keşke departmanı; keşke bir scannerim olsaydı masası iftihar ile sunar...
ambiyans olayı: Karaoğlan, mazal hanım efendi ile hallenmiş ve döşekte orgazm sohbetindedirler...
karaoğlan : "evet, bizde at, avrat, pusat kutsaldır... bir namus simgesidir.. onlara kim el uzatmaya kalkarsa düşman kesiliriz... bunu herkes bilir, onun için kimse kimsenin namusuna saygısızlık etmez"
mazal : "ama cengiz han böyle düşünmüyor... kendi koyduğu yasalara uymayan herkesi cezalandırıyor.. başka ülkeleri istila edip, onların, dinsel, toplumsal geleneklerini, görenek ve inançlarını hepten değiştirmeye kalkıyor..."
Yıl 1995. Hanzo bir minibüs şöfürü 3-4 arkadaşını alıp gezmeye çıkarlar. Yolda minibüse binen 21 yaşındaki rus kızını uygun bir mekanda, demokratik yollarla yani sıraya girerek bir güzel....Sonra başına taşla vurarak... Ertesi gün şehvet yetmemiş olacakki bu sefer 3 hollandalıyı alıp yine tecavüz ederler. Birini uçurumdan atarak öldürürler. Diğer ikisini boğazlarını keserek yol kenarına fırlatırlar. Mucize olur ve 2 kız kurtulur. Polisler suçluları yakalar ve mahkemelerimiz birisine 2 kere mühebbet ve 3 yıl hücre cezası, diğerlerinede 13 yıl falan gibi cezalar verir. 2 kere mühebbetlik şartlı salıverilmeden yararlanır ve dışarıda hemen arkadaşlarını arar ama arkadaşları hala içeridedir. Hemen bir dilekçe yazar ve "BU NE BİÇİM ADALET" diye bağırır. Bu arada hollandadaki kızlar bu haberi almış fakat inanamamışlardır. Hemen alanyadaki avukatlarını ararlar. Avukat haberi doğrulayınca kızlar bağırır. "BU NE BİÇİM ADALET"
Bugün kahvehanelerden goool diye bir ses geldi,Siyah adamlar beyaz avrupalıya karşı maç ediyordu (Senegal(1)-Fransa maçı(0)) Siyah adamlar beyaz avrupalıyı yendi,Türk milleti buna çok sevindi. Yaşasın yükselen trendiyle afrika futbolu
Troçki Hakkında, bilmek isteyebileceklerinize katkı.
adapazari expresindeyim. biletimi kaybettim. kondüktör biletleri kontrol etti. we ceZA kesti. bide sanki kaÇak biniyormusum gibi oldum. üzüldüm :(
12 Mart 2002 günü gecesi televizyonda, dogal yasam alani Güney Afrika Cumhuriyetinin yaricölbozkir alanlari olan Cöl Vasaklari hakkinda ilginc bir belgesel seyrettim. Filmde Güney Afrika Hava Kuvvetlerine ait bir askeri üste görevli vasaklardan bahsediliyordu. Insanhayvan dayanismasina degisik bir örnek. Vasaklarin görevleri üs etrafinda yasayan ve ucaklar icin büyük tehdit olusturan büyük cüsseli kuslari avlamak, sayilarini belli bir sayida tutmak. Cöl Vasaklari (Karakal), kedigillerin Afrika`da yasayan üyelerinin en az taninanlari. Insanlar tarafindan görülmeleri, filme cekilmeleri oldukca zor. Ingiltere`de egzotik hayvanlar satan bir magazada ele gecirilen ve bakimlari icin bu tür hayvanlara yardim eden bir kurulusa verilen vasaklar belgeselin konusunu olusturuyorlar. Bu sirada Güney Afrika Cumhuriyetinde bulunan bir askeri hava üssünden ilginc bir teklif geliyor; Lütfen bize verin, cok ihtiyacimiz var. Bu üssün diger askeri üslerden olan en önemli farki, üs komutanlarinin, vahsi hayat ile ilgili problemlerini hep dogal metodlar kullanarak cözmeyi tercih etmeleri. Isbirligi söyle calisiyor; Insanlarla birarada büyüyen iki citaya, verici sinyaller gönderen tasmalar takip, üs bölgesine saliyorlar. Citalar üs bölgesine giren yaban domuzlarini, geyikleri, kendi besin ihtiyaclari icin avliyorlar. Bu sekilde ürken bu hayvanlar üsten bölgesinden uzakta kaliyorlar, ayrica sözkonusu citalar mümkün oldugunca dogal yasiyorlar. Insanlari tanidiklari ve onlarla iyi gecindikleri icin haliyle görevli pilotlara, askerlere saldirmiyorlar. Birbirlerine karsi biraz mesafeli ama dengeli bir hayat yasiyorlar. Yalniz üssün bir problemi var, o da su; iri gövdeli bazi kuslar citalarin menü listesinde yoklar. Peki hangi hayvanin menü listesindeler? Tabii ki, cöl vasaklarinin. Yapilan arastirmalardan sonra, insanlari taniyan, hayatlarinda yer alan vasaklar, Ingiltere`de bulunuyorlar. Tabii, belli bir süreden beri vahsi ortamda yasamayan bu vasaklar avlanmayi kesinlikle bilmiyorlar. Zamaninda citalarda uygulanan program devreye sokuluyor. Üs bölgesine getirilen vasaklar, önce kontrollü bir sekilde önceden tüfeklerle vurulan kuslarla besleniyorlar. Ölü kuslar, özellikle agaclarin yüksek dallarina konularak, vasaklarinin dogal ortamda oldugu ziplamalari, agaclara tirmanmalari saglaniyor. Aylarca süren programdan sonra 5 üyelik vasak toplulugu üs bölgesi etrafinda ortama saliniyor. Onlarda, tipki citalarda oldugu gibi insanlarla mesafeli ama saygili bir iliski kuruyorlar. Kendi karinlarini dogal ortamda doyururken, kuslarin sayisini makul düzeyde tutuyorlar.
parktayim,etrafta suruyle cocuk var.keske benim de tek derdim salincak icin sira beklemek,kuyuyu iskalayan misket(evet,var hala oynayan)icinkufredebilmekolsa
Dünya kupası bugün başlıyor. Kim mi kazanır? Walla olayın heyecan dozu bu yıl biraz daha az gibi, ama maçlar oynandıkça ısınacaktır ortalık. Gelelim kupayı kimin alacağına: Bi kere Arjantin kesinlikle değil. Çünkü, takım oyunlarında ne kadar çok iyi oyuncuların olsa da , bi tane süperstar'a ihtiyacın var (Bknz: Avrupa şampiyonu olan Hollanda'da Van Basten, Malumunuz Maradona, biz göremesek de Pele baba, Romario, Zidane, Jordan, O'neall). Arjantin'de star çok ama kendini takımın tamamına kabul ettirmiş süperstar yok. Gruptan çıkarlarsa çok iyi. Gelelim Brezilya'ya. Romario baba'yı oynatmadıklarından 98'de kaybetmişlerdi, hala ders almamışlar. Ama bu sefer de favori gösterilmemekten dolayı bi kendilerini kanıtlama hırsı içindeler. Brezilya gibi, yani süratli ve agrasif oynarlarsa patlatırlar bombayı. Ayrıca Ronaldo için bundan daha iyi bir zaman olabilir mi turn-back yapmak için. Fransa mı, kesinlikle en büyük favori. Apayrı bir stilleri olduğu tartışmasız, şu anda dünyadaki futbol aleminin kralı Zidane baba'nın önderliğinde kupayı almaları kuvvetle muhtemel. Ayrıca benim bu kupada gol kralı ya da MVP adayım Treuzeget (bu nasıl yazılır yaw??) de var. Yukarılarda olmaları kuvvetle muhtemel. Bu üçlüyü bi kenara bırakırsak benim sürpriz adayım İspanya'dır. Kendilerine has çok hoş, oynatmamaya değil ancak oynamaya yönelik süper bi tarzları var. Fizik güçle oynayan tüm diğer takımları çalım ve pas delisi yapıp fiziksel olarak çaresiz durumda bırakabilirler. (Tıpkı Real Madrid'in 5 yıl önce önce Manchester sonra Juventus'a yapıp kupayı aldığı gibi, özellikle Manchester'de 3-2 biten maçta Manchester United kendini yerden yere atarken bunlar ilk yarıyı hiç faul yapmadan tamamlamışlardı) İngiltere fena takım değil, ancak Backhem oynamazsa hiç bişey yapamazlar. Eğer oynarsa bir ihtimal; Husky ve Owen'ın da desteğiyle. Almanya fıss. İtalya da iğrenç oynar, ama öle ya da böyle kesin yarı final belki de final ve şampiyonluk. Türkiye'ye gelince; kötü top oynayıp bi iki tur geçmesindense iyi oynayıp(elense bile) iz bırakmasını tercih ederim. Takım iyi, ona şüphe yok, ama oynamayı tercih ettiği futbol sıkıcı. Bu arada Türkiye-Brezilya maçında Brezilya'yı tutuyodum ki aklıma Rüşdü baba geldi. Walla maçı nispeten nötr izleyeceem, ama gönlüm yine de Brezilya'dan yana. Bizimkiler pres yapıp oyunu soğutmaya filan çalışacak, belki bi şans golü, olur mu olur walla.