nitekim benzer bir durumu 2001 krizinde de yaşadık. Bu krizin nedeni de kuşkusuz Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a Anayasa kitapçığı fırlatması değildi.)
ABUK SABUK BİR FİLM 1990 (35mm) Y: Şerif Gören, S: İbrahim Gündüz, GY: Erdal Kahraman, Müzik: Erkin Koray, YP: Penta Film (Turgay Akasoy)
Oyuncular: Kemal Sunal, Bülent Kayabaş, Tayfun Çorağan, Gamze Gözalan, Şıva Gerede, Perin Karaali, Murat İlker, Perin Aytaç, Kutay Köktürk, Dilek Damlacık
Aldığı ödüller:
1990 Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Ödülleri ”En İyi İkinci Film”
Abuk Sabuk Bir Film, klasik bir "köy filmi" dekorunda açılıyor: Yoksul ve dul köylü Ademoğlu'nu, onun delişmen kızını, kızı becerme planlarını bir türlü gerçekleştiremeyen "hızlı" köy delikanlılarını filan tanıyoruz. Sonra yine bizim filmlerimizde pek rastlanan bir "mucize" oluyor: Bir Alman milyoner, vaktiyle Türkiye'yi ziyaretinde kendisini (tarhana çorbası ikram ederek!) kurtarmış olan Ademoğlu'na tüm mirasını bırakıyor.
Hayati HAMZAOĞLU (D: 5 Mart 1933 Trabzon – Ö: 15 Nisan 2000 Antalya)

42 yıl önce tesadüfen sinemayla tanışan Hamzaoğlu :
Benim sinemayla tanışmam tesadüf. 1954 yılının Cumhuriyet bayramıydı. Arkadaşlarla dolaşıyorduk. Sabri Karan vardı, o zamanın kötü adamlarından. Filmlerden tanıyordum. Ona rastladık. 'Fiziğin çok uygun, filmde oynar mısın?' dedi. Ben Kuyumcuda çalışıyordum. Sinemayla ilgim yok, bu çevrelerden hiçbir tanıdığım yok. Gittim sete oynadım. 5 tane 50 kuruş verdiler yövmiye olarak. Parayı kabul etmedim. Bıçkın delikanlıyız. Galata'da büyüdüm ben. Onur meselesi yaptım, ben bu işi öğreneceğim dedim ve 3 yıl takip ettim. Bir gün bu sokaklara adımı yazdıracağım dedim, 3 tane ödül kazandım. Para da kazandım. Kazandık da tutamadık. Bu meslek alıp götürdü. Sokağa girdiğinde bir de abi diyorlarsa sana, o abiliği taşımak zorundasın. Bizim günahımız hem abi olduk, hem baba olduk. Kazandığımızı yedik içtik. Cepten yedik, sattık yedik. Hayatımızı da, gençliğimizi de yedik. Hastalığımız bu meslekten. Şöhret ateşten gömlek. Onu giymek çok zor. Yakıyor adamı. İşte bizi yaktı. Ciğerlerimizi yaktı, beynimizi yaktı. 42 yıl oldu, 7 yıl öncesine kadar iyi kötü birşeyler yaptık. Şimdi hastayım çalışamıyorum."
"kaynak gösterilmeden yapılan alıntı, emeğe saygısızlıktır"

Sami HAZİNSES “Samuel Uluç” (D:1925 Diyarbakır – 23 Ağustos 2002 İstanbul)
1925 yılında Diyarbakır'da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları "Kara Davut" filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.
Hazinses, komedi oyunculuğunun yanında, bazı filmlerde de dram oynadı. Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları da yaptı.
Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren, "Derdimi Kimlere Desem" adlı eserini Sevim Tanürek ve "Yeter Ağlatma Beni" adlı eserini de Müslüm Gürses seslendirdi.
Hazinses, 1960 yılında, Metin Erksan yönetiminde Sezer Sezin, Kenan Pars ve Erol Taş ile "Şoför Nebahat" filminde oynadı ve filmin müziğini de yaptı.
“Haydi Nebahat abla, Dodge arabana atla,
Dümenimiz yolunda, gazla ablacığım gazşa
Taksim, Şişli, Sarıyer durmadan gider
Ablacığım no’lur İstinye’de duruver
Saçları dalga dalga, canım Nebahat abla
Sevgilim İstinye’de gazla ablacığım gazla”
Hiç evlenmeyen sanatçı, 1980 yılında emekli oldu. 2000 yılında Türk sinemasına katkılarından dolayı Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından "Onur Ödülü"ne layık görüldü.