Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "örgü çanta"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

çığcık hakkındaki yazılar:

Evdeydik, çorabının biri delinmiş ve ayak başparmağı o delikten dışarı fırlamıştı arkadaşımın. Ayakları kokuyordu ve yüzü terlemişti.
“Bir filmden bahsedeceğim” dedi. Ayı pornosu'yla ilgili bir şey hatırlatmak istiyordu bana. Önce güldü, sonra salyalarını saçtı ve en sonunda kıkırdama ile konuşma sesi birbirine girdi. “Eyice sok” demiş kadın, eğilirken. Tarlabaşı’ndan, yaşlanmış ve memeleri sarkmış hayat kadınlarından birini oynatmışlar parasızlık yüzünden. Sonra da plajda çekilen bir sahneden bahsetti bağıra çağıra. Kadın çıplak, adam çıplak, kadın kıllı göbekli, adam kıllı göbekli ve her şey çok iğrençken adam demiş ki: “Vııyy baban da mı zurnacıydı yavrum.” Bunun üzerine oral seks yapmaya başlamışlar. Bir çıplak göbekli çift daha katılmış bunlara. Dört kişi eve geçmeden önce yanlarına başka bir genç yanaşmış, “abi bir kere de düzebilir miyim sizin avratları” diye sormuş. “De get, de get” diye bağırıp iletiştikten sonra gülümsemeye başlamış aktörler. Sonunda “Baban da mı zurnacıydı yavrum” diyen adamın pezevenklik yapası gelmiş ve köyün delisi gibi görünen, sonradan yanlarına katılan gence kadınlardan birini pazarlamış. Daha sonra filmde genç, çıplak şişko kadınlardan birinin bacaklarını oracıkta okşarken “ sevişmek serbest de sokmak da dâhil mi?” diye sormuş. (Amelenin dünyasında sevişmeye sokmak dâhil değilmiş.) Filmin bir sahnesinde de sevişmeye gitmeden hemen önce salona toplanmışlar üç dört kişi. Kadının elinde iki litre kola ve plastik bardaklar varmış. Plastik tabure üzerine muşamba seriliymiş ve Maltepe sigarası içiliyormuş sahnede. Kadın yarımşar kolaları servis etmiş ve küfürleşmeli muhabbet başlamış yine. “İşte” dedi “bir komedi filminde olması gereken şeyler bunlar”
Bunları anlattıktan sonra gazozunu içti ve çubuk krakerinden bir ısırık aldı. “Evet” dedim ayı pornosu dedikleri buymuş demek, ayıların izlediği ve tahrik olduğu porno filme verilen ad. Gülmesi bir türlü kesilmiyordu arkadaşımın. Motosikletlerden bahsetmeye bayılırdı motosikleti olduğu için. Böceklerin dünyasıyla ilgili bir belgesel izliyorduk ve kurbağa yavrularının yüzüş sahnesinde ikimizde ekrana kilitlendik. Birden dedi ki “kurbağaların çiftleşmesini biliyor musun hocam?” Merak ettim “Nasıl?” dedim. Dişilerin bir bölgeye gelip yumurtaları fışkırtması ve arkasından erkeklerin aynı bölgeye gelip spermleri fışkırtması ve sonunda ortada denk gelen karışımları döllemek içinde ayaklarıyla suyu dalgalandırdıklarını anlattı. “Ohara!” dedim. Ama yine de devam etti. “Sonra da dişi kurbağalar gidip yumurtaları yaprakların aralarına saklıyorlar ve herkes dağılıp işine gidiyor.” Dedi. Ekrandaki kurbağa o sırada, dişiyi etkilemek için kulağının yanından sümük kıvamında bir balon şişiriyordu. Sırıttık ve dedi ki: “ Sevişmek serbest de sokmak dâhil mi?” bence sadece kurbağalar için söylenmiş. Yine güldük, yine gözlerimiz yaşardı ve yine gazozlarımızı yudumlamaya ve çubuk krakerlerimizin uçlarını birbirimize göstere göstere çıtlatmaya devam ettik. Ekrandaki görüntü devamlı değişiyordu, bir bok böceğinin sevgilisi için bir bok yumağı oluşturduğunu izledik. Çığ gibi büyütüyordu onu. Oradan oraya taşıyordu ama nereye taşıdığını bilmiyor gibi önce sağa, sonra birden vazgeçip sola götürdüğü de oluyordu. Böceğe ve yuvarlanan boka uzunca bir süre baktıktan sonra motosikletten bahsetmek için bir fırsat yarattı kendine. “Motosikletle gelirken ne gördüm biliyor musun?” Sordum “ne gördün?” Amelenin birini gördüğünü anlattı. Dandik bir yerli marka motosikleti Chopper gibi göstermek için yüksek direksiyon taktırmış ama motor zaten yüksek olduğu için iğrenç bir görünüm almış. Aynalar çapraz kaldırılmış ve yeni bir tarz yaratılmış. Ceketli pantolonlu bir adam motorun üstündeymiş ve kafasında beysbol şapkası varmış. Motorun göbeğine teyp yapıştırılmış ve sesi sonuna kadar açılmış, tekno müzik çalıyormuş ve egzoz borusu değiştirilip daha çok gürültü çıkaranından takılmış. “Düşünebiliyor musun” dedi. “ Bu kadar karışım hepsi bir arada” Kıroları oluşturan şey buydu ona göre. Komik geliyordu ama bir karışımdı onlar. Doğu batı karışımı gibi ya da özentiliğin, içi boşluğun ve karşılığında bilincin karışması gibi… Gazozum çok ferahlattı beni, bir yudum daha içtim. Kirlenmiş monitörün göbekli ekranında, bok böceği yuvarladığı küçük çığcığını istemeden sivri bir dikene saplamıştı. Bir türlü kurtaramıyordu boktan hediyesini. Arkadaşım kalktı ve montunu giydi. “Gidiyor musun lan?” diye sordum. Kapıdan çıkarken “Eyice sok!” dedi ve sırıtarak kapattı kapıyı. Gitmişti, beni “güle güle” demek zorunda bırakmadan.

4 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu