Size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.Sanırım bir sene oldu.İlk defa ailemden yardım almadan kendi başıma bir şeyler yapmaya çalışıyordum.Ticareti hiç bilmememe rağmen cesaret edip küçük bir dükkan açtım,giyim üstüne.Neyse günün birinde dükkana takım elbisesini giymiş,konuşması gayet düzgün, en fazla 30'unda biri geldi.İlk önce şaşırdım çünkü dükkanım gayet salaş şeylerin satıldığı bir mekan.Tam hatırlamıyorum ama adam bi şekilde kendisinin turgay ulusoy olduğunu yeğenine bir şeyler alacağını falan söyledi.O arada bi çay istedi.Bende sevinçle hemen tabi diyerek.Bizim çaycıya telefon ettim.İçimden ooo bu adam şimdi bayağ bişey alır diye seviniyorum tabi.
Kyoto protokoluna bir imza da bizden olsun.1 Mart 2007 küresel ısınma için dünya tek yürek.Bu çorbada tuzumuz olsun diyorsak sadece bu link'i tıklamamız yetermi bilmem.Ama deneyelim.Kazanan dünyamız olsun.
Artık üç tür bedendim.Koşan bedenim,aynada gördüğüm bedenim ve kadının gördüğü imge olarak bedenim.Ben bir bedenim.Ayrıca, bir bedene sahibim.Ve ötekinin gördüğü bir bedenim var.Ama başkasının bakışıyla ortaya çıkan beden çok tuhaf değil mi?Bir imge beden.Öznesi ve nesnesi olan beden daha bi etten kemiktendir ya bu imge beden nasıl bi şey?Başkasının bakışıyla imgeye dönüşmek ve bu bakışı yakalamak için çırpınan beden .Sürekli yanılsamalar kendimi gördüğüm bir resmim,aynadaki sülüetim ve karşıdakinin bakışlarındaki beden.Bedenim imgeye dönüşmeyi arzular.Bu beden kendisine baktığında kendi gerçek bedeni imge bedene dönüşecektir.Ötekinin imgesi gerçeğe dönüşecektir.İmge beden allanır pullanır incelir ya da bi örtünün altında hayali bir beden yaratır.
Ben çok cahil kalmışım herhalde.İnternete de baktım bulamadım.Bayramlarda veya evimize gelen büyüklerimizin ellerini öpüyoruz veya yaşıtlarımızla karşılaştığımız zaman tokalaşıp olmadı yanaklarımızdan öpüşüyoruz. Ya anlamıyorum bu kafa tokuşturma modası nerden çıktı ? 60' lı yıllarda ilkokul alfabesinde 2 inatçı keçi vardı.böyle kafa kafaya vermiş köprüden geçme mücadelesi veriyorlardı .Şimdi öyle kafa tokuşturanları görünce hep o keçileri hatırlıyorum.Acaba bunlar nerden geçmenin mücadelesini veriyorlar.
buğulu camın ardında yılan dansı yaparak birden sahnede olanla yanyana bişeyler düşünmek ne garip bakışlar yarım bi yüz ifadesiyle belli belirsiz görünen kalabıkları düsünerek ayağa kalkıp o alkışı almanın verdiği bi hazla cinsiyetini belirtir bir tebessüm,ben gerçeğim evet evet tam da bu noktada birer biriz olan bu


1 Mart 2007 'de Küresel Isınmaya karşı tüm dünya aynı anda!
yalnız beş dakika tüm enerji kaynaklarını kapatalım
Almanya'da şu günlerde son derece tuhaf bir dava konuşuluyor. Guardian'daki habere göre davanın konusu,çocuklukları ayrı geçmiş iki kardeşin birlikteliği ve bu birliktelikten dünyaya gelen dört çocuk. İki kardeş yürürlükteki ensestle ile ilgili kanunun iptalini istiyorlar yoksa kardeşlerden erkek olanı yine hapse girecek. Patrick Sübing'in kızkardeşiyle ilişkisi 2000 yılında başlamış ve kızkardeşi bu ilişkiden, ikisi özürlü olmak üzere dört çocuk dünyaya getirmiş. Çocuklardan üçü devlet tarafından çiftin elinden alınarak koruyucu ailelerin yanına verilmiş.
Son zamanlarda pek gündemle ilgilenmek istemesem de üstüme üstüme gelmekte ısrar ediyor. Duyduğum, okuduğum her haberde biraz daha battığımızı hissediyorum. Çıkarılmaya çalışılan petrol yasası olsun, hergün şiddet yüzünden ölenler olsun, bayramlarda tatillerde iç savaş yaşamış gibi insan kaybetmemiz bu duyguları yaşamama neden oluyuor.
Şimdilerde ise cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler var göze batan. "Tefe" ve "tüfe" kavramlarını değiştirip "enflasyonu yendik" diyen, dış politikada pasif kalıp, Irak' ta askercilik oynamaya çalışan RTE, şimdilerde cumhurbaşkanlığına aday olmaya çalışıyor. Peki bunların arkasında ne var?
Aslında biraz üstünde düşününce buluyorsunuz neyin peşinde olduklarını ama bugün okuduğum bu haber düşündüklerimin doğru olduğunu ispatladı.
Kenan Evren "Bey", ki kendileri "kanlı" olarak adalandırılabilecek 12 Eylül döneminde 7. cumhurbaşkanı(mız) oldu, Türkiye' nin geleceği hakkında biraz fikir veriyor.
Kendi tespitim ise şudur ,ki istediğinizi düşünmeye hakkınız vardır: Türkiye, cumhuriyet süsü verilen bir yönetim sistemine "götürülmeye" çalışılıyor RTE ve güruhu tarafından. Önce cumhurbaşkanlığı ile gelecek "devlet başkanı" sıfatının koyulması, ardından hiçbir "kamu yararı" olmayan bir petrol yasası ile petrol gelirlerinin "eyalet" usulu ile çıkan bölge belediyesine aktarılması bu planın belki de küçük basamakları.
Umalım ya da ummaktan öte birşeyler yapalım ki Türkiye üstündeki halk hakimiyeti, egemenlik ortadan kalkmasın. Cumhuriyetimiz elden gidiyor farkında mıyız?
