Bir yanda, televizyonlarda hemen hemen her gün para dağıtan yarışmalar, bir yanda yıllarca emek verip üç kuruşa emekli olan insanlar. Birbirinden ne kadar uzak gibi görünse de, göründüğü gibi değildir her şey. Tek bir yarışmada binlerce yeni paraya bir anda sahip olma kolaylığı!!! getiren sistem, yıllar boyunca emeğini çalıştığı işe vakfeden insanlara o kadar anlayışlı davranmaz. Bir parmak bal çalınan ağızlar, bu yarışmalar ve daha pek çok enstrüman, zaten yoksulluğun pençesine bırakılmış topluma bir ur gibi yerleşir, hazırcılık denen kötülüğün yeşermesi için var gücüyle katkısını yapar. İnsan güdüsünün kolaya zayıflığını besleyen bu ruh durumu bir yana, çalışanın haklarından yapılan kısıtlamalar, hak arama çabalarına getirilen baskılar, kayırmacı iş bulma sistemi gibi gerçeklerde yeni sistemi pek güzel beslerler.
Kapının koluna sarılıp itekledi. Görmek istediği gözlere doğru yöneldi. Yanındaydı. -Merhaba dedi. Merhabaydı ama kızın gözleri sadece kasayı görüyordu. Gözleri görmek için bir şeyler yapması gerekiyordu. İçinden -gözlerini göremezsem bütün duvarlar kapanacak- diye geçirdi.
- Bugün buraya belki seni etkilemenin bir yolunu bulabilirim diye geldim.
- Çalışıyorum ve çalışırken beni etkilemenin tek yolu kasaya para bırakmaktır.
Gözleri hala kasadaydı bir şeyler hesaplıyordu. Muhtemelen bahşiş diye bırakılan paralar ve üstü alınmasın diye kasıtlı olarak para nın üstü diye verilen bozukluklardan net parayı çıkarıp hakkına el koyuyordu.
-Bende çalışıyorum. Se...
- Aaa yeni bir işte mi çalışıyorsun? Kızın gözleri ışıldadı ve ilk kez baktı.
-Pek yeni sayılmaz. Hala senle birlikte olmaya çalışıyorum.
- Beni fazla büyüttüğünün farkındamısın?
Kızın gözleri yeniden kasadaydı.
Euro aldı başını gidiyor, siyasetçiler (ki en başımızdakiler dahil) ipe çekildi çekilecek derken, yakın geleceğimiz konusunda endişemiz artıyor. Çalıştığımız yerlerde yarınımızın garantisini sorguluyoruz. Bireysel eylemlerimizden en fazla gelişeni ise ek gelir elde etmek ya da kendi işimizi kurmak.
Zaman artık babalarımızın, dedelerimiz yaptığı gibi belirli bir gelirle, beş altı nüfuslu aileyi geçindirmeye müsait değil. Keza kendi kendini geçindirmek, doğal ihtiyaçlarını (barınma, beslenme, giyinme) dahi sağlamaya müsait değil. Biz gençler, erken yaşlarımızda kah eğitim süreci, kah geçim derdi derken yollara düşmüş, ekmek kapımızı ve altın bileziğimizi edinmek için çaba harcarken, ekonomi çizelgesi bizim hep bir adım ötemizde seyir halinde.