Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Orhan Pamuk'un son kitabı "Masumiyet Müzesi""

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Aranan terim: yasaklı köpekler

Yorumlarda da aramayı ihmâl etme.
  
aramanızın hem armut hem de armutlu kelimelerini içermesi için armut* arayabilirsiniz

87 adet sonuç bulundu

\
\
Kadıköy'de havyanlara verilen deger ve önem istanbul'un hiç bir yerinde görmedim.kediler dükkanların önlerinde,arabaların üzerlerinde rahat bir şekilde rahatsız edilmeden istedikleri gibi yaşıyıp hareket edebiliyorlar ve bu beni çok mutlu ediyor.Bahariye caddesinde ankara pastanesinin önünde devamlı 5-6 tane kedi oluyor ve dükkanın kapanmasına kadar orda duruyor ne müşteriler ne pastane sahipleri rahatsız olmuyor bu durumdan hemen hemen her apartmanın yanında yerlerde kedi mamaları oluyor ve sokak kedileri bu mamaları yiyor ve insanlara hepsi çok canayakın .....Bu durum köpekler içinde aynı yaşlı,çoçuklar,anneler bu bölgede herkez çoçuklarına resmen hayvan sevgisi aşılamış bu durum beni çok mutlu ediyor....hergün köpegimi parka cıkardıgımda etrafıma bir çok çoçuk etrafımı sarıyor ve oyun oynuyorlar köpek ne kadar büyük olursa olsun bu durum hiç degişmiyor...kadıköy'de köpeklerin arkadaşları oluyor bunlar sokak köpekleri bile olsa insanlar rahatsız olmuyorlar ...benim düşünceme göre insanlarla havyanların araları ne kadar iyi olursa havyanların insanlara davranışları o kadar insancıl oluyorlar....köpeklerini parka cıkartan insanlar devamlı diolog halindeler dışarıda birbirlerini görüp konuşuyorlar köpeklerin yaptıkları komiklikleri anlatıyorlar,benim köpegiminde bir arkadaşı var onun adıda mo sahibi kadar yaşlı bir köpek tam 13 yaşında sahibi bir gün bana kolunu gösterdi ve bir kolu daha uzundu 13 senenin sonunda böyle olmuştu bu olay bana baya ilginç gelmişti....bana göre sokaklarımızdaki hayvanlara ne kadar iyi davranırsak,onlarla dost olursak onlarda bizimle arkadaş,dost oluyorlar bizi evimize kadar bırakıyorlar ve sonra tekrar dönüyorlar.....hayvanlarda insanlar gibi sevgiye,ihtiyaç duyan varlıklar ....kurbağalı derede dolaşan birçok köpek var ve ne zaman köpegimi götürsem onların yanına rahatca tasmasız bırakabiliyorum çünkü biliyorum kii bu semtte herkez hayvanlara ilgili ve bu da hayvanların karakterini huyunu degiştiriyo ve daha canayakın ve zararsız oluyorlar ....
24 ahkam var
Etiketler: , ,

Sevgilim. Bugün seni gördüm yine. Bu sefer esmerdin yine. Makyajlıydın inadına. Oysa hiç sevmediğimi bilirdin bu makyajları. Yani anlamam ki insan niye hiç pürüzsüz bir yüze sahip olmak ister ki. Yüzdeki tüm hatların sıfırlanmasıdır makyaj. Üç boyutlu yüzünün kağıt üzerine düşmüş hali gibidir makyaj. Oysa ben senin yüzündeki çillerine kadar tüm lekeleriyle sevdim. Tüm çıkıntılarıyla yüzünün. Tüm girintileriyle. Sana bu satırları yazarken arka plandan lübe çalıyor. Davay şarkısı. Ne diyor kimbilir bu şarkısında lübe. Yabancı şarkıları bundan seviyorum sevgilim. Çünkü onlardan bir şey anlamıyorum. Anlamadığım bir şeye de konsantre olmuyor/olamıyor. İster istemez seni tüm benliğimle düşünüyorum. Düşünüyor düşünüyor ve yine düşünüyorum. Sana hiç kavuşamamış olmak veya kavuşamıyacak olmayı düşünüyorum. kavuşma düşüncesi, özlemenin sihrini bozmasından korkmuyorum. Zira zaten bozacak biliyorum. Lakin kavuşamıyacağımızı da bildiğim için endişe etmiyorum. Kavuşamıyacaz sana sevgilim. Aşkın; meşe ağacının koru gibi düşecek yüreğime. Dumanları gözlerimden süzülerek uzaklaşacak semada. Apaçiler mana arıyacak yangınımda. Yüreksizler bu yanık kokusu da nereden geliyor diyecek. Nasipsizler gülecek. Köpekler uluyacak. Bir sabah ezan okunanda tüm izler kapanacak.
Sevgili. Bugün gördüğümde mavi bir bluz vardı üzerinde. Çok güzel duruyordu. Bir pantolon sonra. Ellerin pantalonunun arka cebindeydi ve sağa sola yalpalayarak başını eğmiş bakınıyordun. Bir erkek bir kadını tüm varlığıyla sever. Tüm ayrıntısına aşık olur ve tüm ayrıntısını keşfetmek ister. Tüm ayrıntında tattım tek tek arzulu aşkı. Her ayrıntıydı beni senin sihrinle büyüleyen. Simurg muydun, anka mı? Lakin peşinden ne kadar gidileceğini kestiremediğim için serçe yüreğim vazgeçmişti sana kavuşma fikrinden.
İşte sevgili yine yazdım bu mektubu sana. Gecenin hangi yarısında olduğunu kestiremiyorum artık. Tıpkı baygınlık öncesi gibi, bakış ekranınım kenarları kararıyor yavaş yavaş. Sarılacak sağlam bir direk arıyorum fellik fellik. Aşkın tutmuyor ellerimden. Tüm şiirlerin yalanları dökülüyor önüme. Tüm şairlerin tek ayak üstünde durduklarını hissediyorum. Bunun hesabını verecek kalemi elindekinler. Ben aşkta tattım acıyı, acı henüz hiçbir mana katmadı bana…

4 ahkam var
\

yarim, sana koştum gecenin bir vakti
evinin önüne gelende kan ter içindeydim
aşkın sürükledi beni yine, yorgunluk nedir bilmedim
alnımdan akan terleri, elimin tersiyle sıyırttırıp attım da
götümden akan tere yapacak bir şey yoktu sevdiceğim
artık don pantül hep ıslak ama olsun
şimdi sana yakınım ya o bana yeter de artar bile

yahu sevdiceğim sizin mahallede amma çok köpek varmış
yanlış anlama sakın severim hayvanları
bilirsin hayvan İrfan derler bana sevdiklerim
ama hafiften tırstığımı söylesem yalan olmaz, onu da bil
leeen huuşşşt yaklaşmayın, deeet güüüt
pardon gül yanaklım, hissettiler tırstığımı sanırım
hırlar oldular bana toplu halde, diş gösterir oldular

20 ahkam var
Etiketler: 

Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı şmidye kadar yayınladıkları en programlı genelge ile itlafa dort elle sarılıyor. Lutfen haberi ve de altındaki fax kampanyasını okuyun ve lutfen siz de katılın. Başka fikirleri olan varsa lütfen onlar da ya da sokakkopekleri.net'de soylesin tartışalım ve bir an önce bir şseyler yapalım.

HABER: (ZAMAN- 12-05-2002) Devlet sahipsiz köpekleri iğneyle ‘uyutacak’

Yılda 100 bin kuduz şüpheli ısırık vakası yaşanınca Sağlık ve İçişleri bakanlıkları, sokak köpeklerinin barınma merkezlerinde toplanmasını ve ‘uyutulmasını’ istedi. Veterinerlere göre 'uyutma', zehirli iğneyle öldürmek demek.

13 ahkam var

arkadaşlarıma bağırmak istemiyorum. yine kontrolden çıktım, kütüphanede masayı fırlatmak istiyordum, "neden kimse masaları fırlatmıyor?" diyordum. o kadar oynatmamışım daha besbelli. ama akşam pasajda arkadaşıma saçma sapan bağırıp çaardım. olmadı. kırıcı oldu. neden oldu bu? bu şehir yaptı böyle beni. kimse kimsenin gözüne bakamıyor. bakıyorlar sonra ben de bakıyorum, sanki güç gösterisi... sonra "ne bakıyon" oluyo. yani sen nerden biliyosun ki sana baktığımı? demek ki sende de var bir bakma mevzuu. ee, işte bunları düşüne düşüne, şimdi şu adama ne kadar baksam buna bakmayım çok iriymiş, hmm dur şu tam bana göre, "buyur kardeş birine mi benzettin" "yok abi afedersin" hah şöyle işte. aaarrggghhhh

0 ahkam var
Etiketler: 

Canımın İçi Rene Descartes, Artık hiç kimse kültür, sanat, bilim vb. sözcükleri birinci anlamlarıyla anlamıyor. İnsanların kültür düzeyleri, sanat anlayışları, bilim kavrayışları arttırılmalı dendiğinde, öğretmenini dinleyen ilkokul öğrencisi konumu alınıp, ‘tehlike’ geçinceye kadar nefesler tutuluyor. Ülkede, 1980’lerde uygulanmaya başlayan liberal politikaların, özellikle varoşlarda yaşayan, eşşekler gibi çalıştığı halde köpekler gibi aç gezinen işçi kesimini getirdiği nokta, işte tam da burası olmalı!... İyi yönetilme yerine, güdülme konumu! Liberallerin varoşlara bakışı, ıslah çerçevesini aşmadıkça, gerçek özgürlük ortamına düzgün yollardan kavuşulamayacaktır. Bunları bir daha tartışmak, bugünlerde liberal-sosyal sentezin sözü edilmese benim de aklıma gelmezdi. Seni de işlerinden alıkoyacağımı biliyorum ama konu Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli!... Belki sen bir çözüm getirebilirsin. Hem bu da bir iş sayılır!... $$$ Liberallerin toplum aşkı son yıllarda bayağı depreşti nedense!... Kentlerin nezih bölgelerine inen çulsuzların görüntüsü mü, yoksa artan adi olaylar mı, rahatsız etti bilinmez, kapitalizmin yarattığı gelir dağılımı eşitsizliğinin, sistemin iyileştirilebilecek bir yan etkisi olmaktan çok, onun doğası gereği olduğu daha anlaşılamadı. Ülkenin ekonomisi düzelse de, bu kesimlerin durumu düzelmeyecektir; çünkü üreten-ürettiren ilişkisi kapitalizmde ters orantılıdır. Eğer liberal saflarda konuşlanıp, ona göre politikalar güdülecekse söylenecek fazla bir şey yok! Ama bir sentezden, bu sentezin ilerici, solcu özelliklerinden söz ediliyor. Ülkemizin ‘değerli’, ‘önemli’ entel’leri, politika üreten kurumların başında haftalardır bu tuhaflığı manşetlerden pompalıyor. ‘İlerici’ gazeteler hedef kitlelerini tuzu kurulardan yana çoktan değiştirdi. Ezilen kesimleri dezenformasyon vb. taktiklerle kendi sınıflarına yabancılaştırdı, sınıfsal savaşımdan uzaklaştırdı. İlericilik bu anlayışın neresinde? Bu anlayışın uygarlığın gelişmesine katkısı nerede?! Üretim ilişkileri kavramını belirsizleştirmeye çalışmasında mı? İnsanların çalıştıkça yoksullaştığı bir sistemde, evrensel adalet sağlanmadıkça dezenformasyon vb. taktikler yayı germekten başka bir işe yaramayacaktır. Liberal-sosyal sentezi benimseyen ‘yeni’ oluşumlar; kültür, sanat ve bilim alanlarında somut hedeflerini ortaya koymalıdırlar; çünkü bu noktada sanatın topluma asıl katkısı ne olmalıdır, sorusu önem kazanmaktadır. Bu soru yanıtlanmalıdır: Ezilen kesimlerin kendi sınıflarını tanımaları: nasıl yoksullaştırıldıklarını, sömürüldüklerini öğrenmeleri gerekmektedir. Bu sentezin uygarlığa katkısı ancak işadamı - ‘entel’ liberallerin çevirdiği dalaverelerin ortaya çıkarılması ve halka anlatılmasıyla olasıdır. Liberal-sosyal sentez oluşumcuları bilgi çağında; bilgi, enformasyon paylaşımının -her nasılsa- engellenmediği, tam tersine bilgiye-enformasyona ulaşımın ucuzladığı, dolayısıyla tabana yayıldığı bir özgürlük anlayışına varmalıdır. Seçmeden önce bunun nasıl gerçekleştirileceğini bilmek hakkımızdır. Ancak o zaman ezilenler sınıfsal savaşıma tekrar katılabilecek araçları edinebileceklerdir. Devlet aygıtının başına geçmeye aday olanlar, oy istedikleri kesimlere yukarıdaki hedefleri gerçekleştimeye yönelik somut programlarla giderlerse daha inandırıcı olurlar, ayrıca sözlerini tutarlarsa uygarlık adına ilericiler safında yer alırlar. Solculuğa gelince... O kişilerin / kurumların durduğu yere göre değişir! $$$ Şimdi bu olan bitene sen ne dersin, Rene’cim... Senin de hiç sesin soluğun çıkmıyor, bugün! Hayret bir şey doğrusu!

2 ahkam var

İlk önce Oli Bastiani ile tanışmadan önceki durumu anlatmak isterim. Moskova da İlk önce Oli Bastiani ile tanışmadan önceki durumu anlatmak isterim. Moskova da her şey yolunda gitmiş, soğuk bir yandan keyifli votka karışımları ile günümü gün etmiştim. Her şey bir yere kadardı. Sonrasında hızlı bir karar ile istanbul a o sis perdesine geri döndüm.

Evet yazılarım etrafta yayınlanıyordu fakat bu beni pekte rahatlatmadı. Arkadaşlarımın yardımları ile küçük bir seyahat planı yaptım. İlk önce Miami ye gidecek oradan Boston son durak N.Y olacaktı. Yolculuk hoş geçmişti yanıma Alman bir genç oturunca biraz Almanca biraz beden dili ile hoş dakikalar geçirdik. Yemekler olağandı içki boldu. Fakat Almanya da yapılacak aktarma can sıkıcı olacaktı. 3 saat havaalanında alışveriş yapmamaya gayret ederek C peronuna uzandım. Elimde bir kitap vardı ve bunu okumak istemiyordum. Sevimsiz insanların her türlüsünün yanından ayrılarak perona yakın lavaboya gittim. Orada çalışan işçi türkçe bir şeyler mırıldanıyor, kendince temizliğini bitirmeye çalışıyordu. Adama Miller ı uzatarak oradan çıktım. Miami ye indiğimde beni bekleyen mavi çizgide yer aldım. Zenci suratıma bakıp hoşgeldin dedi. İyi dedi. Fakat bir ara uzun koridorda yürürken 2 sivil polis eşliğinde bir odaya götürüldüm. Nedenini anlamasamda orada bekletilmek beni öfkelendirmişti. Havaalanından dışarı çıktıgımda yogun bir sıcaklık suratıma çarptı. Ve ayagımdaki postallar tabana yapıştı. Mr Krop canlı bir adamdı ve beni hemen üstü açık mazdasına atarak aç olup olmadıgımı sordu. Mr Krop un evi Ocean Drive a paralel bir yerde idi. Ayda 800 dolar bayıldıgını söyledi. Miami de kaldıgım süre boyunca gündüzleri bol bol uyudum. Hava o kadar sıcaktı ki insanlar saat 19 a doğru piyasaya çıkıyordu. İlk akşam Krop beni meşhur Sean Pean nin ortak oldugu mekana götürdü. Kapıda köpekler ve özel korumalar vardı. Krop bana bakıp gülümsedi fakat kapı sanki istanbul kapısı gibi zorlandı. Adam bize lastik ayakkabı ile giremeyecegimizi söyledi. Ama Krop adamı iterek içeri daldı. İçeride görmediğim kadar güzel insan vardı. Bunu arkadaşıma sordugumda yarısınını para ile tutuldugunu, mekanın kalitesi için burada olduklarını zırvaladı. Güldüm. Dikkat et kadınlar tehlikelidir. Alkol muaynesi yoktu. Viskiler havada uçuştu ilk gece için oldukça hızlıydım. Tuvalette dört adet prezarvatif makinası vardı. Biri yanıma yaklaşıp bozukluk olup olmadıgını, harika bir hatun ayarladıgını isterse beraber takılabilecegimizi söyledi. Alkol masada pek durmadı sabaha karşı oradan ayrıldıgımızda suratımın kaydıgını lavaboda gördüm. Krop a sarılarak eski günleri andım.

0 ahkam var
Etiketler: 

uzak olmak istiyorum kendimden o olmak istiyorum sadece bir olmak sahibini bulmus sadece 1 gölge istiyorum.. cok mu zor cok mu uzak ... uzak olmak istiyorum daha uzak... elma aromali sakıs ıstiyorum cignemek cignemek uzakda biz birdik biriz.... sacma sapan uzak sacma sapan sahilde taş bulmak istiyorum renkli ama en renk li siyah calı dutu gibi kara mı kara.... dagitmak istiyorum cıglıgım la atmosferi calan sarkı: only when i lose my self in some1 else aynı zamanda biten sarkı zamanın carkı (saatın tık tık eden kısmı) pıhtılasmıs kanım akmak ıcın beklerken zamanın carkını (saatin tık tık eden kısmı) olmamaya devam et zamanın boyası zıftlesmis beklerken fıskırmaya olmamaya devam et zaman benim ya sen zamanı isleten yavaslatan durduran yok eden onlara dolasırım sadece gölgesiz.. bi yerlerde gordum bunu herkes gitti, herkes! güneş bile battı. yalnız kaldım, bu öldürücü soğukta. ruh üşümesi bu olsa gerek. neredeyse parçalara ayrılıcam şimdi... bütün esintileri, küfür küfür rüzgarları, tüm ışımaları hissediyorum sanki, hepsi şu göğsümdem kesişiyorlar! hedef tahtası gibi hissediyorum kendimi...

14 ahkam var

Kilit açıldı, kül dağıldı.
Üç gölge vardı, birbirinden silik. Onlar da karıştılar diğerlerinin arasına.
İki öksürük, bir çizik. Üç sigara yandı birbirinden habersiz ve atıldılar dünyaya. Dökecekleri gözyaşları vardı birbirlerinin gözlerine.
Ama olmadı, kimse ağlamadı sonra, sigaralar içilip bir kenara atıldı.

Bir tek, ay ağladı sonuna kadar; sessizlik denizine. Ay ağlar mı dediler, görmeyenler bilmeyenler. Bilmezler tabi dedim.
Bulutlar girdi araya; görmediler.

Bir deli vardı yanımda, kalbi atıyordu. Kalbi rüyasında durduğunu görüyordu. Sen misin dedim aradığım serseri?
Hayır dedi, bu duran senin kalbin.

1 ahkam var
Etiketler: , ,

04:30

Olmuyor. Başa sarıyor. En başa sarıyor. Baştan başlıyor. Bir sigara yakıyorum. Oda dumanın işgali altında.. Hep bir şeyden yoksun çıkıyorum yataktan. Kışa erken çıkmış rüzgar camı vuruyor- "İçeri al beni".. Beraberinde yağmurları getiriyor. Misafir! Nezaketen dışarıda karşılıyorum kendilerini çilekeş ayakkabılarımı giyinip.. Tüm eklemlerim titriyor. Yağmurun anlatacağı çok. Dinliyorum. Senden konuşuyorlar.

" Sıcak yatağına hayellerinle yüzüstü gömülü bir takım yıldızına çerçevelenmiş bir halde her bir su damlasına resmediliyorsun...."
Avuçlarımın arasında ıslanmasından korkarak bir cigara sarıyorum. Derin ve ıslak çekiyorum içime resimlerini... Duman çıkıyor nefes borusunun geldiği yerden... aşşağıda bir yerlerden işte. Ciğerimden söz etmek istemiyorum üzülmeyesin. Öksürüyorum. Dişlerimin arasından tanrı'ya bir ihanet sızıyor. Neden diyorum dumanın etkisiyle.. Ruhunu serbest bırak diye öneriyor Nietszche... Git başımdan Sırası değil! Beynimdeki dalgalanmanın tadını çıkarıyorum. Ne kadar çok sürerse duman o kadar çok sürsün istiyorum yaşam. Yağmurun ve soğuğun karambolünde kalemi yönlendirmek istiyorum sadece... Hayalini çiziyorum ıslağımsı kağıda" Göz yaşlarını yağmurlarla sakla" Bir kaç köpek yanaşıyor bezgin halde... Siyah montumla güvendeyim. Her dişi iki cantim perdeliyor. Havlıyorlar. En zekisi benim delirmiş olduğumu düşünüyor. Susuyoruz. En zekisi ve ben. Bende onun delirmiş olduğunu düşünüyorum. Farkettim. Ne tarafa ne kadar kaçarsam özümde seni yakalamaya çıkıyor savaşım. Evet. En vahşi savaş kaçarken yaşanandır çoğu zaman... Ve yaralıyım. Tüm birliklerim S.O.S. veriyor. Aşkımla, ruhumla, bedenimle ve beni ben yapan tüm diğer şeylerle irtibatım kopmuş. Y.rrağı yemişim ama ölümsüzümde bir yandan. Sonra köpekler ayrılıyor sonra ben... hepimiz tek isteğinden yoksun. Yağmurları unutmuştuk değil mi? Onlar da ayrılıyorlar. Hayalinin resmi bitti son dumanı üflüyorum suratına..Ağzımdan tükürükler sıçrıyor suratına... Soğuk beni eve gitmezsem olabilecek kötü şeylerle tehdit ediyor. Köpeklerin yatağından kendi yatağıma taşınıyorum.

5 ahkam var
Önceki 1 ... 4 5 6 7 8 9 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu