İyi ki Doğdun Levi’s


Yann Tiersen - live, Aux Eurock / Rue de Cascades
(Claude Lévi-Strauss’un dalya dediği 100. doğum günü anısına…)

Bugün 100. doğum yıldönümünü kutlayan, 20. yy’ın en önemli antropologlarından Claude Lévi-Strauss’un dalya demesi anısına, O ve çalışmaları ile ilgili bir yazı kaleme almak istedim. Başlıkta ise çarpıcı olması düşüncesiyle, her antropoloji öğrencisinin maruz kaldığı klişeleşmiş “Levi’s” konserve esprisini yapmaktan kendimi alıkoymadım. Belirtmek gerekirse, bugün 100. doğum yıldönümünü kutlayan antropoloji üstadı Claude Lévi-Strauss ile, meşhur Amerikan bluejean markası arasında ortak herhangi bir bağ yoktur. (Müşterek Yahudi kökenleri hariç.)


IPSA adında profesyonel bir oluşumları var, ayrıca AASECT'de destek veriyor.
Kendilerini fahişeler olarak görmeyen surrogate'ler etik ilkelerinde, fahişelerle kendilerini şöyle ayırıyor,
Focus Dergisi'ne göre insan yaşamı boyunca 95 litre, yani yaklaşık 10 kova gözyaşı döküyor.kadınlar yaklaşık 5 dakika boyunca 50 damla gözyaşı akıtırken, erkeklerinse sadece gözleri nemleniyor. Buradaki "damla" ölçütü 15 mg'a denk geliyor.
Buradaki yazıda da, gözyaşı bazı toksinler içerdiği ve ağlayarak bunlardan kurtulmuş ve stresten arınmış olduğumuz belirtiliyor:
"Crying:The Natural and Cultural History of Tears" isimli kitabın yazarı Tom Lutz'a göre Endüstri Devrimi'ne kadar erkeğin de ağlaması gayet normal karşılanırmış. Örneğin Ortaçağ'da Fransanın en ünlü savaşçısı olan Roland öldüğü zaman diğer 20.000 şövalye bayılıp atlarından düşene kadar ağlamışlar. Endüstri Çağı ise daha çalışkan, duygusal olmayan çalışanlara ihtiyaç duyuyordu. İşte o zaman gözyaşları kapalı kapılar arkasına gizlendi. İnsanlar toplum içerisinde ağlamaktan utanır oldular.


Khipular, 0,5 - 0,7 cm kalınlığında bir ana sicim üzerine daha ince sicimler ve bazen onlara da daha daha ince sicimler tutturularak oluşturulmuş. Bu ince sicimlerden 1500 farklı çeşit var. Hepsi farklı anlamlar ifade ediyor. Bu güne kadar yapılan araştırmalarda bu sicimlerin hesaplama yapmak, muhasebe kayıtlarını tutmak için kullanıldığı ortaya çıkarıldı. Hatta khipuların bilgisayar mantığının temeli olan ikili tercihler sistemi olduğu görüşünü savunanlar da var.
politik kurgu romanları metal fırtına ile birlikte en popüler türlerden biri oldu. birbiri ardına yayınlanmaya başlayan bu kitaplar "çok satılanlar" listelerinden pek ayrı kalmadı. ilgilenenler için bu kitaplardan bulabildiklerimin bir listesi aşağıda.

Kitap 23 Mayıs 2007 tarihinde başlayan Türkiye - ABD savaşını anlatıyor.
metal fırtına, ilk kitabın ardından iki ayrı seri olarak devam etti. burak turna tarafından yazılan metal fırtına 2 kurtuluş timaş yayınlarından, metal fırtına 3 karşı saldırı ise profil yayınlarından çıktı. metal fırtına 1'in diğer yazarı orkun uçar tarafından yazılan Metal Fırtına 2 / Kayıp Naaş ve Metal Fırtına 3 / Kızıl Kurt ise "altın kitaplar" ile okuyucuya ulaştı.
Kimi milletlerde süregelen bir gelenektir. Çocuklarına çok uzun isim koyarlar. Bazıları tanınmak,farklı olmak için, bazıları lüks olsun diye ama çoğusu gelenektendir bu uzun isim verilmesinin sebebi. Örnek olarak brezilyalıları verebiliriz...
Brezilyalılar, hüviyetlerindeki uzun isimler yerine lakap kullanmayı tercih ediyorlar. Özellikle futbolcular da bu örneği göstermek mümkün. İnsanlar, bu futbolcuları, gerçek isimleriyle değil, formalarındaki lakaplarıyla tanıyor.
Uzun yıllar Portekiz'in sömürgesi olan Brezilya'da konuşulan dil Portekizce. Portekizce'de isimlerde ve kelimelerde yapılan bazı değişiklikler, o isim ve kelimelere yeni anlamlar kazandırabiliyor. Bunu günümüzde birçok ünlü futbolcunun isminde görmek mümkün. Mesela, bazı Brezilyalı futbolcuların isminde alışık olduğumuz ?inho' eki, küçüklüğü ifade ediyor. Juninho, Robinho, Cicinho ve Ricardinho örneklerinde olduğu gibi, ?inho' eki, bu futbolcuları, büyük haleflerinden ayırmak için kullanılıyor..

kalbimizin hızlı çarpması ve içimizi ürperten bir heyecan dalgası yabancı olduğumuz durumlar değil. bunların baş sorumlularından biri adrenalin/epinephrine hormonu. bu hormon ilk kez 1800'lerin sonu, 1900'lerin başında william bates , napoleon cybulski ve jokichi takamine'nin çalışmalarıyla tanımlanmış ve anlaşılmış.

renkleri ve düzenlemeleri küçük farklılıklar içermekle birlikte tüm plakalar ne olduğu tam anlaşılamayan sert bir maddeden yapılmış ve hepsi de "bütün gazete muhabirlerini öldürün, yalvarırım (murder every journalist, I beg you)" ve "boyun eğ, itaat et. (submit. obey.)" gibi en az ana mesaj kadar tuhaf dipnotlar içeriyor. plakaların yeni bir fenomen yaratma denemesi mi oldukları yoksa daha önemli bir amaca ve hedefa mi hizmet ettikleri bilinmiyor.
Hoc Est Enim Corpus Meum. Hıc Est Enim Calix Sanguinis Mei. Novi Et Aeterni Testamenti. Mysterium Fidei. Oui Pro Vobis Et Pro Mulin Effundetur In Remissionem.
Luka 22:20



Buradaki buğday ile kurban ilişkisine özellikle dikkat et kardeşim. Kim ki buğday yetiştirmiştir, temiz kalpliliğinden başına muhakkak iş gelmiştir. Dikkat et, ne zaman ki Osiris, Mısırlı’lara buğday ekmeyi öğretmeye kalkmış, işte o saat başı belaya girmiştir. Yeryüzü tanrısı Seb’in oğlu Osiris, o zamana dek fakir olan Mısır’a, karısı ve kız kardeşi olan İsis’in keşfettiği buğdayı ekmeyi öğretmiş, onu yabanıllıktan kurtarmış, yasalar koymuş, tanrılara tapmayı öğretmişti. Osiris’i çekemeyen kardeşi Set, yetmiş iki adamı ile birlikte Osiris’i bir güzel sandığa kapatır, Nil Nehri’ne atar. Deniz yolu ile Byblos’a ulaşan Osiris’in canlı canlı gömüldüğü tabutunu, bin bir zahmet bulup, Mısır’a getiren İsis, oğlu Horus’un hasretine dayanamayıp, ziyaret maksatlı yola çıkarken sandığı ağır bulup geride bırakınca, domuz avlamaya çıkan, domuzlar alasıca Set, Osiris’i tekrar eline geçirir. Bu sefer işini sağlama alıp, Kabil misali biraderini kıtır kıtır ondört parçaya keser, bununla dahi yetinmez, parçaları kafasına göre Mısır’ın değişik yerlerine dağıtır. Ne yapsın gözü yaşlı İsis, atlar papirus sandalına, deltada gezer, sevgilisinin bedeninin parçalarını bulduğu yere gömer, bununla da yetinmez, her birinin üstüne bir tapınak diker.
jessica williams, scott williams, serena williams, venus williams, william blake, william bullock, william frey