Adamın ya da “kadının” kafasını kırmak, suratını dümdüz etmek, façasını bozmak, yamultmak; yaşadığımız coğrafyanın hepimizce malum gerçekleridir. Memleket çocukları uzunca yıllar, uzak doğu dövüş sanatları içerikli sinemalara gidip, o dolduruşla çıkışta birbirinin kafasını gözünü yarmıştır. Bu alışkanlık her ne kadar kaybolmuş zannedilse de hayatın bir çok alanında hala sürmekte. Bu nedenle bu blogun departmanı “çık lan dışarı” zaten...
“Çık lan dışarı” başlı başına bir fenomendir. Bulunduğunuz ortamdan, tartışmaya başladığınız mekandan, hasmınızı dışarıya çağırırsınız. Maksat ortamın huzurunu bozmamak, amiyane delikanlıca “biz kozumuzu paylaşalım ama içerdekiler rahatsız olmasın” demek.
Her yerde, habire gözümüze sokup durdular, “modern çizgi romanın başlangıcı sayılan Karaoğlan geri döndü!”. karaoğlan’ı severim, tabii bu haberleri duyunca da izlemek için sabırsızlandım, gerçi Karaoğlan’ın dizi formatında düşünülmesi, prime time’a konacak olması Karaoğlan’dan çok şey kaybettirecekti belli ki. Çünkü Karaoğlan ve babası Baybora her maceranın yarısını bir kızın, bir kadının memeleri arasında geçirirler. Karaoğlan filmlerinde belli belirsiz bir şeyler vardı ama diziden bunu bekleyemiyoruz ne yazık ki.
Kaan isimli bir orta asya türkünün maceralarının, devamı olarak yayınlanagelen Karaoğlan, dönemin gazetelerinde yer alan, Suat Yalaz’a ait bir çizgiroman, kahraman. Superman, Üç Silahşörler, Teksas gibi kahramanlara gıpta ederek “bizim niye bir kahramanımız yok” düşüncesinden çıkışla, Harold Foster’in Prince Vailant’ından da etkilenerek yarattığı bu kahraman, çıktığı ilk andan itibaren halktan büyük bir ilgi görmüş.
O zamana kadar, adaleti Superman, Zorro gibi karakterler dağıtırken, şimdi Karaoğlan isimli, türk tarih ve folkloruyla harman olmuş, bizden biri de adaletin savunucusu olmuş, güçsüzlerin, yardıma ihtiyacı olanların imdadına yetişmiştir. Bu da Karaoğlan’ın sevilmesi ve büyük ilgi görmesindeki en büyük etkenlerden biridir elbette.
Türkiye'de böyle bir kurum varmış. Sitesinde u.f.o. dedektör devreleri, u.f.o. fotoğraflarının doğruluğunun tespiti gibi yöntemler var. Kara listesine aldığı Ö. Cenap Başman'ın "ejder insan modeli" yazısı oldukça fantastik..