
Bence televizyon dizilerinin “öğretilen gerzeklik” konusunda rolleri büyüktür. Geceleri tercüme yaparken,televizyon dizilerini “dinleme” imkânı buluyorum. Dizi seyretmeyi ben de severim ama gene de dikkatli olun derim. İşte dinlediğim televizyon dizilerinde verilen “gerzek” özellikleri:
1. Dizi karakterleri sürekli dizi seyrederler: Dizi karakterleri yapacak başka şey yokmuş gibi sürekli dizi seyrederler. Bunu “Mahallenin Muhtarları” adlı dizide farkına varmıştım. “Bu akşam ne yapacaksın?” sorusunun cevabı her zaman “Ne yapacağım ayol, tabi ki dizi seyredeceğim” olurdu. Hiçbir zaman “bir film kiraladım, onu seyredeceğim” gibi bir cevap duyamazdınız.
Beynimi yıkayıp, damıtıp kurutmuşlar.....Sayın baylar ve diğer asil ünvanlılar.
Bazen kafası karışan peder ve çok sevgili zeki oğlu asİ....Ne yaptım! fidan yedim.Eyvah!
Ben deniz cennet papağanı; part time bu masalda kurt olarak çalışıyorum, kurt Heart!
ysa dan faydalanılarak yapılan

Bütün vücudunun ağırlığını kalbinin üzerine verip,öylece durmayı denedin mi hiç?
Ben denedim...az önce. Eğer şu anda yazdıklarım okunuyorsa, insan üzerinde hapşırık halinde ne gibi etkiler yaptığı gözlenebilir. İşte sonuç bu. Bu kadar, tamam!
Niye okumaya devam ediyorsun?

- Bizi güldürmeyi beceremiyorsanız (çünkü birlikte kahkaha atabilmek kadar dünyada muhteşem başka hiçbir şey yoktur aslında),
- İlk tanıştığımız birkaç hafta, sizi gördüğümüzde içimizde kelebekler uçuşmuyorsa ya da yokuş aşağı bir yolda hızla sürerken bir iç gıcıklanması meydana gelir ya hani, işte ona benzer birşeyler olmuyorsa,
- Özel, iki kişilik anlarımızda o yumuşacık dokunuşlardan sizde yoksa,
- Kız arkadaşlarımız sizin tapılası olduğunuzdan ve bizim ne kadar şanslı olduğumuzdan bahsetmiyorlarsa,
- Yiyeceğinizi bizimle paylaşmaktan hoşlanmıyorsanız,
- Bize çiçeklerle ayaklarımızı her seferinde yerden kesecek çeşitlilikte sadece ikimizin anlayabileceği mesajlar veremiyorsanız (ya da çiçeklerin gizemli dilini kullanmayı beceremiyorsanız),
- Hediyenin maddi değerinden çok, bizi ne kadar düşündüğünüzün mesajını veremiyorsanız (çünkü her sevgililer gününde o parfümlerden bıkılıyor ama arada sırada sabahları başucumuzda bizim için hazırladığınız mis gibi taze çekilmiş kahvenin kokusu, bir öpücük ve gülümsemeyle uyandırılmak kadar değerlisi yok),
- Güzelliğimizden hemen hemen hergün bahsedip kendimizi iyi hissetmemizi sağlayamıyorsanız (çünkü kendimizi iyi hissettikçe bizim de size kendinizi o kadar iyi hissettireceğimiz aşikardır),
- Bize aldığınız hediyelerde paketin içine bir kart ile kendi el yazınızla sürprizli birkaç kelime konduramıyorsanız (çünkü küçük sürprizli ifadeler, o hediyenin etkisinden daha fazla iz bırakır gönlümüzde),
- Kendimizi olduğumuz gibi hissettiremiyorsanız (yani size olduğumuzdan daha farklı görünmek zorunda bıraktırıyorsanız),
- En önemlisi sizinle birlikte geçirdiğimiz kısa veya uzun sürede, bulunduğumuz ve yaşadığımız özel ya da sosyal mekanlarda bizi güvende hissettiremiyorsanız, bu bir pilli patisözüdür!
Bu gündee caanııım hhaafife yazı yazacağıydımsılardaydım ki bir baktım aaaa asymptot arkadaşım duygu yapmışşşş, canımmm ben onu yerim yaaaa.. respect
Ayyyy sizi bilmem ammaaa ben çok politikim bu günlerdeeee, nedir ayol sağ sol kavgası en gerek var dimi caaaanımmmm
Kusura bakmayın ammaaaa ben ırkçı değilim ama şu yunanlılardan nefret ediiiyorumm
ayyy hele kürt ler, arsız canım bunlar hepisi terörist
ayyy bi de aydın bozması adamlar doldurmuş yok dalar ayrı yazılırmış taaaa kasmayın yahuu abazalık kafanıza mı vurdu ayollll
80'lerde doğan her çocuk, 90'ların başlarında bir nevi efsane bir rekabete (genelde psikolojik) tanıklık etmişlerdir, yahut bizzat aktörleri olmuşlardır : bemeks vs. kontra..
bir bmx sahibi olarak oldukça objektif yazmaya çalışacağım.
bisikletimi çok seviyordum, süper bir bisikletti, allah bisikleti olmayanları sevmez.
cıvımayalım ya. neyse.
efendim, önce gelin bmx lere bir göz atalım. bunlar dolma (ve renkli) tekerlekleri, sağlam gidon ve gövde yapıları, rahat ve güvenli bir sürüş sağlamaları (breh breh..) ve herşeyden önemlisi söylemesi inanılmaz tatmin edici (oh yeah!) isimleri ile dönemin bir nevi karizma timsali bisikletleriydi. "bisikletin var mı?" sorusuna verilen evet cevabının ardından "ne marka?" sorusunun beklenip, ve o beklenen soru gelince de kafayı şöyle bir kaldırıp, "ölürse ölsün" diyen ivan drago misali "bemeks!" demenin verdiği hazzı çok az şey verirdi netekim.. (abarttım mı ne..)