Aslında bu blogu iki hafta önce girecektim, imajları falan hazırlamıştım. Sonra İzmit'ti, H2000'di derken, unuttum ben bu yazıyı. İmajları masaüstümde görünce aklıma geldi.
"Kötü hava, daha da kötü yemekler" deyince akla haliyle yeşil adalar grubu, sağlı sollu ortaların ana vatanı ve tabii ki medeniyetin beşiği olan İngiltere geliyor. Bugünlerde "biz 12 bin yıl önce medenileştik, bakın bu da 30 kuşak öteden dedemin bir mamuta yazdığı şiir" modunda olsalarda onların tarihinde de ipe sapa gelmeyecek tonla şey var. Ve fakat bu tonla şeyden biri olan Doomsday Book gerçekten bir efsane. Doomsday Book tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sayımın ürünü (buraya "bakın nasılda çaktım spotu" dercesine bir boşluk koymak lazım).
viva emptiness departmanından...
daha önce ölü müzisyenlerden grup kurmuştuk. sıcak beynimi sulandırdığından şairler rock'n'roll yıldızı ya da tam tersi olursa: m. manson - william blake jim morrison - jim morrison bob dylan - şekspir nick cave - william wordsworth bruce dickinson - samuel t. colaridge (the rime of the ancient mariner:)) ozzy - aleister crowley (mr. crowley:P) patti smith - sylvia plath jeff buckley - lord byron ronnie james dio - w. b. yeats syd barret - baudelaire jimi hendrix - rimbaud kurt cobain - dylan thomas bono - w. h. auden zack de la rocha - neruda martin walkyier - aragon ya da rene char
Hep aynı hikaye güya motivasyon. Pireleri kavanoza koyuyormuşsun 60 santim zıplayan hayvan sonradan 'yahu ben şuna çarpmayacak şekilde zıplayayım' diyormuş... Sonra kavanozun kapağını açıyormuşun hayret hayvan bu sefer 10 cm zıplıyormuş.Yaaaa işte KENDİMİZİ SINIRLAMAMALIYMIŞIZ. Köpek balığı,tavukların arasındaki kartal yavrusu ve daha neler neler...Ve hepside nedense hayvan... Bu bana hakaret mi? Yoksa insanların başarıları yok mu? Neden bahsedilmiyor? Yahu kardeş duya duya gına geldi, millete söylemekten gelmedi. Geçen sene rehberlik hocamızdan güzel bir söz''Fazla gaz egzozu patlatır'' İşte böyle... Artık günümün yarısı Louse Hay, Anthony Robbins,Doğan Cüceloğlu okumak ile geçiyor. Hayde goçum amat sık dişini,az kaldı. Ne derler: ''AZİMLE İŞEYEN DUVARI DELER'' Ufak bir istek: rüyalarıma son günlerde r.t.erdoğan,oscar wilde falan girmeye başladı.Hatta william blake eserinde benden söz ediyordu.Acep ne iş? Manası ne ki? sıcak diye battaniyeyi atıverdiydim ondan mı?
Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır.
Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizlikleri derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıkları sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
Güzellikleri görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibdir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar. Nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.

'Ölmeyeceğini iddia eden Matthews bunun üzerine kumar şirketi William Hill'e giderek kumar oynadı. Bahiste yaşamasına 50'de 1 şans tanınan Matthews 100 sterlin yatırdı ve Türk parasıyla 12.500 YTL eden 5.000 sterlini aldı. Kumarhanenin sözcüsü Graham Sharpe ise olay için 'Bir kişiye 5.000 sterlin öderken hiç bu kadar mutlu olmamıştım.' dedi. Böyle bir olay Türkiyede gerçekleşirmi derseniz zor, çünkü Telekom williamhil sitesini yasaklamış durumda.
Bugün 12 Temmuz. Tam 314 yıl önce bugün III. William (nam-ı diğer Orange'lı William) Protestanların İrlanda adasındaki varlığını Katolik Kral II. James'e karşı verdiği Boyne Savaşı ile perçinlemiş. Aslında bu hikaye de İrlanda adasıyla ilgili diğer tüm hikayeler gibi çok karışık. Mesela Katolik Kral II. James İngiliz hanedanının katolik kralıdır, ve dahi damadı Orange'lı William saray darbesi ile kendisini İrlanda'ya kovar. Kral II. James de burada boş durmaz. Güç toplayıp, III. William'dan tahtı geri almak ister. İrlandalı Jakobitlerle Britanyalı Williamitler arasında süren savaşlar sonunda on üç Çırak Genç (Apprentice Boys) tarafından kapıları James'e karsi tam zamanında kapatılan Derry (protestanlar ve kendini British addedenler Londonderry de derler) 105 gün süren kuşatmanın sonunda William tarafından kurtarılır(!). James II de bu olaydan sonra Fransa'ya sürgüne postalanır.
Aslında basit bir link verip; dünyada en çok ekmek tüketen ülke olduğumuzu belirtmek ve içten içe de acaba ''yanlış beslenmeden dolayı mı bu kadar sıkıntı çekmeteyiz'' babında bir serzenişte bulunacaktım fakat yanlış link vermişim:)
Başlığı değerlendireyim düşüncesiyle ülke ve dünya gündemini içeren bir konu; Bağdat avcısı ‘’juba’’ hakkında birkaç haber ve yorum belirterek ,tarihte ‘’güçlü olan devletlerin her zaman güçsüz ve zor durumdaki ülkelere hegemonyasını kabul ettiremediklerini’’ göstermekti amacım. Keskin nişancı olarak yaptıklarıyla tarihe geçmiş hatta ulusu kurtarmış(manevi anlamda) kahraman-askerler hakkında ufak bir araştırma-değerlendirme yapmak gerçekten zormuş. Savaş tarihi içinde boğuldum, çok kapsamlı aramalarda değildi halbuki... cidden gözlerim ağrıdı kafam şişti.
11 Eylül hesabına
William Burroughs'un, Junky adlı kutsal romanınında öyle bir Amerika vardır, Kerouac'ın, Bukowski'in, Henry Miller'in Amerikası, haysiyetli ama yitik bir Amerika. Kaliforniya'nın nurtopu gibi besili Amerikası değil, Bob Dylan'ın, Dead Kennedys'in, Allen Ginsberg'in Amerika'sı. O Amerika'ya şuradan gidiliyor: Burroughs abimiz, henüz yaşayan efsane olmadan önce (Şimdi mezarın derinliklerinde, o başka), New York'un narkotik dağıtımının yarısını gerçekleştirirken, metroda uyuya kalan sarhoşları, onların cüzdanlarını çalarak yaşayan madde bağımlılarını anlatmak daha aklında yokken, peşindeki aynasızlardan kaçmak için New York'tan çıkıyor yola.
2003 yılında şu mimle, balıkların sandığımız gibi kafasız canlılar olmadığını öğrenmiştim, bir ay kadar önce de kedilerin mırlama mucizesi karşısında ağzım açık kaldı, şimdi de karşıma çıkan haber, William Blake’in şiirine de konu olmuş olan koyunlara dair. Sürü psikolojisi ile sürü liderinin ardından, gözlerini kırpmadan uçurumdan atlayan bu yer bulutları, aslında o kadar da salak değilmiş.
jessica williams, scott williams, serena williams, venus williams, william blake, william frey, william hanna, william holman hunt