Arabama hirsiz girdi. apartmanda tadilat var, o yuzden garaja sokamamaktayim temmuzdan beri. Herneyse. Karakola telefon actim. Telefonda 2dakika konustugum kisi sahsen gelip dilekce yazmam gerektigini soyledi. Bu arabayla gelip gelemeyecegimi sordum, farketmez dedi, gittim. Muattap olacagim birini bulmam zaman aldi baya. En sonunda buldum derdimi anlatacak birini. Herif, "siz olay yerine gidin gelmenize gerek yoktu aslinda telefon edip birini neden cagirmadiniz" diye sordu. Bende telefon ettim boyle boyle dediler dedim. Neyse, eve geri dondum. 1saat sonra kapiya 2 polis geldi. Hostu 5tiden sonra, arabayi hareket ettirip ettirmedigimi sordular, boyle boyle dedim, arabayi hareket ettirmemem gerektigini, bu durumda inceleme yapamayacaklarini soylediler... simetrigi bikac ay once bi arkadasin basindan gecmisti. aylar gecmis, burokrasi ayni. yillar gecsede ayni olacak herhal. en kisasi, arabaniz varsa alarm taktirin. hirsiz girmissede, karakola gitmeyin.
kazaa kazaa dediniz indirdim bi daha. eski hayal kırıklıım tekrarlanmadı. walla gnotella'dan iyi çalıştı. ama bugün bi arkadaş dedi ki "alternatifsiz win mx'tir bu işin ustası." gittim demin indirdim kurdum. istenen dosyayı bulma, başka kullanıcıdan resume veya birkaç arama penceresi özellikleriyle deli etti beni. harika yaa walla gidiim de napster'ı uninstall ediim. bağlanmıyo zaten. acayip öneriyorum yani win mx'i. deneyin pişman kalmazsınız sanırım. hızı da yerinde maşalla.
Bilinen bilinmeyen, bilinip de değeri bilinmeyen bir çok filmin senaryosu var burda. Dog day afternoon'u arıyodum ben, bulamadım ayrı konu ama tonla film var, meraklısına iyi gelir.
Brüksel’in on beş kilometre güneyinde elli haneli şirin bir köy iken Waterloo, sırf savaş oraya sürüklendi diye Avrupa' nın kaderini değiştiren yer olduysa da, halen köy. Bunda kimsenin suçu yok, Malazgirt' te metropol olamadı halen. Savaşlar ülkelerin kaderini değiştiriyor elbet. Küçük bir muharebe bile olsa otuz yıl geri, yirmi beş yıl ileri götürebiliyor ülkeleri. Bunu nasıl hesaplıyorlar bilemiyoruz. Şu kadar para harcandı, şu kadar yılda geri yerine konur, bu kadar adam öldü, bu kadar yılda doğar büyür, memlekete yararlı olur, gibi verileri toplayıp bir sonuca varıyorlar olsa gerek. İleri gitmekse sadece, savaşta elde edilen ganimetle mümkün. Ganimet para da olabilir toprakta.
maçlarda cep telefonu atıorlar ya hani. adamlar cep telini atıp ta karizma yapmak için önceden planlıorlarmış olayı. gidip 3 milyona bozuk cep telefonu alınıormuş. pazarı falan varmış bu işin. arızalı zekalar birlii.
geçenlerde danimarka'da bulunan aarhus üniversitesinin bilim adamları, ışınlanmanın mümkün olabileceği umudunu veren bir başarıya imza atmışlardı polzik liderliğinde... polzik burada anlatıyor kuantum teleportasyonunu. burası da bölümün sitesi...
nature dergisinde yayınlanan bu deneyi bulayım, okuyup anlamayayım derken şöyle bir linke denk geldim.
dünyanın 40 tarafındaki rasgele sayı üreten makinaların üretii sayıları toparlayıp analizini yapan makina trade center'a yapılan atak sırasında sapıttı , dölayısıyla matematik sayesinde geleceide bilebiliriz heralde demeye getirior bu... hatta bu arada mat. ile gelecei görebilirz konulu bir de film gelicek bi süre sonra "bank" die. hatta gelmişte olabilir. veya belki.
domates atsa daa ii olurdu sanırım ama bu daha çok zarar verir: pattes tüfei.. bu arada kafasına pattes çarptı öldü lafı ne kadar minik düşürücü olurdu düşünmüor da diilim. her yönü ile ele aldım ben konuyu.
şu siteye gidip bi site adresi yazıorsunuz , oda sitedeki ingilizce kelimeleri değiştirip size verior. mesela , "this" i "dis" , "driver" ı "driva" yapıor. bu sitei yapmak nası bi zeka gerektirir , site ne işe yarar henüz çözemedim. şuracıkta da cıbıl hatun resmi olayına yeni bi boyut katmışlar. eyfel tavır boyunda dişiler apartmanlara köprülere falan sarılıor. ah şu köprü olsaydım keşke diip kendini köprü, gökdelen gibi hissetmek isteyen kişilik bunalımındaki çocuklar için.
yıllardır çeşitli filmleri izliyoruz. gerek star wars olsun gerek star trek olsun, çeşitli uzay filmlerini görüyoruz. hayatımızda yer eden bilgisayar olgusunu bu filmlerde de görüyoruz. ama bir eksiklik de hissetmiyo değiliz hani. [en azından ben ediyorum] nedir bu bilgisayarların sırrı?
başlıyalım star trek'den. koca bir gemi, çeşitli insanlar, ve bir amaç var filmler ve diziler boyu. bu amaca hizmet eden araç ise sevgili enterprise uzaygemimiz. kendisi ökeleb şekliyle, boynuyla, motorlarıyla, ışınlama ünitesiyle yıllarca beğenimizi kazanmış bir gemidir. gerek kaptanı körk, gerek tayfası vulcan gezegeni sakini mr. spack, doktor bey [neydi ki adı? zaman geçmiş üstlerinden...], ohara, [adını unuttuğum] derisi beyaz olan adam ve [gene adını unuttuğum] gözleri görmeyen ama aparatla gören adam olsun hepsinin az çok elinin altında kontrolü sağlayan bilgisayarları var elbet. hepsinin yıllarca ön kalkanlara güç ver olsun, silahları yükle olsun çeşitli komut ve istekleri başarı ile ve bu bilgisayarlar aracılığıyla yerine getirdiğini görmedik mi? görmez olur muyuz....