Dünyayı ele geçirmeye ya da toptan yok etmeye girişen, zalim, nefret dolu, çekirgevari uzaylıların bir takım amerikalılar tarafından durdurulması ya da madara edilmesiyle ilgili bissürü Hollywood filmi seyrettik . Bu filmlerde mutlaka bir de usa başkanı vardır ve tüm dünya adına uzaylı koloninin generaliyle bir konuşma yapar, anlaşmaya çalışır. bu arada konuya çalışıp gelmiş olan uzaylılar da ingilizce olarak hepimizin öleceğini mimlerler. peki şu an uzaylılar geliverse ve o filmlerin uzay gemilerini tasarlayanlara "Vay be! Bilmeden aynısını yapmışız" dedirtecek uzay gemilerini bizim atmosfere dayasalar, olası başkan-general diyoloğunda Bush nasıl bir tavır alırdı?
İsfahan Royal Enstitüsü Başkanı Dr.İsfahani yaptığı açıklamalarda İran'ın ikinci kopyalama denemesinin başarıyla sonuçlandığını bildirdi.İlk kopyalanan koyun 5 dk sonra ölmüş ancak yeni doğan koyun gayet sağlıklıymış ve hortumla besleniyormuş.
İran'a helal olsun valla biz Türkiye hala yerimizde sayalım

2004 yılında ABD'de yayınlanmaya başlanan dizi oldukça yeni sayılır. 1946'dan 2004'e kadar çeşitli zamanlarda Dünya'nın dört bir köşesinden 4400 insanın gizemli bir şekilde kaybolmaları ve Dünya'ya gelen bir meteorun Seattle yakınlarındaki Highland Beach gölüne yavaşlayarak yaklaşmasıyla yaşlanmadan ortaya çıkmaları üzerine kurulu bir dizidir. Olayların çoğunun Seattle'da geçmesi, Seattle'da geçen diğer diziler ve filmler gibi Seattle'ın donuk havasını da beraberinde diziye katmış. FBI, CIA ve NSA'den sonra adını ilk defa duyduğumuz, NTAC (Ulusal Tehdit Değerlendirme Birimi) adlı maydonozluk kurumu, bu vakaya hemen el koymaktadır. Dizinin başrollerini NTAC'te çalışan iki ajan (doğru tahmin, biri bay diğeri bayan) üstlenmektedir. Bu yapısıya The X-Files'a çok benzeyen diziyi benzerinden ayıran en önemli nokta, dizinin "bizbize" oluşudur. 4400 kişi, karantinaya alındıktan sonra düzenli kontrollerle takip edilmektedir. Aradan geçen zaman nedeniyle Dünya'daki yaşamlarına uyum sağlamaya çalışan 4400 kişi, zamanla değiştiklerini farketmeye başlarlar.

Pazarlama blogları arasında kendimi kaybetmişken birden masaustleriyle ilgili bir siteye rastladım. Burda herkes masaüstünün görüntüsünü yollayıp onun için ne ifade ettiğini kısa bir yazıyla anlatıyor. Gezip görülesi , masaüstü görüntüsünü paylaşılası bir site.
istanbul, maslak'ta bulunan yıldız teknik üniversitesi meslek yüksekokulu'nun karşısındaki duvarın, alın elinize sprey boyalarınızı da dökün bütün bastırılmış duygularınızı, diye çığlık çığlığa haykırmasına suskun kalamayan ülkemizin batı özentisi (sizi gidi taklitçiler siziii!) gençliğinden bir yumak, anadillerine olan hakimiyetlerine irtifa kaybının yanı sıra ingilizce'ye olan muhabbetlerini göstermekte de müşkülpesent davranmadılar!
"kılaberr", "claberr" ve "forzo" gibi incilerine, "-de ile -da" eklerini ayrı yazma konusuyla da tüy diken "asi gençlik", kırmızı sprey boyalarıyla gelecek umutlarımıza da koca bir çarpı atıverdiler.

filmekimi programı açıklandı...
Programda 'Ağlayan Devenin Öyküsü' filminin yönetmeni Byambasuren Davaa'dan 2005 Cannes'da En başarılı Köpek ödülü almış bir film var : Sarı Köpeğin yuvası
"İnşaatlarda sıvacılık yapan Mustafa B., 12 yaşındaki oğlu S.B.’yi, dayanamayıp orucunu bozdu diye dövdü. Yetinmeyip, kollarına, bacaklarına kalem batırdı. S.B.’nin ifadesi üzerine önce gözaltına alındı. Sonra serbest kaldı, S.B’yi alıp evine döndü."
Haberin sonrasını okumadım -içimden gelmedi doğrusu- ama tahmin edebiliyorum..
Bu kara cahil adam, zavallı çocuğuna evde en azından bi posta daha dayak geçmiştir.. Benim korkum çok daha beterinin yaşanması.. Gözü dönmüş bu "baba", oğlunun şikayeti üzerine -ki bunun kendisini çok kızdırdığına emin olabiliriz- düştüğü durumdan rahatlıkla meşum bir cinayet teşebbüsüne yeltenebilir..
Acı olan şu ki; bu adam bir baba olarak oruç bozan oğlunu dövmekle sevap işlediğini sanmaktadır.. Ona kuran kurslarında falan verilen eğitim buna işaret etmektedir.. "Hak yolunda kafirlerle ya da münafıklarla -misal oğul- her türlü mücadele hakkındır, hatta vazifendir" Tıpkı bugünlerde islam aleminde görülen -kendi canından bile geçmiş- "canlı bombalar" misali..

jack horner montana üniversitesi'nde paleontoloji hocası. dinazor ekolojisi ve evrimi üzerine çalışıyor. dünyanın en büyük dinazor koleksiyonuna sahipmuseum of rockiesin kuratörlerinden. ilk dinazoru fosilini 8 yaşında bulmuş.
moğol bilim adamları ile birlikte gobi çölünde 67 dinozor iskeleti bulmuşlar, çoğu psittacosaurus fosili. parrot-lizard/papağan-sürüngen olarak da adlandırılıyor.
bu bulunan fosillerle birlikte moğolistan'da da bir müze kurulması planlanıyor.
