
Pilli network içerisinde daha önce Bildirgec’te bir kaç girdiye rastlamıştım konu başlığımız olan dizi Lost ile ilgili. Hafif’te hiç adı geçmemiş. Bunca site, bunca forum bu dizi ile ilgili uçup giderken Hafif’in nesi eksik diye yazayım dedim bu fenomeni. Ben pek dizi seyretmem, her bölümü değişik konu olan, her bölümde bir başı ve sonu olan bazı dizilere rastladıkça bakarım bazen. Csi Miami, Becker gibi örneğin. Ancak birinci bölümünden bir konuya başlayıp dizinin yayın hayatı boyunca aynı konunun girişmesi-gelişmesi-sonuçması üzerine kurulu dizileri seyredecek bir cins hayatım yok açıkçası. Her Çarşamba saat 21:00’da evde olunacak, yemek bitmiş olacak, çay demlenecek, bana göre değil yani. Ayrıca zaten Türk dizilerinin bünyeme dokunması durumu da var. Yani dizi kim ben kim bir hayatım var denilebilirdi, geçen yıla kadar!

Her şey karmakarışık.
Duygular, hareketler, fikirler.
Elini uzatıp değişikler yapmak istiyorsun.
Yaptıkların kalıcı olsun, bir daha hiç değişmesin, hep dimdik ayakta kalsın istiyorsun.
Güven duymak istiyorsun.
Güvenilmek istiyorsun.
Sevmek ve sevilmek istiyorsun.
Bunlar da kalıcı olsun ve darbe almasın istiyorsun.
Kimsenin gücü yetmesin bunları yıkmaya istiyorsun.
Kendin bile yıkama; istesen bile.
Gerçekler peşini bırakmasın istiyorsun.
Hiç sapmadan yolundan devam etmek istiyorsun.
İlerideki ışığa sağlam adımlarla başın dik olarak ilerlemek istiyorsun.
Gökyüzünde hep güneş parlasın ve gece hiç olmasın istiyorsun.
Her mevsim sadece ilkbahar olsun,
Kış da ilkbahar, yaz da ilkbahar, sonbahar da ilkbahar olsun istiyorsun.
Saat hep iyi günlerde dursun istiyorsun.
“Eğer” lere yer olmasın hayatında istiyorsun.
Umut hep var olsun her dakikanda istiyorsun.
Her renk beyaz kadar saf, temiz kalsın istiyorsun.
Hayatındaki zorluklar en aza indirgensin istiyorsun.
Göle (Hayata) maya çalmak istiyorsun.
“Ya tutarsa!”
*Harita adeta mucizelerle dolu.1800 lerde keşfedilen Antartika kıtası 1513 te zirveleri ve sıradağları bile şaşılmayack şekilde çizilmiştir.
*Arjantin ile bşlayan Güney Amerika kıtasının Antartika'nın bir uzantısı olduğu ortaya konulmuştur.
*Arjantin uzaydan bakıldığında 47 derece sağa kıvrık gözükür. Piri Reis bugün bile haritalarda dik (yanlış) olarak çizilen Arjntin'i bu açıyla birebir çizmiştir.
*Cebelitarık Boğazı adeta uzaydan görülür gibi verilmiştir.
*Harita 22.5 derece eğim verilerek çizilmiştir. Dünyanın jeoid(sonsuzgen) ya da geoid( yuvarlak) olmadığı 16 parçalı haritalarda ispatlanmıştır.NASA'nın yayınladığı son dünya fotoğrafları da yerkürenin 16 genliğine atıf ypılmıştır.
Ünlü dilbilimci Chomsky'i hemen hemen bilmeyen yoktur.Dil bilim hakkındaki görüşleri dilin öğrenimi ve insandaki dil mekanizmasıyla ilgili görüşleri ikiye bölecek kadar çığır açmıştır.Zira,Chomsky'e göre,insanın dil öğrenme ve dili geliştirme yetisi,insana özgü ve doğuştan ..yani,sonradan öğrenilen değil..işte özünü bu görüşten alan tezi red eden deneyler yapılmış.

O gün kürsüden tehditler yağdıran zat, an gelip "genclik" mertebesine ulaşırsa "Gençliğe Hitabe"yi ben okutacağım kendisine.
O "engeller"in, dağların, taşların, bedhah*ların neler ve kimler olacağını bir kez de ben izah edeceğim o muhtereme.
"Ey Muhterem Bedhah*!
Tüm vazifelerini unutmuş bir şekilde, üzerinde yaşadığın cumhuriyeti varlığınla hergün biraz daha lekeleyen bedhah*...
Hiç kendine "ben niye varım?" diye sordun mu merak ediyorum. "İmam Hatip Lisesi'nden mezun olup üniversitede en iyi(!) bölümlerde okumak için varım ben" diyeceksin belki.
Belki kelime haznen bir tek bu cümleyi kurabilmeni sağlıyor. Gel biz buna "Türkçe kelimelerden oluşan haznen" diyelim. Sana daha ne demeli? Beynini yıkayanlara mı sövmeli?"

Otobüslerde yeni bir uygulamaya tanık oluyoruz. Uygulamanın adı Kent Kart Uygulaması... Bunun ülke geneline yayılması gerektiğini ve bu yönde çalışmalara başlanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İzmit'te, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne ait toplu taşıma araçlarında bilet ve bozuk para kullanımı kaldırılarak, kent kart uygulamasına geçiliyor. İzmit'ten önce birkaç ilimizde de bu sistem başarıyla uygulanıyormuş.
Hitler'in Amerikada yaşayan yeğenleri,Hitler'in soyunu sürdürmek istemiyorlar..
Şu bizim ülkemizde;
1 İktisadi hayat düzelme yoluna girince,
2-Seçimler yaklaşınca,
3-Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşınca,
bilinmeyen bir merkezden sanki bir el ! hemen harekete geçiyor.
Bir anda anarşi azıyor,
Politikacılar azıyor,
İktisadi durum bozulmaya başlıyor.
Eskiden buna bir de döviz (Dolar) krizi ekleniyordu.Şimdilik o cenahta olumsuz bir hareket yok ama bu seferde mübareğin ucuzluğu dert oldu.
İçte ve dışta ne kadar melanet yuvası varsa hemen hareketleniyor.
Ne dersiniz, bu işte bir bit yeniği yok mu?
Bu toplum gerçekten kendine işkence etmekten zevk mi alıyor yoksa.
Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç'un kıyıların imara açıkması ile ilgili röportajı "Koylar turşu mu Sayın Bakan?" insanı hayrete düşürür cinsten. Bir insan bu kadar mı pişkin olur? Birde turşuyu yiyeceğim derken utanmadan turşuyu kuranlara teşekkür ediyor!