Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "lost 4x12: There's No Place Like Home promo"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Aranan terim: yasaklı köpekler

Yorumlarda da aramayı ihmâl etme.
  
aramanızın hem armut hem de armutlu kelimelerini içermesi için armut* arayabilirsiniz

195 adet sonuç bulundu

\

sırf taşıdığı kürk zarar görmesin aman bir cm.inden de ziyan etmesinler diye kanada'daki zavallı fokları canlı canlı bağırta bağırta kürklerini yüzen caniler var. detaylar için buraya tıklayınız.(bunu artık nasıl yapabiliyorlarsa! bunla nasıl yaşayabiliyorlarsa! bunlar da nasıl insanım diyebiliyorsa!)
1 dakikanızı ayırarak kürk pazarının %60’nı oluşturan çin halk cumhuriyetini kürk kullanımı ve yenmek üzere satılan rakun köpeklerinin etleri konusunda protesto dilekçesini imzalamak için lütfen şuraya tıklayınız
24 ahkam var

Öncelikle bu etiketi açan ve yorumlarını paylaşan bütün üyelere Kürke Hayır Platformu adına teşekkür ederim ve hazırlamış olduğumuz bildirileri duyarlı arkadaşlarla paylaşmak için buraya ekliyorum, bu metinleri gerekli düzenlemeleri yaparak tasarımlarında kürke yer veren firmalara, programlarında kürk tanıtımı yapan ve giyen ünlülere, kürk reklamı yapmaktan büyük bir haz alan kimi basın organlarına gönderebilirsiniz.

Tarih:

İlgililerin Dikkatine,

Her yıl milyonlarca hayvan kürkleri için akıl almaz yöntemlerle öldürülmekte (boyun kırma, vajinadan elektrik verme...), boşalan kafeslerini yeni milyonlarca talihsiz türdeşleri doldurmaktadır. İlkelliği moda diye önümüze süren katiller, üzerlerine postunu geçirmek için katlettikleri hayvanların da kendileri gibi yavruları olan, yaşamak ve türünü devam ettirmek için uğraşan canlılar olduğunu görmezlikten gelmektedirler. Talebin büyüklüğü ise katillerin iştahını arttırmakta ve insanlığın temelinde yatan ahlak anlayışını para hırsı ile ezip geçen katillerin piyasaya kazandırılmasına yardımcı olmaktadır.

Kürk Endüstrisi’nce hayvanlara yapılan kötü muameleler gözardı edilerek hazırlanmış reklam kampanyalarında kürkün çevre dostu bir ürün olduğu sıkça vurgulanmaktadır. Aslında durum dikkatle incelendiğinde bu bilginin yanıltıcı olduğu görülecektir. Gerçekte, İngiltere, Danimarka, Hollanda ve Finlandiya gibi ülkelerdeki reklamcılık standartlarına göre kürkün çevre dostu bir ürün olduğu bilgisi eksik ve insanları yanlış yönlendiren bir bilgidir. Kürk çiftlikleri de tıpkı diğer hayvan çiftliklerinde olduğu gibi küçük bir alanda büyük miktarlarda hayvansal atık üretmektedirler. Çevreci Mauro Leivi’ye göre dünyadaki tilki çiftliklerinin %65’inin bulunduğu Finlandiya’da kürk hayvanlarının artıkları bir milyon insanın oluşturduğu lağım pisliğine eşittir.

Olaya Ekolojik Denge açısından baktığımızda ise kürk endüstrisinin katillerince kullanılan vahşi yöntemler sonucu doğada azalan, yok olan canlı türleri dikkatimizi çekiyor. Kaplanlar ve İskandinav Kurtları Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın hazırladığı "nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan canlılar" listesindeki on canlıdan bazıları... İsimleri ve yaşadıkları coğrafyalar farklı olsa da, sayılarının giderek azalmasına yol açan sebepler aynı. Derileri ve kürklerinin dünya pazarında satılması, yaşadıkları çevrelerin yine ticari kaygılarla talan edilmesi söz konusu canlı türlerinin yok olmasına neden oluyor.

The Humane Society International' ın verdiği bilgilere göre kürk ticaretine yılda 2 milyonun üzerinde kedi ve köpek kurban ediliyor. Kürkler için hammaddenin sağlandığı yerlerin başında Çin ve Doğu Asya' nın bazı bölgeleri geliyor. Üreticiler kürkleri, giyim eşyası, aksesuar ve hediyelik eşyalarda kullanılmak üzere Avrupa' ya pazarlıyorlar. Ürünlerin bazı kısımları kedi-köpek kürkü içerebildiği gibi tamamı bu hammadde ile yapılmış eşyalar da mevcut.

Hayvanlar geniş gruplar halinde kürk çiftliklerinde üretiliyorlar. Çiftliklerin en çok bulunduğu yer soğukta tüy örtüsünün daha sert büyüdüğü Kuzey Çin. Hayvanlar özellikle kürk yapısının sert olmasını sağlamak amacıyla kışın başından itibaren tahammül edilemez soğuk ortamlarda hapsedilmekteler. Üreticilerin en çok ticaretini yaptığı canlılar ise kısa tüylü kediler ve Alman çoban köpekleri.

Nasıl yaşıyor ve ölüyorlar?

Tıpkı kürk endüstrisi kurbanı diğer hayvanlarda da olduğu gibi, köpekler ve kediler yeterli besin alamadan ve su bulamadan yaşatılıyorlar. Kürklerinin kalitesini optimum düzeyde tutmak için her tür uygulamaya maruz bırakılıyorlar ve itlaf zamanına gelene kadar olabildiğine güçsüz hale getiriliyorlar.

Köpekleri öldürmek için kasap hayvanın boynunu demir bir tel ile sıkıyor ve ardından kasık bölgesinden bıçaklıyor. Bunu takiben hemen köpeğin derisi yüzülüyor. İşin çabuk olması için çoğunlukla hayvanın ölmüş olması beklenmiyor.

Kediler de ise asma yöntemi uygulanıyor. Çoğunlukla ipler ile boğazlarından asılan kedilerin bazen ölümünü çabuklaştırmak için boğulana dek ağızlarından tazyikli su veriliyor.Toplanan kürkler aracılar vasıtası ile açık arttırmaya tâbi tutuluyor ve Avrupa ülkelerinde satışa sunuluyor.

Kürk gerçeği!

Aslında kedi ve köpeklerin kaderi diğer onlarca kürk mağduru hayvandan farklı olmuyor. Hepsi çok kötü koşullarda geçen çileli bir büyüme döneminin ardından akıl almaz vahşilikteki metotlarla öldürülüyorlar. Bazen ise kafalarına vurulan ağırlığın darbesi ile bayılıyor, ayıldıklarında ise kürklerinin üzerinden alındığını hissediyor, tarif edilemeyecek acılar içinde kıvranarak can veriyorlar.

Tabi ki Kürke Hayır Platformu olarak bizler -kedi ve köpeklerin yanında- kürkü için ya da başka sebeplerden öldürülen hayvanları bir görmeli ve hepsinin kurtuluşu için savaş verilmesi gerektiğine inanıyoruz ve çabalıyoruz. Ancak kişilerin tüm güzel anılarında bulunan sevimli dostlarının da giydikleri kürkün yerinde olabileceğini bilmeleri, durumun ciddiyetini anlamaları açısından faydalı olacaktır diye düşünüyoruz.

Bütün dünyada canlı yaşamına ve doğaya saygılı kişi ve organizasyonlar kürk vahşetine karşı bilinçlendirme kampanyaları yürütüyorlar. Bu kampanyaların sonucu olarak ünlü modacı ve modaevleri kürkü kreasyonlarında kullanmama kararı alıyor. The Daily News Kaynaklı bir habere göre İngiliz Modaevi Burberry 13 Nisan'da Çin'den ithal edilmiş hiçbir kürkü tasarımlarında kullanmayacağını açıkladı. Karar, bir hayvan hakları savunucusu ve vegan olan Heather Mills Carter tarafından Burberry yönetimine Çin'de derileri canlı canlı yüzülen rakun köpeklerininin videosunu izlettirdikten sonra alındı.

Siz basın mensuplarından ricamız, [yukarıda] açıklamaya çalıştığımız noktalara dikkat ederek kamoyunu bilgilendirmeniz ve yayınlarında canlı yaşamına kasteden uygulamalara yer verilmemesini sağlamanızdır. Kürk, kreatif bir moda unsuru değil, canlı yaşamına kasteden ve çevreye geri dönüşümü olmayan zararlar veren bir üründür.

Saygılarımızla,

Kürke Hayır Platformu

www.kurkehayir.org

ezgi@kurkehayir.org

Kaynaklar: http://jivdaya.org/fur_an_environmental_nightmare.htm

Animal Aid, UK

The Humane Society International

Kız evlenmek üzeredir ve yeni evin düzenlenmesi anne ile kız arasında ciddi bir sorun olur.
K-Anne, bu ne?
A- Ne, ne?
K-Plazma TV'yi koyduğumuz sehpanın çekmecesindekiler?
A-Neye benziyor?
K- Ya anne bunları niye buraya koydun?
A-Her evde çatal bıcak takımı salondaki dolapta olur.
K-Benim evimde olmaz. Bunların yeri mutfak çekmecesidir.
A-Bunlar günlük kullanılmaz.
K-Nasıl kullanılır?
A-Önemli misafir geldikçe, kırk yılda bir.
K-Yani öncelikle evime gelecek olan insanları önem derecesine göre sıralamam lazım, öyle mi?
A-Saçmalama, abartıyorsun.
K-Sen abartıyorsun. TV'nin altında cd'ler falan duracak. Çatal bıçak takımı da mutfakta olacak.
A-Sen ne anlarsın, benim düzenime karışma.
K- Kırk yılda bir kullanacağım bir şeye niye para verdin o zaman?
A-Yeni gelin evinde adettendir.
K-Tamam anne ben yıldım, sen nasıl istiyorsan öyle olsun.

10 ahkam var

suziO'den seçmeler
.
.
başlık:70inde de genç kalabilecek misin???
suziO;
aysel gürel gibi olayım, allığımı elma yanaklı ayşegül tatilde modeli fırçalayayım. sallantılı küpeleri omuzuma değdireyim. şarkı sözü yazıp ince kemikli çıtır popçu ayıklıyayım. 2 kızımı delirtip allaım ya bu annemi öldür ya da bizi başka bi kıtaya ışınla diye inleteyim. kapatıldığım akıl hastanesinin duvarına yapıştırdığım nicholas gage posterinin arkasına tünel kazıp firar edeyim kazdığım tünel büyükada saat meydanına çıksın sevineyim. kırmızı evimden çıkıp yürüdükçe arkamdan kediler köpekler gelsin kedili evin flütçüsü desinler. Bi akrobasi pilotu sevgili yapayım. eski galata köprüsünün üstünden pike yapıp geçerken nasıldım ama diye sorsun. ben de daha yaklaşabildirdin tırstın galiba dieyim sonra uçak havadayken yer değiştirelim. felçli partneri haftada bir ziyaret edip pipetle beslenmesini zevkle izliyeyim. hemşiresine 'ne zaman tamamen damar yoluyla beslenme gerekir' diye sorarken gözlerindeki nefreti beyne depolayayım. eski grup seks arkadaşlarıma kurban bayramında koçlu kart atayım.
istiklal caddesinde tranvay yolunun üstünde sonbaharda el örgüsü pelerin giyip kuzey güney doğu batı rüzgarları uçurun beniii diye bağırayım. tuhaf tuhaf bakanlara biraz kilo almışım galiba diye göz kırpayım. Yürüyüp kulis bara gireyim bi kaptan black eşliğinde şeftali dilimli martini rosso lüpleteyim...

.
.
.
başlık:Aydın Olmak...
suziO;
Sera Dink Ve Apo sizin için aynı demek doğanın beyin sıvısı olarak vajina kayganlaştırıcısı kullandığı teyzecim. Koca göbekli motorcu resimlerinizle etkileyemediğiniz site ahalisini cık cik takılarıyla aşağılamaya çalışan Selma teyzecim, gösterin bize resimlerinizi çıkarın diplomalarınızı basın fotolarınızı teyze. Aydın teyzem aydınlatın bizi 100 mumuluk ampul misali, ağlak şiirler yazın bize teyze içinde elifler olsun buram buram Anadolu koksun. Hastayız teyzem size ısırtın bize elmanızı.
.
.
.
başlık: Normal
suziO;
çeşitli yazılarında Turana dayanan atalarını Türklük referansı olarak götümüze dayayan Anadolu esmeri emmim yine gayet kuvvetli likit üretimini surata surata fışkırtmış. Ve fekat yazıktır günahtır ve hatta milli servettir heba etmeyiniz rica ederim fışkırtılarınızı. Bundan böyle Anadolu köylüsü sizinle feraha erecek, ineğe basacağına yan basar yaprak gevşiririm diyen miskin, soyu ermeniyle kürtle bozulmuş Türk boğasının beline kuvvet diline kudret inecektir.
Ermeni olimpiyatı düzenleyip birbirini sopalayan bir milletin başka düşmana gereksinim duymadığı açıktır.

.
.
.
başlık: italyan stili evlilik
suziQ;
amcanın örnek verdiği kadın motifi de alev alatlı. gevşek doku haroşusuna ne soksan içinde kalır bir karmaşa yumağı. yok amca bey senin alaturka kadın motiflerine itibar eden daha iyi bildiğinin konularda yazsan. önündeki fallustan sözet mesela güzel ötüşlü kanarya yarışmalarında derece yapmıyor anladığım kadarıyla bu sıralar. ya da ne biliim kafa nasıl garantili kırılır hangi duman hangi şarapla iyi gider. erkek dünyası diye bişey yok amcacık. bir cinsel organ ve 3 5 hormon farkını abarta abarta dünyayı penis üstünde topaç misali döndürmeye çalışan erkekler var. ırk dil din ayrımcılığına bir de cinsel ayrımcılık ekleyip bunun üzerinden rant elde edenler var. ne yazsa ne çizse ne bestelese kadın olduğu için engele takılanlar var. anlamadığın konularda böyle fütursuzca yazıyorsun ya anlatabileceklerin ziyan oluyor be amcacım.
.
.
.
başlık: Aşure
suziQ;
Bizim kanka aşure yapmış, bi kase yolladı kızıyla odama. Görünüş süper nar tanesi nur tanesi hepsi var üzerinde ondan bigün önce de yan oda komşum yapmış üçümüz yemiştik. Kıza demediğini bırakmadı hiç estetiği yok lan bunun ben yapiim de gör falan diyerek ayar etti kızcaızı. Efendim bi kaşık almakla ağzıma tıkış tıkış sert bişeyler geldi. Hiç kaynatmamış nohutu fasulyeyi lan ne bu kazık gibi dedim.Yok onlar badem annem zengin göstersin diye koydu dedi. Aşure dediin az sulu olur malzemesi iyi pişmiş olur bu ne ki zengin aşuresi içi çıfıt çarşısı gibi malzemeler 11 -11 maç yapıo gidiim söliim dedim. Sakın söyleme ya annem oyar dedi kanka kızı. Ne oyacak diip elimde tas oda kapısına vardım. Kanka müvekkili ile kapı açık konuşmakta. Aşureden bi kaşık alıp dişim kırılmış pandomiması yaptım kankaya kapı aralıından. Senin ananı dürüm eder seni de arasına kaşar niyetine ince dilm sererim bakışıyla bi baktı tırsıp odaya koştum aşureyi kaşıklaya kaşıklaya. Kadın cinsinin her şeyine bok atacaksın ama yaptığı yemeğe saygı duruşunu ihmal etmiyeceksin yoksa hakkaten küfür olark algılıyolar.

KMC

http://pazar.zaman.com.tr/?bl=14&hn=1834

37 ahkam var

Zaman demokratik bir gazete mi hayır, kendi kişisel görüşlerini yayanların diktasında ki faşist güdümlü bir medya uzantısı, en basit örneği mi? kendi yazarının yazısını okuyucularımıza uymaz diyerek yayınlamaması :
İşte O yazı :

Alatlı'nın yazısına Zaman'dan engel
Alev Alatlı'nın 'türban' konusundaki yazısı 'Okurumuz buna hazır değil' gerekçesiyle yayımlanmadı. Alatlı, 'Yazıda istediğim 'bırakın kadınlar konuşsun' demekti' dedi
İSTANBUL Milliyet

Zaman gazetesi, yazar Alev Alatlı'nın "türban" konusunu işleyen "İçerden mırıldanmalar" başlıklı yazısını yayımlamadı. Alatlı yazının ana temasının 'bırakın kadınlar konuşsun' olduğunu söyledi.
Alatlı, 15 Şubat 2008 Cuma günü yayınlanması gereken yazısını her zaman olduğu gibi perşembe günü gazeteye gönderdi. Bir süre sonra sayfa editörü Alatlı'yı arayarak yazıyı yayımlayamayacaklarını belirtti.
Alatlı gelişmeyi şöyle anlattı: "Sayfa editörü 'bizim okurumuz buna hazır değildir' gibi bir gerekçe gösterdi. Benim, yazar çizerle sürekli kavgam 'okurlarınızı küçümsüyorsunuz' konusunda olmuştur. 'Okuru küçümsemeyin, oto sansüre girmeyin' deyip, okur anlamaz türü laflara hep karşı çıkmışımdır. Kendi kitaplarımda da çıtayı yükseltirim. Hiç de zararını görmedim."

Türban 'yumuşak karın'
Zaman'da yaklaşık dört yıldır yazdığını ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını anlatan Alatlı, "Ben muhalif bir yazarım, hep de muhalif oldum. Türban konusu 'yumuşak karın' olduğu için yazımın yayınlanmadığını düşünüyorum. O korkutucu. Yaşanan durumu, ülkenin bütününde olup bitenin tezahürü olarak gördüm. Bu kadar hadise oluyor, bu da bu hadiselerin içinde bir tanesi. Yazıda bütün yapmaya çalıştığım 'Allah aşkına bırakın kadınlar konuşsun' demekti. Yazının yayımlanmayacağını duyunca sadece 'fesuphanallah' dedim" diye konuştu.
Alatlı'nın dertleşmek için kendi okur grubuyla paylaştığı ve Zaman gazetesinin yayımlamadığı yazısı özetle şöyle:

İçerden mırıldanmalar

Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar... hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır...Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tesettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde...haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur.
Kadın/ana koşulsuz sevginin simgesidir...Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancın selâmeti anayı çocuklarını feda etmeye iknaya yetmezken, kadın, pederşahi kuralların inşa ettiği dünyanın iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiğinde tüm kuralları çiğneyecek, oğlan ya da kız, suçları ne olursa olsun, doğurduklarının esenliğini sağlamaya çalışacaktır. "Ağlarsa ana ağlar gerisi yalan ağlar" olgusu, kadın unsurunun beşere sunduğu eşsiz sığınağı minnetle ulularken; kadının kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karışıklıkların (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalı beri.
Hint'in kutsal metinlerinde, "doğuştan düşüncesiz ve hilekârdır" kadın... Buda, öğretisini sulandıracakları için kadınların rahibe olmalarına karşıdır. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarından biri, "Beni bir kadın olarak yaratmayan Kâinatın Yaratıcısı Efendimize hamdolsun."... Hıristiyan geleneğinin başat bileşeni, kadının kötülük, ayartma ve günahla özdeşleştirilmesidir... Hayrın ve şerrin, cinslerdeki karşılıkları erkek ve kadın olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaştırdıkları gerekçesiyle kadınlardan topluca tövbe edip, günahlarını affettirmeleri talep edilir... İslam'da, "Ümmetim için kadın fitnesinden daha büyük bir fitne kaldığını bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduğu bildirilir. "Allahım bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanın(3) varlığı, semavi dinlerin ortak tutumlarının yansıması olarak belirir...Öte yandan, 1900'lü yılların başlarına kadar medeni dünyanın hemen her ülkesinde bir eş, kocasının gölgesi, uzantısı, parçası olan kadın, dünyayı saran değişimden nasibini alacaktır. "Yeni kadın" erkeğin bir refleksinden ibaret olmayı kabullenmeyen, yardımcı oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasına sahip, coşkulu, bağımsız, özgüven sahibi, yaşamını bir başına sürdürmeyi göze alabilen kadındır.
Yeni kadın, erkeğin ne gönlüne ne de aklına hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlı zümresi iken şairler, yeni kadını ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayırt ederler... Edebiyat, ihanete uğramış, terk edilmiş, acı çeken kadınlar, intikamcı zevceler, büyüleyici aşifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, şirin kızlar üretmeyi sürdürür...Yaşı ne olursa olsun, erkeğin kanatlarının altında olmayan kadın, ana muamelesi görür. Özetle, kadının ne olup olmadığı erkekler tarafından kadınlar üzerinden tartışılan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüğümüz gibi...
Yeni kadının tecrübesi, yeryüzündeki yaşamın somutta ispatlanan aşkla ayakta kaldığı şeklindedir, yasalarla değil... Gerektiğinde baş örten, gerektiğinde yara saran tülbent, kadınlara mahsus bilginin kadim nakil aracı olarak görülür. Bu bağlamda, türban, kadınlık bilgisinin bastırılması, diğer bir deyişle, kadının kadına ihanetinin dışavurumu olarak algılanabildiği için korkutur.
Türk toplumun eriştiği tarihinin bu noktasında, yargıç kürsüsündeki yerini dişiyle tırnağıyla elde etmiş yeni kadın, tanık mahallindeki hemcinsinin şahitliğini irade ve akıl bakımından erkeklerden daha zayıf olduğu gerekçesiyle reddetmeyi aklından bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüşünü türbanı aracılığıyla ilân eden kadın yargıcın vereceği hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayırımı yapacağının peşinen kabulü demek olacağı için korkutur. Benzeri korkular tıptan sahne sanatlarına, öğretmenlikten turizme kadar hemen her uğraş dalında nüksedebilecek; yalnız seyahat edememekten yönetici kadrolarından uzak durmaya varıncaya kadar çok sayıda olası yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.
Bana sorarsanız, türban sorunu işbu "kadının kadına ihaneti" olarak ifade ettiğim açmazda düğümlenmektedir. Bir kısmımız türbanı egemen erkeklerle kadınlar aleyhine yapılan bir ittifak olarak değerlendirirken, diğer bir kısmımız yasakçılarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarını kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartışacak, uzlaşma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaştırmaya çalışacak olan kadınlardır; kadınlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafık erkekler değil.

Türkiye şeyhler, dervişler, müritler devleti olamaz.

Kahramanımızın Adı şurda yazıyor

21. YY'da bir Masal Kahramanı..
Masala göre 1947 de doğmuş ve ve bütün kahramanlar gibi yoksul ve zor bir yaşam sürmüş. Adı kahraman ama öyle sanıldığı gibi olağanüstü güçleri felan yokmuş bu kahramanın, sadece halkın acıları herkesten çok yakıyormuş canını...
Zaman geçmiş yaşı ilerlemiş ama hiçbirzaman çocukluktan kurtulamamış.. ve Sonunda Halkını kötü kralın faşizan yönetiminden kurtarmak için harekete geçmeye karar vermiş.. ve diğer arkadaşlarıyla buluşacağı yere gitmiş..
Ama Masalda bi terslik var kahramanların hiçbir süper gücü yokmuş ve krala karşı koyamamışlar.. ve bir gün gelmiş
kahraman kötü kalpli kralın adamları tarafından bir yerde sıkıştırılmış ve üzerine bombalar yağmış...
herif ölmüş (bu nasıl kahraman yahu - kahramanlar ölürmü hiç)
Aslında her masal mutlu sonla biter.. öylede olması gerekir zaten ama burda tuhaf bişey var kahraman ölürse kötüler kazanmış olacak..
Ama kimsenin bilmediği birşey daha var kahraman aslında ölmemiş sadece diğer arkadaşlarını beklemek için uyumuş...

1 ahkam var

koçero'da bir kahramandır...

bir şiirdir koçero...

Koçero - Vatan Şiiri

keklik serer palazını tenha kayalıklara
uçurur korkusunu
kara diken savurur tohumunu
kurtulur korkusundan
orda bir dağ
orda bir taş
bir pınar
dağ ardında
taş ardında
pınarlı bir kara mavzer
bıyıkları kartallıda
başı yağlıklı
durur dimdik
bakar dimdik
bakar barışlı
bir güvercin pır pır eder ucunda namlusunun
"tutam yar elinden tutam
çıkam dağlara dağlara!"
koçero hep
durur orda
dağlarda

ben türkçe anlatamam
o kürtçe anlatamaz
farsça çıkmaz doruklara
koçero hep
durur orda
dağlarda

ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
şimdi siz
içebilir misiniz kendi sıcak kanınızı altun taslarda
geçirebilir misiniz şu yağlı ipi
kendi güzel ellerinizle
o güzel boynunuza
ve şakıyormuşçasına kafeste kanaryanız
bakıp bakıp zindanlı akşamlara
yudumlayabilir misiniz soğutulmuş içkinizi?

dolaşıyor akşam yelinin büyücü parmakları
çankaya'nın gençirisi kavaklarının gümüşlü yapraklarında
önce yaprak
sonra dal
sonra dallar ipil ipil
küme küme kavakları çankaya sırtlarının
çalar gibi bir gizli piyanoda
sonsuzluğun şarkısını
ve saksıda soluk alan belkide bir camgüzeli
bir fesleğen
bir kaktüs
tutuşurken ormanlar oylum oylum
savrulurken kül ve kerpiç
rüzgarda!
ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
almış kanlı gömleğini nere gider bu türkü
sarınmış kıl şalvara
nerden gelir bu ağıt?

yığdım kitapları dağ dağ
çağırdım nemrutu karanlığıma
bir kucak yeşil yoncayla geldi nemrut
öptü ıslak gözlerini aç öküzümün

gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
imdatlara saldırmayın
basmayın düğmelere
yürekleri hoplatmayın
güzel beyler
hanımlar
zor ve çetin bir ağıttır koçero
bir gelin ağlar onu
ben ağlıyamam
bıyıkları çengel çengel
bir kardaş ağlar
acılı bir bacı ağlar
bağrıyanık bir ana
ben ağlıyamam!
ince bir ay batar gider karadağın ardında
dolanır kerpiç damı ince bir rüzgar
irkiltir bir gece kuşu
osmanlı karakollarının duvarlarını
bir elinde kanlı mendil
bir elinde kara mavzer
kimse bilmez nerde nasıl
taptaze bir
sımsıcak bir
gencecik bir ölüdür o
bir selamdır sımsıcak
varamamış dostuna
varamamış koçero
"leb-i derya" şu saltanat
şu konaklar şu saraylar şu köşkler
bu bereket bu bolluk
bu çılgınca hovardalık
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
kırkbin köyden birer kişi
göcüyor kırkbin kişi
kırkbin köyden onar kişi
göçüyor yarım milyon
ya ellişer yüzer kişi?
göçüyor milyon milyon
vatanda vatan
güzel beyler
hanımlar
kusuyor bütün köyler insanlarını
kusuyor kasabalar
baştanbaşa bütün ülke
kusuyor insanını!
bu eziklik
bu hırçınlık
güzel beyler
hanımlar
bu sınırsız tedirginlik
acaba nerede biter?
nasıl başlar acaba
şenlikli günleri bu toprakların?

bulacak bir gün elbet
yatağını bu nehir
durulup dinginleşecek
birgün elbet bu nehir
ve çocuklar oynaşacak mutlu çocuklar
anacan sularında bu mutlu nehrin!

koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
bir belirsiz karanlıktan
bir belirsiz karanlığa
irkilip uçmasıdır
bir dağ çekirgesinin
bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
yamaçtan bir taşın yuvarlanması
bir pınarın durup durup akması
bir çift gözün karanlığa bakması
şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
bir geyiktir koçero
sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
tırnakları rüzgarlı
suçsuz bir geyik
avcılar yakalarsa mezedir eti
köpekler kovalarsa diş kırasıdır
bir okul piyesidir koçero
açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
müsamere derler adına oralarda
kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
biletlidir ve yoksullar yararınadır
festivaldir sosyetede
modada son buluşlar
en taze ilişkiler
gürültülü boşanmalar
gürültülü birleşmeler
hele bir de balesi ve operası
"ey vatan" aryası bir de
saygıdeğer prensesin saygıdeğer oynaşının
ardından telli sazlar
ardından yaylı sazlar
ardından vurmalılar
çekmeliler ve üfürmeliler
ardından "kuğu gölü" ardından "fındık kıran"
hemencecik candarmalar
ve ardından "haydutlar"ı siller'in
köroğlu'nun narası:
"yine de hey hey!"
ve ardından
çocukları gülmekten kırıp geçiren
çağdaş banka reklamları!
candarmalar geçirince kelepçeyi zinciri
bileklerine karıncanın
poz verince bir fukara karınca
en komprador basın aynalarına
aşka gelir kompütürler
aşka gelir telefonlar telsizler
ve doyum noktasına
sosyete nunni!
o zaman işte çelenk
o zaman işte tören
alkış
bando
ve rap rap
donanır bayraklarla bankalar sigortalar
ve uygunsuz işyerleri bilcümle
ve kadehler
kadehler ki ses verir yıldızlardan!

gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
koçero bir oyundur
yazılır
yazılır
bitmez
koçero bir oyundur
oynanır
oynanır
bitmez
vurur onu candarma
vurur onu candarma
durmadan vurur
ama o bitmez
o hep durur öyle orda
bıyıkları kartallıda
göğsü çapraz fişeklikli
gözleri beş yaşında
kolları nuh nebi'den
bir elinde kanlı mendil
bir elinde kara mavzer
pır pır eder bir güvercin
ucunda namlusunun
o hep öyle durur orda
taş ardında
rüzgarda!

muhtara sorarsanız
bizim serseri veli
marabaya sorarsanız
işini bilmemiş deli
köylüye sorarsanız
ekmeksiz garibin teki
çocuklara sorarsanız
yüce dağlar aslanı aslan koçero
kimsesize sorarsanız
hükümet bilir onu
candarmaya sorarsanız
devletin dağlarda silah çatması
vurguncuya sorarsanız
yolkesici yağmacı
soyguncuya sorarsanız
devletin acizliği
sağcıya sorarsanız
siktiret pezevengi
solcuya sorarsanız
"ferman padişahın dağlar bizimdir"
istanbullu inanır ki
boğazda kaşalottur
ankaralı sanır ki
temele dinamittir
izmirlinin düşlerinde
şaşkın köpek balığı
antalyalı her gece
gergedan görür düşünde
erzurum'da kol başıdır
erzincan'da deli daylak
pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
bir "kılıcı kanlı" van'da
mardin'de bir
gözükanlı kaçakçı
ah koçero
vah koçero
koçero eyvah!

gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
patron gazetelerinde yüksek tirajdır koçero
hükümet programlarında bir "nakl-i yekun"
kapitalist dış basında nobel'lik bir roman
politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi
diplomata sorarsanız
turistik bir serüven
kaymakama sorarsanız
"ahval-i adiye"den
sosyeteye sorarsanız
eğlenceli bir briç
sorarsanız bezirgan filimciye
gişelik bir senaryo
sorarsanız bürokrata
atatürk'ün gardrobuna
tükürmüş biri
hümaniste sorarsanız
fransızca bilmeyen
montenyi'den anlamıyan
mitologya tragedya
hümanizma helenizma
hiçbirinden çakmayan
bir yörüktür koçero!
ne anlar rönesanstan
ne anlar restorasyondan?
bir bazlama
bir uçkur
üç telli bir zımbırtıdır koçero!
sanki sırası mıydı dağlara tırmanmanın
demokratik tragedyayı uçuklatmanın
sanki sırası mıydı!

müfrezeler yürümüş dağ dağ
ve dere dere
kesmiş geçitleri korkunun silahları
bir tükenmez sermayedir koçero
haksız yönetimlere!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
koşturmayın şifreleri
telefonları
basar gibi tuz yarama
basmayın düğmelere
yürekleri hoplatmayın
güzel beyler
hanımlar
paralar girsin diyedir kalantör kasalara
toprak sömürülsün diyedir orta çağlarda
ışıksız kalsın diyedir bir koca ülke
karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar
fabrikalar işçi yesin para kussun diyedir
kıyılar yağmalansın ormanlar çiftlikleşsin
bankalar yağ bağlasın tekeller et bağlasın
holdingler palazlansın ortaklıklar göbeklensin
bu rüzgar böyle essin
bu değirmen böyle dönsün
bu çuvallar böyle dolsun diyedir
koçero'nun dağlarda medetsiz yalnızlığı!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
yeni değil bu hikaye
bu oyun eski oyun!
ah koçero
vah koçero
koçero eyvah!

bir akşam birdenbire bir can çıkar dağlara
bin kardaş bin acı bin ana
bin kerpiç bin harman bin açlık
bin yenge bin emmi bin dayı
bin zulüm bin acı ve bin karanlık
bir akşam birdenbire çıkar dağlara
bıyıkları terlememiş bin çocuk
bin aşık bin deli bin meczup
bin ekmeksiz bin işsiz bin suçsuz
kıl şalvar kurtlu çarık
naldöken mazıkıran dervişçatlatan
itburnu koyakgülü ahlatçalısı
bir akşam birdenbire çıkar dağlara
çökelekler yoğurtlar arpa bazlamaları
yalnayaklar gömleksizler dayanaksızlar
munzur'lar çilo'lar palandöken'ler
dersim'ler tunceli'ler bingöl'ler
tunceli'de mercan'lar ağrı bereketleri
tahtalı'lar toroslar ve binboğa'lar
bir akşam birdenbire çıkar dağlara

turistik bir gösteridir dağlara çıkmak
örneğin ağrı'lara
alpler'e sübhan'lara ant'lara
himalaya dağlarına derin asya'nın
klimancaro'nun tropik karlarına
turistik bir gösteridir dağlara çıkmak!
gelgör ki böyle yazmıyor bizim burda kitaplar
turistik diye göstermiyor dağları
turist diye vermiyor dağlara çıkanları
bir sürekli çıplaklıktır koçero
bir sürekli açlıktır
bir sürekli haksızlıktır koçero
bir sürekli itilmişlik
koçero bir vazgeçiştir
koçero bir ilgisizlik
bin yıllık yoldan gelir
üstübaşı kan içinde
yorgun bir dilekçedir
bir arzuhal koçero
bir tanrı selamıdır
alınıp verilmemiş
görülmemiş bir hacettir koçero
çiğnenilip geçilmiş
ve sorulmamış
upuzun bir eyvahtır
upuzun bir pişmanlık
bir ünlemdir koçero
sığmaz okul kitaplarına
erzurum yaylasından
erzincan çukuruna
ve tecer dağlarından
harran cenderesine
bir uzun masaldır ki koçero
dağların dağlara yaslandığı yerde anlatılır
geçitlerin geçitlere küstüğü oyaklarda
benek benek anlatılır
nakış nakış anlatılır
bıçak bıçak
kurşun kurşun
ve türkü türkü!
göğsü çapraz fişeklikli
bıyıkları kan içinde bir kara mavzerdir koçero
yatar türkülerde upuzun
ağıtlarda fidan fidan
koçero
bildirir hal-u ahvalini dört mevsim tanrısına
bildirir divanına
şaşırtılmaz adaletin:
"arkam sensin
kalam sensin
dağlar hey!"
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
koçero bir vatandır
yaşanılır boydan boya
koçero bir vatansızlık
bir dağlaşmış yalnızlıktır koçero
mavzerleşmiş bir haksızlık
yanıtsız bir dilekçe!
ben türkçe anlatamam
o kürtçe anlatamaz
farsça çıkmaz doruklara!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
kan bulaşır ellerime
ben anlatamam!

bir filmdir koçero...
bir türküdür koçero...
bir kitaptır koçero...

Iki gün önce hic tanimadigim birinden Ingilizce bir mail aldim. Ingilizcem olmadigindan google'nin tercüme sayfasindan Almancaya cevirdim. Okudum ve önce cok sasirdim. Mail'de benim 600,000 sterlin kazandigimi, bunun bir mailing lotteri oldugunu tüm dünyadan katilimcilarin oldugunu yaziyor, ve hatta kazandigim numaralari, seri numarasini falan tamamen yaziyordu. Ben de bir cevap yazarak; madem kazandim. Dogru söylüyorsaniz bir mail atin ve nasil kazandigimi aciklayin dedim. Ilk gelen mail alelade yazilmis (bence) bozuk bir Ingilizceyle yazilmisti. Ikinci gelen mail biraz daha orjinal, ve resmi gibi süslenmisti. Bu mail'de de kazandigimi, bu parayi almam icin kimligimi, resmimi, adresimi, telefon numarami istiyorlardi. Bu isden bayag bi huylandim ve basladim arastirmaya. Karsima cikan seyler beni hem üzdü, hem de 600,000 sterlinden etti.) Bu adamlar bir site kurmus, faaliyetlerini burdan yürütüyorlar. Iyi ki de arastirmisim. Bunlara 7-8 bin dolarlar kaptiran bir cok insanin feryadini gördüm. Bu cete dünya capinda calisiyor. Eger bir gün böyle bir mail alirsaniz, sakin ola bunlara isim, adres, telefon numarasi, ya da resim falan yollamayin. Elinizi verirseniz kolunuzu koparirlar haberiniz olsun. Bu adamlarda her türlü pislik mevcut. Yok, yok adeta. Kimliginizle yapamayacaklari islem yoktur. Bir bakmissiniz (Allah korusun) sizin kimliginizle biri öldürülmüs. Ya da hesabiniza girmisler soyup sogana cevirmisler. Buna benzer bin türlü seyleri akliniza getirin. Aldigim mail örneklerini de sizlere sunuyorum...

72 ahkam var
makaleci DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:08)
xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 14:42)

Makaleci her verdigin link senin yalakaligini anlatiyor. Olma böyle ne olur. Segi pitircigi altinda yaptigin bunlar cok ayiptir kardesim...

--------------------------------------------------

bu yorumun, kendisinin yukarıdaki yorumu yapmasına sebep olmuş olmasın?

xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:12)
O, kendisi dedigin sahis beni ne kadar taniyor sayin Makaleci? Sen O#na bunu yazdirmis olmayasin sakin. Yoksa bu sahis benim reiki hocasi oldugumu nerden biliyor acaba? Siz ikiniz tam bir komedisiniz inan...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:14)
ben söylemedim, kendi eski yazılarını görmüş, bakmış olabilir, komedi ithamına inan bir şey demiyorum, küfür değil en azından!

kopanisti DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:21)
senin reykici olduğunu bilmeyen mi var ollm, millete 6 ay reklam yaptın burda, sosyomatta

hayat suda başladı salus per aquam

xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:27)
Ben kimseye küfür etmedim. Yanlis anlayanlarin aklina sasarim. Hic bir zaman "A" harfini kullanmadim. Ve niyetim de yeminle öyle degildi. Bunu önce de acikladim. Burayi gecelim bir kalem. Makaleci, nedir dünden beriki israrin? Bu arkadas Mefkud olsa ne olur? Olmasa ne olur? Dikkat ediyorum; dünden beri israr ediyor, olmayan birine bir isim yakistiriyor, hatta yamiyorsun. Benim tanidigim Mefkud bu degildi. O erkekce kimligini aciklar gizlemezdi. Kardesim, bi insani begene bilirsin. Övebilirsin de, ama lütfen ayyuka cikarma. Bak, Anthro'ya hafiye mi oldun deyip, üstüne giden hayymattloss kardesimiz, simdi kendisi hafiyelik yapip benim reiki meselesini ortaya atiyor. Peki buna ne demeli?

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

kopanisti DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:33)
ollm nbırak polislik oynamayı çocuk musun len koca adamsın, sahte reykici

hayat suda başladı salus per aquam

kopanisti DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:35)
.mcık suratlı,
bak ben de A harfi kullanmadım, küfür değil dediğim

hayat suda başladı salus per aquam

xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:50)
Söle yavrum söle, bakalim sonu ne olacak. Olm sen gercekten hem salak hem de bir numarali yalakasin. Artik seninle hic bir isim olmaz benim. Ama lütfen kasinma e miiiiiiiiiiiiiii...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

kopanisti DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:54)
ollm şu senle işin olmaz sözünü bü tut da rahatlıyayım artık,
bırak düş yakamdan da bi rahatlıyayım ne yapışkan bı tufeylisin sen ya,
yeter be yeter
seni köpekler kaşısın

hayat suda başladı salus per aquam

xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 18:02)
Ulan ne kadar fütursuz birisin beee. Her yazdigim yaziya gelip utanmadan yorum yaziyor, ha bire kasiniyor, gurban olim gasi beni diyor, sonrada cikip bunlari yaziyorsun. E, ne yapalim insan da utanma, arlanma olmazsa senin gibi olur ancak. Yavrum git sen senin gibilerle sohbet et! Oldu mu kopancigim. Hadi simdi saglicakla...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 22:41)
xnicox;

1) A harfini kullanmayınca, geride kalan harflerin toplam okunuşu bir küfür etmiyor mu? Bu anlaşılmıyor mu sanıyorsun, sırf o A harfinin eksikliğinden küfür edilmedi mi diyeceğiz şimdi, neyse...

2)Makaleci, nedir dünden beriki israrin? Bu arkadas Mefkud olsa ne olur? Olmasa ne olur? Dikkat ediyorum; dünden beri israr ediyor, olmayan birine bir isim yakistiriyor, hatta yamiyorsun. Benim tanidigim Mefkud bu degildi. O erkekce kimligini aciklar gizlemezdi. Kardesim, bi insani begene bilirsin. Övebilirsin de, ama lütfen ayyuka cikarma.

------------------------

demişsin; ayyuka çıkarıp çıkarmama noktasındaki ısrarım kimi ilgilendirir? beni ilgilendirir..Bak; burada ben kimsenin olur' u ile yorum yapmadım, yapmayacağım, ben istersem o sayfayı tamamen ona övgüye de ayırabilirim, bu kimseyi cidden ilgilendirmez...

3)Benim tanıdığım mefkud, kimliğini söylerdi çoktan falan demişsin, Mefkud , çoktaaaan defalarca bunu teyit etti tüm yeni yazılarına eklediği yorumlarda, tekrar incelersen görebilirsin...

4)Reiki konusunda sana birşeyler söylemesi noktasında onu ilgilendiren bir yorum yaptı, diğer taraftan, anthro' da ahbap kelimesi ile kendini bağalayan bir yorum yaptı,

benim için işin özü şu; içinde küfür olmadıkça ben kimsenin yorumuna müdahil olup eleştiri getirmem, onlar kendileri konuşarak halleder, çünkü tekrar söylüyorum, küfürsüz konuşulunca, halledebilir bunu insanlar...

Tamam,

A harfi kullanılmadan edilen hakaretlere maruz kalmış biri olarak çook bile yazdım,

sana selamet!

bana hürriyet!

(yaptığım/yapacağım yorumlara kimse ama kimse karışamaz, salık veremez)

kibarca,

mersi!

rusti DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 22:54)
bu maillere inanan var mi diye cok merak ediyordum. varmis be...
bana da sürekli 500 sms bedava kazandiniz diye mailler geliyor. virüs seklinde bulasmis durumda.

xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 23:39)
Rusti, haklisin kardesim, galiba en son bana gelmis. Ben de nerden bileyim. Arkadaslarimi uyarmmak istemistim...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 23:47)
bir de ek olarak;

makaleci,

sen şuraya şunu yazdın bugün,

buraya da bunu yazdın,

fazla şöyle yazmışsın yani, falan diye benim yorumlarımı kimse eleştirmesin,

burada akşama kadar eşşek yüküyle yorum yapılıyor,

gidin kardeşim biraz da onlarla uğraşın,

ama benimle, asla...!

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:11)
Sayin Makaleci, senin ne kadar kirilgan narin biri oldugunu biliyorum. Bunun icin de sana cok kizdigim halde yine de küfür etmedim. Isteseydim dogrudan o, "A" harfini de kullanmaktan cekinmezdim...

Madem sen bir iki diye siralamissin, ben de sana bir iki sual etmek isterim:

1. O gün hic alakasi yokken, ve hatta senin hic ismin cismin gecmemisken, ben malum kisi ile tartisirken neden araya girdin?

2, Madem araya girdin, madem sen cok iyi niyetli bariscil birisin, neden birine destek verip, digerini "S" gectin?

3. Birini Star ilan edip, digerini cigirindan cikarman sana, senin bu sevecenligine hic yakisti mi?

4. Söyleyecegin bir sey varsa; baska yazida söyleyemez miydin? Neden illa o an'i sectin?

5. Ayni küfürün bir benzerini malum kisi hemen üstteki yorumunda bana söylüyor. Madem sen iyi niyetlisin; neden O'na da ayip ediyorsun demedin?

6. Hayymatloss denen bu sahsin kimligi beni hic, ama hic ilgilendirmiyor. Kim olursa olsun. Ister Mefkud, ister Reisicumhur. Kimsenin kimseyle dalga gecmeye hakkinin olmadigini düsünüyorum...

7. Benim ne seninle, ne de bir baskasi ile alip veremeyecegim yoktur. Bunu özellikle bilmeni istiyorum.

8. Kimi ayyuka cikaracaksan cikar, kimi öveceksen öv ama bunu da lütfen yerinde yap. Hic geregi yokken birine illa sen susun busun diyerek ortami germeye, ne senin ne de bir baskasinin hakki vardir. Senin bu anlamsiz israrin sonucu durum buralara kadar gelmistir. Bunu kabul etmen lazim kardesim...

9. Tekrar ediyorum; ben kimseye küfür etmedim. Eger küfür etseydim, ya da edecek olsaydim kimseden cekinmez ederdim. Yemin ediyorum aklima o seyi getirerek öyle yazmadim. Tabii buna inanip inanmakta özgürsün...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:17)
ben sadece yazı ve yorumlarımda kimse beni eleştiremez diyorum, olay bu...kimseyi yargılamıyorum, herkesin KENDİ yolu, yorumları, yazıları açık olsun!

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:25)
Sayin Makaleci, lütfen, ama gercekten lütfen, binlerce lütfen önce sordugum sorulara cevap verir misin?

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:26)
Ve hatta milyon kere lütfen diyorum.

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:30)
ben şimdi o sorulara o yarum yazı ve konulara dönecek olursam iyice asabım bozulacak, aklıma küfürler falan gelecek, fazla zorlamaya lüzum yok, buralar herkese yeter, herkes kendi yazılarını-yorumlarını yaparak arlığını sürdürsün, olay bu! başka yorumum yok...

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:33)
makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:17)
ben sadece yazı ve yorumlarımda kimse beni eleştiremez diyorum, olay bu...kimseyi yargılamıyorum, herkesin KENDİ yolu, yorumları, yazıları açık olsun!
Bu ne kadar sacma bir istek böyle Makaleci? Burasi bir acik platform. Isteyen istedigini elestirme hakkina sahiptir. Kaldi ki senin yorumlarinda birilerini elestirdiginde cok aciktir. Yukarda ki benim sorduklarim da bu dogrultudadir zaten. Sayin Makaleci, sen dokunulmaz biri degilsin. Mutlaka elestirileceksin. Bunu ben yapmasam da birileri mutlaka yapacaktir.

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:37)
makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:30)
ben şimdi o sorulara o yarum yazı ve konulara dönecek olursam iyice asabım bozulacak, aklıma küfürler falan gelecek, fazla zorlamaya lüzum yok, buralar herkese yeter, herkes kendi yazılarını-yorumlarını yaparak arlığını sürdürsün, olay bu! başka yorumum yok...
Acikca ben kaciyorum diye bilirsin. Buna bile eyvallah derim sayin Makaleci. Kimse benim düsmanim degildir. Ama lütfen kivirma. Yaz ne yazacaksan. Küfürü zaten tekrarlayip duruyorsun. Yani her an aklinda. Yazinca da gelse ne olur. Ben etmedim dedikce nasil olsa sen hala ayni tefi calmaya devam edeceksin. Buyur simdi ne yazacaksan yaz...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:37)
ben demek istediğimi dedim, benden uzak Allah' a yakın ol, yazı ve yorumlarla muhatap olmak istemiyorum, bu kadar...Bunu istemek tuhaf olmayacaktır, seçme hakkımı kullanıyorum, seninle muhatap olmamayı tercih ediyorum...

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:38)
ben demek istediğimi dedim, benden uzak Allah' a yakın ol, yazı ve yorumlarla muhatap olmak istemiyorum, bu kadar...Bunu istemek tuhaf olmayacaktır, seçme hakkımı kullanıyorum, seninle muhatap olmamayı tercih ediyorum...

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:39)
Hz. Mevlana su sözü ne kadar güzel söylemis degil mi sayin Makaleci?

Ya oldugun gibi görün, ya da göründügün gibi ol!

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:41)
Benimle muhatap olmak istemeyen insan önce su yorumu buraya eklemezdi sayin Makaleci...

makaleci DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:08)
xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 14:42)
Makaleci her verdigin link senin yalakaligini anlatiyor. Olma böyle ne olur. Segi pitircigi altinda yaptigin bunlar cok ayiptir kardesim...

--------------------------------------------------

bu yorumun, kendisinin yukarıdaki yorumu yapmasına sebep olmuş olmasın?

Seni ben davet etmedim. Dikkatini cekerim...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:41)
tamam işte, olduğum gibiyim;

yukarıda en sonuncu yorumum bunu anlatıyor, insanlık namına anla yahu;

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:38)

ben demek istediğimi dedim, benden uzak Allah' a yakın ol, yazı ve yorumlarla muhatap olmak istemiyorum, bu kadar...Bunu istemek tuhaf olmayacaktır, seçme hakkımı kullanıyorum, seninle muhatap olmamayı tercih ediyorum...
------------------------------------------------

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:44)
yahuuuuuu;

mefkud' un yazısına yorum girilmiyor deyip, sen konuyu kendi yazına taşıdığın için, herkes, mefkud konuyu buradan takip edecek diye buraya yazdım!!!!!!!!!!!!!!!!Bunu da mı anlamıyorsun? muhatap olmayacağım elbette, bundan sonra...

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:46)
Hani sen küfür olmadigi sürece hic bir seye karsi degildin? Sana cok masum, ve hatta becerebildigim ölcüde seni kirmadan kibarca sorular sordum. Neden cevap veremiyorsun? Neden kiviriyorsun? Simdiye kadar muhatap olup, ve hatta benim yazimin altina ilk yorumu ekleyen sen degil misin? Bu sorulari sorunca mi muhatap olmak istemedigin aklina geldi sayin Makaleci?

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:46)
xNicox DİYOR Kİ, (07 Mayıs 2008 17:03)

E, bu ne simdi? Senin yazi acilmiyor, ben de buraya yazayim dedim. Nasil olsa görürsün... demişsin mefkud' a anladın mı?????????????????

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:48)
Sorularima cevap vermedigin müddetce pesindeyim bunu bilmeni isterim...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

makaleci DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:49)
sana cevap vermiyorum, sadece seninle muhatap olmak istemiyorum, benden uzak ol demek için bunca lakırdı ettim, ne uzattın be!

eninle konular hakkında oturup sohbet etme, değer biçip fikir alışverişinde bulunmak istemiyorum, anlayamıyor musun????????????of be!

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:49)
Hala Mefkud diyor. Yahu nerden biliyorsun o oldugunu?

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

xNicox DİYOR Kİ, (08 Mayıs 2008 00:52)
Tamam sen bilirsin. Ama sunu bilki herkes seni coktan anladi. Nasil kivirdigini, sorularimdan nasil kactigini herkes ögrendi. Zaten bu da bana yeter. Lütfen yazdigin yorumlari silme. Ki" herkes seni daha iyi tanisin sayin Makaleci...

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..

Bu yol birlik, beraberlik yolu, içimiz aşk, sevgi, hasretlik dolu, gel; sen de katıl ol, dosdoğru, birlikte yükselelim ışığa doğru..
Önceki 1 ... 18 19 20

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu