Onu gördüm, dövmesinin bir kısmı gözüküyordu bluzunun altından. Siyah hırkasının işlemelerini izledim, düğmelerini saydım ve toplamış olduğu yarı kısa saçını açtığında yüzünün nasıl duracağını hayal ettim. Onu gördüm ve dudaklarının şişkinliğinde kayboldum, ağız hareketlerinin her birini nasıl da anlamlandırıp kendime göre etkileyici bulacağımı tahmin ettim ve kudurdum. Mimiklerinin kusursuzluğundan kıskançlık triplerine girdim ve belli etmemeye çalıştım. Göz kenarlarındaki incelerek büyüleyen sihirbaz değneğini fark ettim, bakınca taşa çeviren mucizevî bir kötü güç, anında, habersizce etkisi altına alan bir bağımlılık gibiydi gözleri…
Bulutların arasında, martılarla koyun koyuna, sevişerek ve uçarak yaşarken, yumuşak kalplerimizi ve solgun yüzlerimizi neşenin göbeğine çevirmişken, çocuk değil miydi her şey bizimle birlikte? Şimdi ayakkabılarımızı bağlarken işe gitmeden hemen önce, aklımıza gelmiyor nedense hiçbir eski güzel saniye…
“Bana geri dön!” diye yalvarırken, şarjı bitmek üzere olan cep telefonundan en çok sevilmiş olan sevgiliye veya bağıra bağıra ağlarken kimsenin duymayacağı güvenli yatak odasındaki son iki taksiti ödenmemiş yatağın üzerinde… Çöreklenmiş, kollarımızın arasına gömülmüşken. Aklımıza gelmesi imkânsız mı, bunca kavramın ve çorba olmuş binlerce kelimenin anlamsız dünyasının içinde? Ağlarken veya gülerken geçmişe, geçmiş nerede?
Gökyüzünün mavisinde veya çimenlerin yeşilinde, karıncaya takılmış dikkatimiz veya pembecik ellerimizle ararken geleceği, duyduğumuz umut ve kıvanç nerede? Cevapsız aşklarımızın ve sessiz sevişmelerimizin hesabını ödeyecek mor kanatlı melek garsonlarımız nerede?
Gülenler çok gülünç görünüyor. Hemen ve her şeye gülebiliyorlar. Ve belkide gülme tarzı yaratabilmek için ayna karşısında dakikalarca gülüyorlar. Ve bununla birlikte somurtan insanlarda çok gülünç görünüyor. Her şeye somurturlar. Gülene muhalefet... İki tarzdan birini yakalaman gerek. Seçim yap. Seçim şansı.... bok çuvalı... Bakalım hangi bok seçilmeye uygun..?
Gülen ve somurtan biolojik yaşıtlarımla birlikte sıralara bağlanmışım. Ve asla algılayamayacağım rakamlar ve rakam-harfler (x,y nadiren de z) asılı duran tahta parçasından "gencecik" beyinlerimize empoze ediliyor.

Daha fazla bilgi ve video için tıklayınız


