Yaklaşık bir haftadır ben bile gazetelere bakmaya hatta evde haber seyretmeye başladım. Ortalık gergin, ortalık karışık. Vatandaş sokaklarda, asker rahatsız, demokrasi lafı zırt pırt cümle içlerinde kullanılmaya başlamış, hepsi bir yana dolar düşmüş; var bir şeyler demektir.
Ama olayların bütün bu ciddiyetinin yanında gazetelerin manşetlerinde, internet sitelerinde ve haberlerin altında, sağında, solunda hala magazin haberleri dolanıp duruyor.
Haberde ciddi bir spiker, başka bir ildeki bir uzmana bağlanmış ciddi bir şekilde anayasa mahkemesindeki sürecin işlemesinden bahsediyor altta hoplayan zıplayan yazılar filanca dizi müziği için bilmem kaç bilmem kaça mesaj atın diyor.


işkenceden geliyorum
acıyı umuda kattım
uzatma sarılası boynunu
kollarımı askıda bıraktım
Ünlü Şafak Türküsü nün yazarı Nevzat Çelik öğrenciyken suçsuz yere tutuklanıp tam 7 yıl yattığı ve idamla yargılandığı günlerde yazmış "İşkenceden Geliyorum" u. Türkiye İnsan Hakları Vakfı nın belirttiğine göre 1980-1998 yılları arasında ülkemizde en az 546 kişi işkence görerek ölmüş, yine vakfa göre işkence görenlerin sayısını tahmin etmek zordur. İnsan Hakları Derneği ne göre işkence maalesef sistematik ve yaygın.
İşkencenin tanımı şöyle yapılıyor; işkence, ister fiziksel olsun ister ruhsal, bir göz korkutma, caydırma, intikam alma, cezalandırma veya bilgi toplama aracı olarak bilinçli şekilde insanlara acı çektirmekte kullanılan her türden edimlerdir. İnsan Hakları Bildirgesi nde de belirtildiği gibi işkence bir insanlık suçudur, hiç bir suretle kabul görülemez. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 5. maddesi der ki; hiç kimse işkenceye maruz bırakılmamalı, kimseye zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele edilmemelidir. İşkence sanılanın aksine yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda psikolojik olarak da binyıllardır uygulanmaktadır. Yazılanlara göre ortaçağda işkenceyi yaygın olarak kullanan Katolik kiliseleri ve Roma İmparaorluğu döneminde bir kölenin ifadesi yalnızca işkence altında kabul edilirdi ki bu da kölelerin kendi istekleri ile gerçeği söyleyebileceklerine inanılmaması güvensizliğine dayandırılmaktaydı. İllk kez Fransa'da kurulan kiliselere bağlı Engisizyon Mahkemeleri Papa'nın işkenceyi yasallaştırması ile ortaçağın kabusu haline gelmişti. 1834'e kadar varolduğu belirtilen bu mahkemelerde alınan kararlar sonucu her türlü "sapkın davranış gösteren" insanlar canlı canlı yakılıyor, kurşuna diziliyor, giyotine gidiyor, akıl almaz işkenceler görüyorlardı. Tabi zamanla modernleşen insanın işkence yöntemleri de değişti. 12 Mart döneminde iki yıl hapis yatan Murat Belge Bir Hayat isimli kitabında gördüğü işkenceleri mizahi bir dille anlatmaya çalışmış, belki anlamamızı sağlamak için, yine de yetmiyor insanın gücü anlamaya yaratılan bu anlamsız şiddet ortamını, şöyle diyor kendisi işkence bahsi açıldığında;
Şarkı yarışmaları başladı seyretmedim, evde insanlar gözetlendi seyretmedim, buzda dans yarışması oldu seyretmedim, adaya gidildi yunanlılarla kapışıldı seyretmedim, daha haberim olmayan bir şeyler daha olmuştur yarışma adına, onları da seyremedim...
Son aşamada yarışmak adına ünlüler striptiz yapmaya başlamışlar. Onu da seyretmedim.
Ama oral seks yarışması başlarsa artık seyredeceğim.
yalnızlık. saatlerdir hafif'te salladığım ahkamlardan sonra şimdi yapayalnızım. ahkamlar tükendi, kimse bir şey yazmıyor. sayfayı 20 saniyede bir tazeliyom ama değişen pek birşey yok.
yalnızlık bir sigara külü kadar yalnızlık
ve toprağın rüyaya bir yılan gibi girişi (sezai karakoç)
derken şair, yalnız olmayı anlatıyordu. ama bir de kalabalıklar içinde yalnız olmak vardı. sizi kimsenin anlamadığını düşündüğünüz anlarda içinize dolan.
bir kum tanesi kadar yalnızım!
etrafımda bir sürü çakıltaşı.
beni saran koskoca bir derya,
fakat ben muhtacım birkaç damla gözyaşına. (seyfettin k.)
insan yalnız...
Pazar günü Çağlayan'da yapılan miting sonrası bazı mitingciler semtimiz Kasımpaşa'dan geçtiler. Çünkü burası bir kavşak noktası. Aynı zamanda hükümetin başkanı Tayyip Erdoğan'ın memleketi. İşte durum böyle olunca Kasımpaşalı halk mitingciler tepki gösterdi, dememi beklemeyin benden. Hiç de öyle bir şey olmadı. Biz Kasımpaşalılar uygar ve laik insanlaız. Abimiz,kardeşimiz,büyüğümüz Erdoğan, bunun örneğini önce İstanbul'un geneline gösterdi, şimdi de Türkiye'ye gösteriyor. Çağlayan'daki insanlar! İzliyor musunuz?