Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "İşlemeli Mutfak Bezleri"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
2

"Çete" derken Askeri İstihbarattan mı bahsediliyor?

Türkiyenin gündeminde uzunca bir süredir 'çete' olarak adlandırılan yapılanmalar var. Nedir bu çeteler? Köşe yazarları çok 'gizli' birşeylerden bahsediyormuş havasında iken acaba nelerden bahsediyorlar? Polat Alemdar özentisi dengesizleşmiş gruplar mı; eski ülkücü tayfası mı, yada klasikleşmiş mayfa mı?
Hiçbiri. Her defasında olaylara yenileri ekleniyor, ama sessizce hakkında konuşulan tek kurum 'ordu'.
Danıştay saldırısında gene gördük; dinci denen biri, zamanla -medyamız sağolsun- eski asker birisinin adamı çıktı (medya tarafından 'çıkartıldı' yada). O adam da kalbinden bıçaklandı (yada kendisi yapmış olabilir?). Etraf daha çok karıştı hemen..

15 ahkam var
tuttum
0

Türk Sineması mı?

Her ülkenin kendine has bir sineması olmak zorundadır. Zorundadır diyorum, çünkü sinema kendi çağını ve çıktığı coğrafyayı yansıtan modern bir aynadır.

Yeşilçam naifliğini bir kenara bırakırsak- ki bırakmamak gerektiğinin farkındayım- gerçek manada bir Türk sinemasından bahsedememizin temellerine bakmak gerekiyor. Neden bir Türk sineması yok? Niçin dünya genelinde Türk Sineması algısı ya çok zayıf ya da varolamadı? Soruların cevapları hayli derin... Sinema çağına tanıklık etmek için yaratılır, ancak bazı yerel sinemalar çağını resmederken başka coğrafyalardan beslenir ve temellerini çürük zeminler üstüne kurar. Çürük zemine oturan sinema anlayışı da er ya da geç çökecektir.
Sinema kültür olarak yaşadığı dönemin aynasıdır ancak daha da önemlisi o çağın insanının aynasıdır.
Disiplinli bir şekilde seyretmek ve seyirci kültürü çok eski çağlara dayanan spor müsabakalarından ve gösteri sanatlarından gelmektedir. Türk Sineması işte bu eski gösteri sanatlarını ele alarak kendine ve günümüze uyarlamalı buradan yeni bir estetik yaratmalıdır. Aksi halde yapılan diğer kültürlerin basit birer taklitlerinden öteye geçemeyecektir. Nitekim geçemiyor da. Duruma bu açıdan bakarsak eski Türk gösteri sanatlarına yaslanmak zorunluluğunu görürüz.
İslam öncesi Türk sanatlarına ve İslam sonrası Türk sanatlarına değinen, çıkış noktasına Türk Tiyatrosunu ve halk danslarını koyan bir sinema aynayı kendine doğrultmuş demektir.
Kendi kendine yabancı ve kendini başkalarının gözüyle gören sinemacı, insanını ve içinde bulunduğu kültürü şarkiyatçı okumalar üzerinden açıklamaya çalıştığı vakit bocalıyor, ortaya çorba gibi bir estetik anlayışı çıkıyor. Bu estetik anlayışı hem kendine benzemeye çalışan hem de batı kültürlerinin etkisiyle oluşturulan görsel malzeme ile birleşince, sonucun hüsranla bitmesi kaçınılmaz oluyor.
O halde sinemacı tamamen yeni bir estetik ve görsel dil kurmak zorundadır, lakin bu görsel dilin temelleri kendi kültürü ve o kültürün ana dili olmalıdır.
Unutmayalım ki, bu çağa bakmak için geçmiş çağların değerlerininden beslenmeliyiz.

0 ahkam var
tuttum
0

MAGNEZYUM VE SAĞLIK

Vücudumuz için aslolan şeylerin başında gelen mineral Yani vücudumuz için vazgeçilmez mineralin magnezyum olduğunu biliyor musunuz?

Günlük hayatımızda şikayet ettiğimiz birçok rahatsızlığın, magnezyum eksikliğinden kaynaklandığını ve hatta yüksek seviyede magnezyum eksikliğinin, ölüme bile sebebiyet verebileceği yapılan araştırmalarla kanıtlamış bir gerçek!. Bu nedenle magnezyum vücudumuz için vazgeçilmez mineraldir..

Magnezyum, insan vücudu için hayati önem taşıyan 11 mineralden biri olup, enerji gerektiren tüm metabolik olayların yürütülmesinde başrolü oynamaktadır.

0 ahkam var
tuttum
0

auto cd

AUTORUN YAZMAK
arkadaşlar uzunca bir süredir bbu konuyu arıyorum ve bulamıyordum ama bişeyler buldum.

1- öncelikle herhangi bi klasörde araçlar/klasör seçenekleri/görünüm de"bilinen dosya türleri için uzantıları gizle" diye bi seçenek var onunyanındaki kutucuk boş olacak
2- not defterinde aşağıda yazacaklarım yazılacak;
@echo ms-dos ekranında görünmesini istediğin yazı
@start açılmasını istediğin dosya vb. ismi veya adresi
3- bu yazı dosyasının uzantısını ".bat" olarak değiştiriyoruz
4- yeni bi not defteri dosyasında
[autorun]
open=bat uzantılı dosyanın adı
icon=simge dosyasının adı
5-bu dosyayı da kaydedip uzantısını ".inf" olarak kaydediyoruz.
6- simge "bat" , "inf" uzantılı dosyaları cd ye tıyoruz ve açılmasını istediğimiz dosya ile birlikte cd kaydını yapıyoruz.

0 ahkam var
tuttum
1

Tümer Metin Fenerbahçe'de...

\
Daha az önce Beşiktaş taraftarlarının tribünlere çağırdığı Tümer’in görüntülerini izledim. Tüm Beşiktaş taraftarıyla Fenerbahçe’ye “Burası Beşiktaş” tezahüratı ile küfür ediyor.
Tümer transfer olamaz mı? Elbette olur. Fenerbahçe’ye transfer olamaz mı? Onu da yapar. Yaptı da. Yalnız ortada başka bir sorun var. “Türkiye’den askerlik problemim nedeniyle ayrılabilirim. Türkiye’de kalırsam da Beşiktaş dışında başka bir takımda oynamam” diyen Tümer Salı günü sabah tüm futbolseverleri şaşırtan bir imza ile Fenerbahçe’ye transfer oldu. Hayırlı, uğurlu olsun. Beşiktaş’ın kasıtlı olarak Tümer’i bıraktığını sanmıyorum. Dün yönetimin yaptığı açıklamadan bu gayet iyi şekilde anlaşılıyordu. “Beşiktaş kaptanı Fenerbahçe ile görüşüyorsa bizim o futbolcuya söyleyecek sözümüz kalmamıştır açıklaması” geldi yönetimden. Fenerbahçe’nin 100. yıla çok iddialı gireceği çok belli. Ama bu transfer anlayışı kendilerine nasıl dönecek bilemiyorum. Sadece transfer yaparak, alt yapıya önem vermeyerek bir takım kurmak o takımın ruhunu dışardan satın almaya neden olur. Futbolcu gelip geçicidir. Kulüp kalıcıdır. Evet, kulüp kalacaktır. Ama kimse yıllar sonra Tümer’den bahsetmeyecektir. Çünkü Tümer Beşiktaş’la anılacaktır (iyi ya da kötü). Kimse yanlış anlamasın Tümer’in futbolculuğunu ya da neden Fenerbahçe’ye transfer olduğu değil Fenerbahçe’nin kadro anlayışını eleştiriyorum.
Bir zamanlar Beşiktaş’ın muhteşem bir üçlüsü vardı. Metin-Ali ve Feyyaz. Geçtiğimiz aydı sanırım. TRT eskilerden bir Fenerbahçe maçını veriyor. Bir de baktım Feyyaz Fenerbahçe forması altında. Şaşırdım. Çünkü ben Feyyaz’ın Fenerbahçe’ye transfer olduğunu hatırlamıyordum. Tanju’nun da Fenerbahçe’ye transfer olduğunu hatırlayamıyorum. Tanju denilince Galatasaray’da kazandığı altın ayakkabı, Feyyaz denilince Beşiktaş’ta attığı goller geliyor. Görün bakın yıllar sonra Tümer denilince aklınıza Beşiktaş’tayken attığı serbest vuruşlar gelecek. Milli Takımda attığı gollerle hatırlanacak.
Bir söylenti de Trabzonsporlu Fatih Tekke’nin Fenerbahçe’ye transfer olacağı yönünde. İşin ilginç yanı Fenerbahçe ağır hasarlı bölgelere transfer yapmak yerine orta saha ya da hücuma yönelik transfer yapma peşinde. Fenerbahçe’nin 4’lü savunma bloğu inanılmaz derece hatalar yaparken neden o bölgeye transfer yapılmıyor anlayamıyorum. Mesela Ümit Özat. Sizce Ümit Özat sol bekte ne kadar başarılı? Ya da sağ bek Serkan Balcı? Savunmanın göbeği zaten evlere şenlik. Luciano desen adam kaçırıyor, Servet desen (son milli maçta gördünüz mü? ofsaydı bozmak için elinden geleni yaptı) sadece kafa toplarında etkili.
Aziz Yıldırım’ın ise tekrar Fenerbahçe başkanlığına döneceği konuşuluyor. Dönmeye dönsün de böyle bir gidiyorum bir kalıyorum demesi, taraftarları sokağa dökmesi çokta hoş olmuyor.
Aslına bakarsanız bu yazıyı yazmak için bilgisayarı açtığımda aklımda olan Dünya Kupası hakkında bir yazı yazmaktı. “Aman efendim Brezilya ne şahane futbol oynuyor, bu sene Hırvatlara dikkat edin; İngilizler sürpriz yapabilirdi ama Rooney’in sakatlığı onları zor durumda bırakacak gibi duruyor” tarzında bir yazı şekli vardı. Ama yazamadım. Tümer’in Fenerbahçe’ye gidişi yazıyı bile etkiledi.
İnsan bazen çekip gitmek istiyor. Geri(ye) de dönmek istemiyor. Ama arkada iyi hatıralar bırakmak gerekiyor.
Fatih Tekke Fenerbahçe’ye transfer olsa sanmıyorum ki Trabzonspor taraftarı çok büyük tepki göstersin. Çünkü Fatih Tekke Trabzonspor yönetimi izin verirse Fenerbahçe’ye transfer olabilirim diyor. Ne güzel de söylüyor. Şimdi düşünsenize Hakan Şükür’ün Fenerbahçe’ye transfer olduğunu... Ben düşünemiyorum sarı-lacivert forma altında O’nu. Ya da Tuncay’ın Galatasaray’a geldiğini... O’nu da düşünemiyorum.
Gitmek bir şey değil işte. Geriye kalan önemli.
Sözleri Mehmet Teoman’a ait, Vedat Sakman bestesi, Zuhal Olcay’ın seslendirdiği şarkıyı Tümer’e armağan ediyorum...
Bırak her şeyi...

"...
bırak her şeyi
her şeyi bırak
şu sessiz ağaç
olabiliyor musun
şu yaprak
şu düşen yağmur
şu bulut
şu toz
olabiliyor musun
görebiliyor musun şu kenti
irili ufaklı pencerelerini
geniş caddelerini evlerini
görebiliyor musun
görebiliyor musun insanları
kapı eşiğindeki çocuğun gözlerini
şu sokak dilencisinin
çığlık çığlığa sessizliğini
duyabiliyor musun
bırak her şeyi
her şeyi bırak
şu denizde kabaran dalga
şu patlayan fırtına
ve şu yanardağın lavları olup
akabiliyor musun
bırak her şeyi
her şeyi bırak
sevebiliyor musun
..."

2 ahkam var
tuttum
0

Monitör:

Etiketler: , ,

bakışlarda mananın oluşması için gerekli olan araç gereçlerden bazıları hayatı bize görsel olarak sunar bu sunum sayesinde hayatın manasına dair bir bilgi edinmiş oluruz. Bir metadır o bir eşya fakat onun kıymeti maddesinde değil sunduğu hizmetindedir, hayatın ve işlevselliğin görünmeyen yanlarını bize gösterendir o. O bizim için manasız gibi görünen bilgi kodlarını manalı hale getirir, o bir görsel aracın dışında bir manasal araçtır da aynı zamanda. Moni kelimesi eski yüzyıllarda insanlara sunum yoluyla eğitimi amaçlamış kişileri ifade eder tör ise bir araç olması manasına gelir. Dedim ya bir madde den çok manaya bakan yönü vardır onun o bize gösterdikleriyle bizim manasız gibi görünen yönlerimizin manasını belirler o bu yönüyle aynı zamanda bizi delilikliden de kurtarmış olur.

2 ahkam var
tuttum
2

Ufo gör, İl ol.

Ufo bilmecesi gündemde.
Ufo bilmecesi gündemde.
Ülkemizde ufo söylentilerine genellikle küçük yerleşim birimlerinde rastlanıyor. Bunun gündeme gelmek için oynanan bir oyun olabileceği zihinleri meşgul ediyor. Neden olmasın? Çok akıllıca bir yol. Bugün ufo gör, yarın belki de 82. il olmuşsun. Bizce boş bir çaba ama, yine de kolay gelsin...
1 ahkam var
tuttum
1

bankacılık sektörünün yabancıların eline geçmesi ve medyanın tutumu

\
denizbank'ın dexia'ya satılması kesinleşti. yaklaşık %75 hisse zorlu grubundan belçikalı finans devine geçmiş olacak. fiyat konusunda da herhangi bir açıklama yapılmadı. 2001 şubat kiriziyle birlikte ardarda patlayan "bankalara devletin el koyma hadisesi" yabancıların bankalarımızı almasıyla devam ediyor. bankacılık sektöründe yabancıların payı güngeçtikçe artarken 10 yıl içerisinde finans sektörünün % 50 sinin yabancı kuruluşlarca kontrol edileceği tahmin ediliyor. bakıyorum da bu duruma karşı kamuoyumuz hiç sesini çıkarmıyor. bunun sebebini düşünürken dexia'nın denizbank'ı alır almaz gazetelere, tv'lere ve haber sitelerine verdiği büyük ilanlarıyla karşılaştım. fortis'in yaptığı gibi medya kuruluşlarını paraya boğarak kamuoyunu susturuyorlar sonra da istedikleri gibi at koşturuyorlar. bizim vatansever! medyamız ise "parasal" nedenlerden dolayı susmaya devam ediyor.
3 ahkam var
tuttum
2

Alkali metaller nasıl patlar?

Alkali metallerin suyla olan reaksiyonunu çoğumuz görmüştür. Genelde Sodyum (Na) suya atılır ve miktarına göre(çok olması lazım) ateş alır.

Bummm
Bummm

Lakin şurada Brainiac ekibi (ülkemizde de discovery channel da gösterilmeye başladı, mythbusters gibi düşünün ama daha çok patlamalı ve cıbıldak hatunlusu) sırayla tüm bulunabilen alkali metalleri suya atıyorlar. Görünen o ki atom numarası arttıkça patlama da artmakta. Gözümle görmeden inanmam abi diyenler için.

0 ahkam var

Bu yazı, Sn Alper Mert Acar'ın avukatı Sn. Yalçın Enginol (Baro sicil no: 15459) tarafından, yargıya intikal etmiş konularda yayın yaptığımız gerekçesi ile kaldırtılmıştır.

Söz konusu davaların, Şişli 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2006/16 E. sayılı dosyası ve Bakırköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2006/395 E. sayılı dosyası altında yürürlükte olduğu bildirilmiştir.

17 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu