Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "metropolis 'in eksik bölümleri bulundu!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

çöp hakkındaki yazılar:

\

Özenmeden giydi plastik eldivenleri. Terlerleyince kaşındıran boneyi yalapşap başına geçirdi. Cayır cayır sıcaklık yayan lambaların altında yine saatlerce dikilecekti. Geniş masanın etrafındaki diğer arkadaşlarına baktı; Sıradan bir günün olanca sıkıntısı yüzlerindeydi. Çeşitli büyüklükteki bıçaklarından birisini aldı, yavaşça kesmeye başladı önündekileri. Kestiklerini zarif bir şekilde kavrayıp, karton kutu içerisine yerleştirdi. Usulca şerbet sızdı baklavanın kesilen yerlerinden.
--------------------------------------------------

26 ahkam var
Etiketler: , ,

Kedisine küsen,
Çöp eşeyicisi,
Çöpte unuttuğu harfleri düşünmeye başladı.
O sabah şarap şişesini beyaz bir poşetin içinde
diğer atıklarla bırakan cümlenin hışırtısının içinde unuttuğu harflerini.
Evet dedi neden sonra.
Kedim, bütün harfleri yedi.
AyakKAPları, boşluklarından gri zemine vuruluyordu,
Evet, kedim aç..kedim aççç !!!!!!

1 ahkam var

Ne kadar çok şerefsiz insan var, bu insanlar ile uğraşmak yoruyor artık ama fitil fitil getireceğim önüme gelen her şerefsizi layıkı ile terbiye edeceğim. Ne zaman ki bedenim ruhumdan ayrılana kadar...

22 ahkam var
Etiketler: , , ,

Çakmağın gazının kokusu geliyor burnuma, ama yanmıyor bir türlü… Gri gökyüzü, sisli ortalık, yalnızlık kokuyor her taraf…
Böyle bir gecede bıraktın beni. Sokakta hayat kadınlarının arasında, gecenin ıslak karanlığında, patlayan sarı nefret dolu ışıkların karşısında… Şimdi yanımda hepsi benimle beraber, kırık bira şişeleri ve sivri, kötü olan her ne varsa. Bekliyorum başını döndürüp beni bıraktığın yerde göreceğin gizemli zamanı. Beklerken üşüyor içim ve çöp ateşine yaklaşıyorum aklımca son defa. Ellerim ısınmıyor artık bu ateşte, sokuyorum ateşin içine. Yanmıyorum, sadece üşüme var. Böyle tuhaf bir gecede yalnız bıraktın beni. Sarı kirli köpeğin pirelenmiş tüylerinin arasında. Kahve kokusunu ne kadar özledim bir bilsen. Şimdi, burada olsaydı gölgelerimin yanı başında. Kibrit çöpünün ucu gibi ekşi ve biraz acı hayat. Ağlayınca yüzüne yapışan saçların gibi hüzünlü, içler acısı. Parmakların kadar ince… Sensiz kaldı bütün dünya. Buruşup kenara atılmış kıyafetler gibiyiz savrulurken. Anlamsız, gereksiz, bilinmeyen uçlarda… Böyle bir gecede yalnızım sayende. Bu büyük güç gösterisinin içinde, oyunlar oynarken kimin isteği daha büyük diye… Son bir umudum var, pakette son bir dal sigara.
Beş dakika geçti geçmedi.
Sokakta hayat kadınına yanaştım, ateşini istedim ve tükürdü suratıma! Travesti yardımına koştu, ihtiyacı varmış gibi… Jiletledi beni birçok yerimden sokak lambasının hemen yanında. Ağladım ve gözyaşlarımın tuzu yaktı açık yaralarımı. Köpeğe çarptım kaçarken ısırdı bacağımı, çöp ateşinin üzerine düştüm ve yandı ellerim. Böyle bir geceye giriyorum sana inat, kendime ispat. Yalnız bıraktın beni, pisliğimle ve körlüğümle pişman edeceğim seni, kollarımdan kırık bira şişelerini ayıklarken. Kanarken ve gülerken… Her ayrılıkta iç acıtan batmış camlar canımı yakarken… Bekliyorum göğüslerini bana çevirip ‘hala orada mıyım?’ diye bakacağın zamanı. Köşede birasını yudumlarken topal teyze, kuyruk sallıyor bütün dansözler bana… “Şerefe” edasıyla. Yoksun sadece, gerisi tenin hüznü, gerisi yeraltı edebiyatı. Yoksun bu gece, sevişmelerin kadar sıcak olamam yalnızken hiçbir zaman. Son sigaramı yakabilseydim bu küfürbaz çiseleyen yağmurun altında, sana ulaşırdım belki, mutluluğun özlenmiş, bilinmeyen dünyasında. Çakmak gazı, gri gökyüzü, zemin kaygan, yol uzun, duruyorum yolun ortasında. Elimde tek bir sigara…
Beş dakika geçti geçmedi, yol kenarından biri geçti sana benzeyen. İçim kalktı, parçalanmış kıyafetlerimle, yağlı saçlarımla üzgün duruyordum emindim. Görmeni istemezdim. Her zaman izlediğini bilemezdim.
Özledim seni.

1 ahkam var
tuttum
13

Çöp

Bu ayakkabıları kim çöpe atar ki.

Gerçek bir ganimet bu güzel ayakkabılar. Ve bir güneş gözlüğü, kullanmaktan pek hoşlanmam aslında kendimi çok tuhaf hissediyorum güneş gözlüğü takerken, yinede almamda bir sakınca yok. Dibinde biraz bırakılmış kola şişesi, gazı hala kaçmamış.

İnsanlar çöpe hep pis şeylerin atıldığını düşünürler. Kapağı kapatılarak atılmış bu şişenin içindeki kola nasıl pis olabilir. Özellikle ayakkabılar daha giyilmemiş bile. Belki de kolanın kalanını içen aptala bu ayakkabılar hediye edildi, beğenmedi ve çöpe attı. Dünya aptal insanlarla dolu. Başıma gelebileceğin en kötüsü de, beni en rahatsız eden aptal insan yine pencerede. Halbuki uyanmamış olacağını düşünerek erken gelmiştim bu sokağa. Geri dönsem iyi olur...

5 ahkam var

Bazısını üst üste koyup, bazısını buruşturarak attığımız anıları zaman zaman çıkarıyoruz hiç boşaltmadığımız yürekaltımızdan.

Kendi kendilerine azaldıklarındandır belki, hiç dolup taşmıyor o koca çöp kutusu… Belki kendi iyiliğimiz, belki de üzerini örtme konusundaki engin yeteneğimiz sayesinde ne kadar da güzel hatırlanıyor geçmiş!

Sanki o zamanlar karanlıktan, yalnızlıktan öte sandığımız her şey daha gri, sanki kolaycacık geçivermiş… Hep koyun koyunalıklar kalıyor zihnimizde; on dakikalık kaçamak görüşmeler için harcanan çabalar, saatler boyu öpüşmeler…

13 ahkam var

Ben 25 yıl İstanbul da yaşamış biriyim deniz burnumuzun dibindeydi ama çevre kirliliği nedeni ile sadece kenarında oturup yosun kokusunu içimize çekerdik.O bile beni mutlu etmeye yeterdi.Şimdi herkesin adını dilinden düşürmediği, turistik bölge dediğimiz zaman herkesin aklına ilk gelen Bodrum,Çeşme,Antalya hani denizi çok tuzlu olsa da sonuçta deniz.

\
Beni doyuruyor,tatmin olabiliyorum ama mutlu değilim..Acaba kör olsaymışım dahamı iyi olurmuş? Ama o zaman da mutsuz olacaktım. Vallahi koca bir dilekçe yazmayı düşünüyorum.Sorun ne merak ediyorsunuz.Acaba ben mi abartıyorum diyorum bazen. Evindeki bütün mutfak aletlerini sepetine dolduran pikniğe gider gibi tabak,kaşık,çatal sesleri arasında yerlerde halılar sanki deniz kenarı değilmiş de piknik alanındaymışız gibi.
\
Hani iklim sıcak insanlar bunalıyor hoş görülü olmak geliyor içimden .Ama çıldırmama az kaldı resmen çöpçülük yapıyorum. Atılan pet şişeler,karpuz kabukları,kırık bira şişeleri sizlere deteylarını anlatsam uzun sürecek manzara vahim içler acısı. Dahası korkunç. Kıyafet desen yataktan kalkan pijaması ile denizde atlet ,don,gömlek,tayt,bluz,şalvar,badi ne desem bütün kıyafetlerden tutun her şey var
\
.Hani burası ( Antalya ) güzel ülkemin turistik bölgesi olmasa ne giyersen giy diyeceğim ama diyemiyorum. Allaha şükür duşumuz var tuzlu sulardan arınmak için ama olurmu sanki mübarekler evde banyo oluyorlar şampuanlanmadan olmuyor. Bir kez uyardım şampuan kullanmak yasak diye aldığım cevap çok ilginç : "Gözleri bozukmuş yola gidecekmiş." Hala çözemedim gözle şampuan ve duşun nasıl bir bağlantısı var. Şimdi ise en çok rahatsızlık duyduğum şu zıkkım olası içmeden duramadıkları - içimizde içen arkadaşlar varsa da duyurulur - lütfen dikkat ediniz içtiğiniz şu sigaranın izmaritlerini lütfen yerlere atmayın.Yer gök izmarit dolu artık çıkarmak üzereyim çok doldum.
\
Bu sahil şeridi benim tapulu arsam değil yanlış anlamayın. Sadece boş bulduğum yerde oturup kitap okur,yüzer giderim. Çevremin temiz olmasını istiyorum.Bıraktığım gibi bulmak istiyorum. Herkese sesleniyorum. Nasıl ki yabancı devletlerde yerde bir izmarit bulsam eşşek gibi anıracağım diyorsam benim ülkemde öyle olsun istiyorum. Bazen acaba biz arap soyumuyuz diyorum. Elle yemek ye sonra ellerini üzerine sil. Biz bu olamayız.Atatürk ne demiş ne mutlu Türküm diyene.Mutlu olabilmem için çevremin temiz olması gerekiyor.

40 ahkam var
1 2 3 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu