Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "datacolor spyderlenscal"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Aranan terim: aşk

Yorumlarda da aramayı ihmâl etme.
  
aramanızın hem armut hem de armutlu kelimelerini içermesi için armut* arayabilirsiniz

131 adet sonuç bulundu

tuttum
0

REKLAMLAR

Etiketler: 

Beni bu reklamlar mahvetti. Sinsice girdiler evime ve iç dünyama tıpkı akrabalar ve komşu teyzeler gibi. Şöyle olmalı, böyle olmalı dediler, sonra da “gördün mü olmadı, demek ki sen yetersizsin” dediler. “N’olur bir şans daha verin, ben de seçilmiş biri olmak istiyorum” dedim. “Olmaz o kadar kolay değil, ev derli toplu olacak” dediler. Ve olmadı olmadı ...

Reklamlarda her zaman derli topluydu evler. Her zaman temiz, bakımlı ve güler yüzlüydü kadınlar. Eşler kavga etmiyor, tatlı tatlı didişiyorlardı. Hatta cilveleşiyorlardı canım. Eh o da tadı tuzuydu hayatın. Beni gecenin bir vakti mahvedip yatağımdan zıplatan sorular, reklamlarda arko nem sürünce geçiveriyordu. “günde 5 dakikanızı kendinize ayırın” Peki.

Spacer
Spacer
29 ahkam var
tuttum
0

Hıyar mıyım?

Tamam uzun bi ilişkiden çıktın. Ama ilgisi yok. Sen beceremiyorsun bu işi. Kız o kadar kesti sen hâlâ, baksam mı bakmasam mı diyorsun. Oldu mu ya? Nerede cesaret, nerede erkeklik? Kalabalıktan ayrıcalıklı bir yerdesin, dişi beğenisini belirtiyor, sen uyu... Salak şey seni!

Tamam. Madem yazıya girdiniz şimdi beni dinleyin ve hıya olup olmadığıma karar verin.


Neden bilmiyorum bu olay aklıma çok takıldı. Kendime olan güvenimi falan sorgulattı ne bileyim. İşte böyle bir şeydi:



Dün akşam uzun ısrarlar sonucu eve gitmek yerine Dj arkadaşımın işi sebebiyle Taksim'e gittik. Hava karlı zaten araba çıkarmak istemiyorum. Çünkü biliyorum cıvıtacam, sabahta erken kalkıp çamlıcaya tırmanacaktım. Mırın kırın dedim ama iknâ etti.


Maksim Gazinosu'na gittik. Fahrettin Aslan, oğluna uyup club yapmış orayı. Pofladım aam içeri girince şok oldum. Şamdanlar avizeler. Acaip kitsch bir mekân. Ağzım kulaklarımda. Giriş bedava ama içerdeki insanlar fena da değil hani. Hom hom hom diyerek barın arkasında eskiden sahne olan yerdeki DJ kabinine geçtik.


Takılıyoruz falan.Önümüzde aynalardan oluşmuş katlanan paravan gibi bir şey var. ama aralardan üçerisi gözüküyor. Hatta 45 derecelik açılardan insanlar bizi görüyor.


O sırada baktım. Barın üstünde danseden bir hanım kızımız. Esmer, uuzn saçlı, 1.70 falan. Kalçaları süper. Ne kocaman ne sıska. Ele avuca gelir. Normal. Tabîi ben görünmüyorum diye seyrediyorum. Neyse aşağı indi bara girdi. Barmaidmiş.


O sırada Bir DJ ağır techno'ya girdi. Ben de izliyorum mixer'i kullanışını falan. Bir baktım kız paravanın dar aynasında saçını topluyor. Baktım haliyle. Güzelmiş de. Bana bakktı. Kafamı çevirdim.


Sonraki 3 dakika boyunca kalçalarını çevire çevire barın arkasında dansetti. Kilitlendim, kabul gayet albenili dansediyordu. Bir anda döndü saçlarını açıp savurdu, toplamaya başladı. Gene bakıştık. 1, 2, 3... Dönüp bakıyor devamlı.


Susadım indim bara geldim. Hop yanıma geldi. Bira istedim. Getirdi. Bu arada gülümsedim. Gülümsedi.


Kabine döndüm. Alman DJ'yle geyik yaptık. Bu arada kız bri yandan her çıkan yeni DJ'e selam veriyor, öpücük atıyor.


Sonuçta diğer DJ kardeşler gazladı beni telefonunu almam için. Ben dedim çıkarken alayım bari. En azında refüze edilirsem hemen arazi olabilirim. O sırada kız piste çıktı ve... kayboldu. Bulamadım bir daha.


Kaçan balık büyük olur sanırım. Aklıma takıldı işte. Aylardır bekâr sayılırım. Cinsel hayat desek var saymayacağım kadar fasa fiso işler.

Spacer
Spacer
8 ahkam var
tuttum
0

biyerlereaitolmayangiller

onlar müzmin mutsuzdur, mutlu olmak için kalabalıklaşmalarına gerek yoktur. biyerlereaitolamayangiller kimlerdir? genellikle asosyaldirler, insanlara karşı tahammülsüz olurlar. İncecik bir asabiyete sahiptirler, sinirlendikleri zaman karşısındakileri kıracaklarına genellikle kendilerini kırarlar.. popüler kültürden uzak olmalarına rağmen, popüler kültürden kopuk yaşamazlar. televole izlerler ve bunu gizlemezler. biraraya geldiklerinde "hayat ne boktan" demezler, genellikle iki biyerlereaitolamayangil yanyana geldiğinde -ki bu her zaman olamamaktadır- gruplaşma psikolojisiyle dalga geçerler. dernek kurmazlar, kulup kurmazlar, yanyana gelmeye özen göstermezler. onlar müzmin mutsuzdur, mutlu olmak için kalabalıklaşmalarına gerek yoktur. anlaşılmak onlar için önemli değildir, klasik 17 yaş bunalımı "beni kimse anlamıyor" terminolojisiyle sık sık dalgalarını geçerler. kendileri dışındakilerle kısa cümleler dahilinde konuşurlar. ayrıntıları severler. biyerlereaitolmayangiller bisey hakkında seviyorum/sevmiyorum derken çok dikkatli davranırlar. ne çoğunlukla aynı fikirdedirler, ne de -tam olarak- azınlıkla.. onlar için hayatta vazgeçemedikleri üç beş şey dışında herşey değişkendir. genellikle evlenmezler, evlendikleri takdirde evlilik müessesesine de ait olmadıkları için süratle boşanırlar. aşk insanı,gönül adamı değillerdir. şiiri severler, genellikle murathan mungan okurlar. murathanmunganokuyorumgiller'den köşe bucak kaçarlar. zekaları normalin üzerindedir, algılama yetenekleri yüksektir. genellikle imrenilen bir noktada dururlar, buna kendileri de anlam veremezler. ucuz taklitleri taksim-kadıköy civarında konuşlanmıştır. amaçsızdırlar, para kazanmak, iş bulmak, okul bitirmek, okula girmek, meslek sahibi olmak, çocuk sahibi olmak, yeni bir kazak sahibi olmak gibi amaçları yoktur. sevgilileri olur, ilişkileri genellikle uzun sürerken, sıkılganlık sonucu biter. biyerlereaitolmayangillerin gorunumleri kimseye benzemeyecek kadar sıradandır. zaten biçimselliklerinin "ben marjinalim" diye bağırmasından kaçınırlar. en büyük eğlenceleri evlerinde kedileriyle kucak kucağa vcd izlemek ya da kitap okumaktır. oğuz atay severler. ama tutunamayanlarıokudumsuperdigiller'le karşılaştırılmamak ve karıştırılmamak için bunu kimseye söylemezler. aynı şekilde stanley kubrick filmlerini beğenirler. ama filmi satın alırken bile etrafa "acaba beni duyan olmuş mudur?" diye şüpheyle bakarlar. şüphecilik en belirgin karakter özellikleridir. bütün hayatlarını rezil eden de bu yönleridir zaten.. gündüzleri uyur, geceleri yaşarlar. çünkü,s adece geceleri saf halde yalnız olduklarına inanırlar. yalnız yaşarlar, yalnız ölürler.

Spacer
Spacer
37 ahkam var
tuttum
0

Metropolis

Metropolis, esasında üzerinde defalarca durulmuş, hatta kemikleşmiş bir klişeyi, zengin efendi-fakir köle ya da zalim patron-ezik işçi arasındaki sınıf çatışmasını, bir de aşk hikayesiyle süsleyerek anlatır.

Metropolis`i özel yapan, 1927 yılının Ocak ayında gösterime girmesi, fakat bütün o sınıf çatışmalarının ve kargaşanın 2026 yılının New York`unda, gökdelenlerde yaşayan zenginler ve yeraltındaki fabrikalarda çalışan fakirler arasında geçiyor olması. Ve tabii ki, bir bilim kurgu filminin vazgeçilmez unsuru, görsel efektleri. Günümüzde görsel efektlerden bahsederken, zaten hayatın bir parçası haline gelmiş olan gökdelenlerden, trafik sıkışıklığından, ya da robotlardan söz etmek oldukça güç olsa da, o yıllardaki bu potansiyel ve filmin öngörüsü, yapay zekadan bahsedilen bugünle karşılaştırıldığında ,bu film, onu herzaman özel kılmaya yetecek kadar primi hakediyor diyebiliyoruz.


O günlerde eleştirmenler bugünkülerden oldukça farklı düşünmüş olmalılar ki, film gösterime çıkar çıkmaz yerden yere vuruldu, gülünç bulunup aşağılandı. Ancak, Metropolis`in gösterime girer girmez tarih olmasının tek sebebi gelen kötü eleştiriler değildi. Metropolis gösterime girmeden sadece 3 ay önce, Alan Crosland`in, The Jazz Singer`i , beyaz perdede Al Jolson`un sesiyle kıyametler koparıyor ve tam olarak sesli bir film olmasa da, sinemada sessizlik devri bitip yepyeni bir devir açılıyordu. Anlaşılan, Metropolis`i sessizlikten, müziklerini yapan Gottfried Huppertz ve besteleri de kurtaramamıştı.


The Jazz Singer, Akademi Ödülleri`ni toplarken, o zamanlar küçük bir krallığın bütçesine denk, 5 milyon Marklık maliyetiyle, Metropolis ve yapımcı şirketi UFA (Universum-Film-Aktiengesellscaft) tıpkı Titanic gibi, bütün ihtişamıyla dibi boyluyordu. Ama, pahalıya malolan mükemmeliyetçi yönetmen Fritz Lang`in UFA`da açtığı yaraları Paramount ve MGM (Metro Goldwyn Mayer) kısa zaman sonra makyajla bir güzel kapatacaktı.


Bilim kurguya pek meraklı İngiliz gazeteci-yazar H.G Wells, Lang`i anlamadığı işlere (bilim kurgu bir tek kendi işi çünkü) burnunu sokmakla suçlayıp, dudak bükerek " daha aptal bir film yapılamazdı" diyedursun, sonradan dünyanın karşılarında şapka çıkarttığı bir kaç isim, Alfred Hitchcock, Sergei Eisenstein,Billy Wilder, Lang`i bizzat setinde ziyaret ederek alkışlamaktan geri durmamışlardı.

Spacer
Spacer
5 ahkam var
tuttum
0

Kiralık Konak'ta Madame Bovary Etkileri

“Kiralık Konak” Yakup Kadri’nin ilk romanıdır. Yazarın bir çok romanına önsöz yazmış olan Atilla Özkırımlı’nın da belirttiği gibi, her ne kadar “Yaban”’ın popülerliğinin gölgesinde kalmışsa da, “Kiralık Konak”, işlediği dönemin olgularını ve batılılaşma sürecinde kuşaklar arasında yaşanan çelişki ve çatışmaları gözler önüne sermesi açısından hem Yakup Kadri’nin hem de Türk romanının en önemli yapıtlarından biridir. Yakup Kadri ve romanı “Kiralık Konak” üzerine söylenecek çok söz olmasına karşın, kısaca romandaki genel karakterlerden bahsedildikten sonra,bu incelemenin odak noktası Dr. Niyazi Akı’nın “Yakup Kadri Karaosmanoğlu; İnsan–Eser–Fikir–Üslûp “ adlı kitabındaki incelemelerden faydalanılarak, Seniha ve G.Flaubert’in Emma – Madame Bovary karakterlerinin karşılaştırılması olacaktır.

Romanda anlatılan olayların yaşandığı dönem, II. Meşrutiyet yıllarıdır. Yakup Kadri, daha romanının başında eski ve yeni devirler arasındaki farklılıkları sıralamaya başlar; “ zamanlar artık eski zamanlar değil, iki sene içinde pek çok adetler değişti (...) “ . “ İstanbul’da iki devri oldu: Biri İstanbulin, diğeri redingot devri... Osmanlılar hiçbir zaman bu İstanbulin devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar olmadılar (...) “ . Yazar romanın ilk bölümünde olayların baş kahramanı Seniha’nın dedesi olan Naim Efendi, damadı Servet Bey ve kızı Sekine Hanım’ın birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini eski-yeni karşılaştırması dahilinde anlatarak İstanbul’un sözü edilen bu iki devrini okuyucuya anlatır. Yazarın betimlemelerinde Naim Efendi’ye duyulan bir acıma duygusu görülmektedir; “ (...) Naim Efendi, yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk almak şöyle dursun, son senelerde artık yazılan ve konuşulan Türkçe’yi de anlamıyordu. (...) Naim Efendi evvela damadı, sonra torunları sayesinde daha nelere alışmıştı... Biçare adam kızı evlendiği günden beri, aşağı yukarı yirmi senedir, her gün bir eski itiyada veda etmekten ve her gün yeni bir mecburiyete katlanmaktan başka bir şey yapmıyor (...) .Eski dönemden gelen alışkanlıkları, terbiye ve görgüsü dolayısıyla yenilikler karşısında Naim Efendi’nin şaşkınlığı, eski-yeni sorunsalının o dönemde yaşayan kişiler üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Yeni devri örnekleyen karakterlerden Servet Bey ise, “ züppe “, “garabet yapan, tatlı su Frenkleriyle düşüp kalkan, yabani ve perişan bir sesle bir takım opera parçaları terennüm eden” bir kişilik olarak tasvir edilmiştir. Servet Bey’in takdiminden sonra, oğlu, Seninha’nın kardeş Cemil de kısaca anlatılır. Cemil’in Beyoğlu gecelerine olan düşkünlüğü, Beyoğlu’nda oturan metresi ve Cemil’in genel davranış biçimi anlatıldıktan sonra romanın baş karakteri olan Seniha’ya geçilir.

Spacer
Spacer
2 ahkam var
tuttum
2

Lanetlensem yeridir!

Az once muhtesem bir hareket vardi, simdi ise hersey duragan. Dun gece az icseydim, gec yatmasaydim yada sabah ise gitmeseydim, bu guzel Cuma aksaminin belki tadina varabilirdim sehrin suslere burunmus sokaklarinda.

Aklima birseyler gelsin ben de yazayim diyorum, rahatlarim belki; ancak o kadar uc seyler aklima geliyor ki inanin desifre edilesi gibi degil. Belki de soylemek gerek, hadi bir cesaret...

...

Benim birden fazla sevgilim var, kimisi bu siteye geliyor, arada yazilanlari okuyor. Sizi sizinle aldatiyorum beyler, bunu duymak hosunuza gitti mi? Her biri de aslinda beni aldatiyor, komik degil mi? Ayri sevgililerdeniz biz, hani su cagdas modeller var ya, onlardan. Bana soruyor oldukca akli basinda, egitimli sevgililerimden biri: "Beni aldattin mi ben yurt disindayken?" Ben: "Sen buradayken aldatmistim, yurt disinda oldugun sureyi sorgulamayalim dilersen." Cok uzuluyor, gururu inciliyor, Hulya Kocyigit gibi kosarak ortami terk ediyor. Aslinda o John Travolta gibi gitti de, ici Hulya Kocyigit. Ariyorum aksama: "Biliyorsun, biz hic soz vermedik birbirimize, lutfen sacmalama, kendine gel." Vizil mizil birseyler mirildaniyor once, cok sarhos olmus, oysa ceylan gibi seke seke uzaklasmasinin uzerinden pek de cok zaman gecmedi, ne zaman sarhos oldun bre Travolta, siseyi mi diktin kafana? Sonra beni almaya gelmesini istiyorum; "gelmem" diyor. "Nasil yani?" diyorum, "ne zaman beni almayi reddedecek kadar beni unuttun?" Toparlaniyor haliye, sarhosmus araba kullanamazmis. Ben gidiyorum yanina bir aracla, hani o kadarini da hakketti. Yolda telefonumun neredeyse sarji bitecek, her 5 dakikada bir ariyor, yolun neresindeyim soruluyor. Taksi soforune telin verilmesi rica ediliyor, adam birazcik bahsis onerisi ile gaza geliyor, saygideger bacisini kukuma kusu gibi bekleyen sevgilisine teslim ediyor, korna calarak uzaklasiyor. Cikiliyor eve, saraplar tukenmis, sert ickilere gecilmis. Avutuluyor sevgili "baglanmaktan korkuyorum sana" diye. Opusuluyor, koklasiliyor, barisiliyor. Sevgili de mutlu, ben de.

Spacer
Spacer
53 ahkam var
tuttum
0

Solaris Terlik

Terlik'le bir ilgimiz yok. Aslında mesela George Clooney'li bir film. Şu an oynayan 2 adet var zaten. Solaris, psiko-dram gibi. Steven Soderbergh ve James Cameron yönetmiş. Film pek parlak diyemem. Aslında konu pek karmaşık gözükebilir ama değil. Enteresan bir şekilde bu filmi seyrederken Event Horizon'u seyreder gibi hissettim. Verdiğim linkte görüleceği üzere bu film Solyaris diye bir filmle ilişkilendirilmiş. Yani Solaris'in 1972 model orijinal Rus versiyonu

Stanislaw Lem’in kitabından uyarlanan film, daha önce Rus yönetmen Andrei Tarkovsky tarafından 1972'de sinemaya Solyaris adıyla uyarlanmış. Hikâye aynı. Ve her zaman olduğu gibi, Holywood'un bir filmi tabîi ki yurtdışından arak (bkz. Birdcage, 12 Monkeys, Vanilla Sky akla ilk gelenler). Dedim ya Event Horizon'u seyreder gibi oldum. James Sanford adlı bri eleştirmen de direkt olarak bu noktaya değinerek, Event Horizon'un da Torkovsky'nin filminin değişik bir versiyonu olduğunu vurgulamış.

Spacer
Spacer
7 ahkam var
tuttum
2

itiraf ediyorum, ben bir meleğim!

Güzel bir bahar sabahı, iki köpeğim ve ben dışarı çıktık. Deniz manzarasına kendimi kaptırmış, köpeklerimin malum ihtiyaçlarını gidermelerini bekliyordum. Onlar da şen şakrak, kah sağa kah sola koşarak, her yere izlerini bırakıyorlardı. Kitty (kızım) zor beğenir, burnunu sokmadığı yer kalmaz, hanfendinin poposu çok değerlidir, her yere dışkı bırakmaz. Topiş (oğlum) tam bir serseridir, utanmasa beni de sınırlarına dahil etmek için bacağıma işeyebilir. Nitekim aklınca yastığıma işeyerek, kötü emellere sahip tüm köpekleri benim çevremden uzaklaştırmıştır. O bir kahramandır. Ona bu konu ile ilgili sakın sitemde bulunmayınız, inanın iyi niyetlidir. Kendisi bana defalarca bunu açıkladığı için, ben onun bu iyi niyetini memnuniyetle kabullenirim. Ancak en kısa zamanda yastığı değiştirir, sonra da hafif kaş çatarak, "ya gören olursa, anlamazlar ki" derim, o da anlar, bi süre dikenli tellerini yatağımdan uzak tutar.

Spacer
Spacer
0 ahkam var
tuttum
0

porno aşkı öldürür mü?


ilk görüşte aşka inanır mısınız? ben de inanmazdım. taa ki onu görene kadar... o nasıl desem benim için bir fotomodel değildi yalnızca ya da yalnız kaldığım gecelerde fantezilerimi süsleyen bir hatun bir playmatede değildi. gerçi playmate olduğunu öğrendiğimde yıkılmadım değil. gerçekten üzülmüştüm.

Spacer
Spacer
14 ahkam var
tuttum
0

Luciano Berio (1925-2003)

Etiketler: 

Luciano Berio Kendi bestecilerimiz yaşarken ya da öldüğünde onlara saygıyı esirgeyen sevgili basınımızda yine ufak da olsa yer verilmedi ancak İtalya'nın yetiştirdiği en büyük bestecilerden Luciano Berio 27 Mayıs 2003 Salı günü 77 yaşında aramızdan ayrıl.

Spacer
Spacer
5 ahkam var
Önceki 1 ... 6 7 8 9 10 ... 14 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu

network siteleri