Peçeyi dini amaçla kendini korumak için kullanılan bir araç olarak bildik hep. O, yüzüne takanı kem gözlerden koruyan, inancı için korunmayı doru bilen insanların kullandığı bir ibadet aracıydı… Hayatta peçenin bir başkasını korumak için takılabileceği aklıma gelmezdi. Oysa inançlar, yaşam şekilleri, hayata bakış nasıl da farklılaşabiliyordu yaşanılan toprağa, doğulan kültüre ve ait olunan dine göre…
Dünyanın bir yerinde bir takım insanlar var çırılçıplak geziyorlar. Pardon, çırılçıplak değil, peçe takarak. Evet yanlış okumadınız. Onlar vücutlarına hiçbir şey giymiyor ama yüzlerine peçe takıyorlar. Amaç, arınmak, arınarak temizlenmek. Tüm kötülüklerden, tüm kirden… Ruhun bağımlı olduğu maddiyattan yani bedenden… Sıkı bir perhiz gerekir bunun için… Ve tabii ki, katı dini kurallara dayanan çileli ve erdemli bir hayat. Hiçbir canlıyı incitmemek gerekir. Mesela konuşurken ağzımıza bir sineğin kaçmasını engellemek gerekir –ki o zavallı sineğe yanlışlıkla zarar vermeyelim. Havadaki gözle göremediğimiz canlıları yanlışlıkla yutmamak gerekir. İşte bu yüzden de, kendimizi değil diğerini korumak için peçe takmak gerekir. Amaç zaten kendimizi korumak olsa bu inançta, o zaman önce bedeni dış şartlardan koruyacak giysiler gerekirdi. Oysa, en başta karşı çıkılan kişinin kendini koruması değil, başkasını koruması… Yanlış anlaşılmasın, uydurma bir inançtan bahsetmiyorum. Gerçekten var olan, MÖ 600’den beri devam eden bir inançtan Caynacılık’tan bahsediyorum. Görmeden inanmak zor geliyor geliyor ama gerçekten de böyle yaşadıklarını gördük. Bunu gördükten sonra da, bir-iki inancı temel alıp, sadece onlar çevresinde dolaşıp birbirimizi yiyişimiz geldi aklıma. Oysa inanç ne kadar çoktu ve biz ne kadar küçük bir alanda kavga halindeydik….
Hastalığımız var, doktora gittik.
Ya da, genel bir sağlık kontrolünden geçeceğiz.
Ya da, orduya katılmak için muayeneden geçeceğiz.
Böyle durumlarda alışık olmadığımız bir durumla karşılaşırız.
Karşı koyamayacağımız bir direktif.
Türkçesiyle yönerge...
"Soyun!"
O ana elbisemizle gizlediğimiz,
vücudumuzun en mahrem yerlerini göstermek zorundayız.
Doğal olarak utanırız, sıkılırız.
Utanmak insan olmanın bir emaresi.
İşareti...
Bedenimizin mahrem yerleri olduğu kadar,
ruhumuzun da mahrem yerleri vardır.
Duygularımızın,
düşüncelerimizin,
hislerimizin,
bakış açımızın,
isteklerimizin,
beğenilerimizin,
nefretimizin...
Milliyet ve Cumhuriyet de dahil olmak üzere,
"arka sayfa güzeli" yayınlamayan gazete yok gibidir.
Gazetenin arka sayfasında sağ üst köşede iç çamaşırlarıyla
güzel bir bayan resmi; ve bu resmin yanında laf olsun diye
yazılmış bir iki cümlelik bir metin yayınlanır.
Gelenektir, gazetelerimizin vazgeçilmezidir...
İlkokuldan itibaren ezberletilen salak tarih kitaplarında,
Osmanı Devleti'nin yıkılış sebepleri tekrarlanır durur.
Bir tanesi: gelişen teknolojiye ayak uyduramama,
diğeri: matbaanın geç gelmesi...

Arabama atlayıp İrlanda’ya gideceğim. Bulduğum ilk tarlanın önünde park edip kendimi dışarı atacağım. Üzerimdeki her şeyi çıkartıp çimenler üzerinde koşacağım!

Kendinizin ya da partnerinizin giysilerini çıkarmanız ön sevişmenin fazlasıyla heyecan verici ve önemli bir parçası olabilir. Soyunma yalnızca genel bir uyarılmayla sonuçlanmaz, özel giysilerin giyilmesi ya da çıkarılması aynı zamanda hassas bir aşığın, özellikle bir erkeğin çok daha zengin tını veren bir teline dokunabilir. İyi bir aşık ne tür giysiler, ne tür yollarla çıkarıldığında heyecan yaratır, bunu keşfetmeye çalışır ve onlardan partnerinin aldığı zevki artırmak için faydalanır. Eğer soyunmanın gerçekten heyecan verici olmasını istiyorsanız, karşı cinsin giysilerini tek elle ve beceriksizliğe düşmeden ya da duraklama ve gecikmelere neden olmadan çıkarma konusunda pratik yapmak zorunda kalabilirsiniz. Çıplaklık, özellikle evlilikte, rutin ve sıkıcı bir hale gelebilir, bu yüzden soyunmada bir takım kurnazlıklara baş vurmak gereklidir. Birlikte yaşanan birçok yıldan sonra bile birbirini soymanın cinsel bakımdan bir hayli uyarıcı bir etkisi olabilir. Giysileri birbiri ardına çıkarıldıkça partnerlerin her biri giderek daha fazla heyecan duyacaktır.