Kadın ve erkeğin taban tabana zıt ama bir o kadar birbrini tamamlama özelliği mükemmel varlıklar oldukları kesin. Birlikte yapmak zorunda kaldıkları birşeyler olduğunda ciddi krizler yaşanması da doğal bu bağlamda.
efendim, malumunuz evlenmeye çalışıyoruz şu aralar. evet "çalışıyoruz" diyorum çünkü cidden zorlu ve insanı çileden çıkartabilecek bir süreçmiş, yeni anlıyorum. Her neyse...Dediğim gibi debelenmekteyken biz, zaman zaman içimden "puff olmanın" da ötesinde, kafama kırmızı bir huni takıp, tabak çevirmeye başlamak ve soluğu "bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde" almak geliyor! hem de nasıl geliyor anlatamam!
Olay aslında çok basit. iki insan beraber yaşamaya ve yaşlanmaya kalkışıyor ve usulen yapmaları gereken bir imza atıp devletten sevişmek için izin ve onay almak. Kişiler aslında çok net: "biz beraber yaşamak istiyoruz. seviyoruz birbirimizi, beraber iyi vakit geçiriyoruz. hayat zor falan eyvallah ama beraber daha kolay kalkarız sıkıntıların altından dedik, karar verdik. e bize müsaade lütfen..."
talep bu...ancaaaak! O kadar yalın olamazsın arkadaşım, diyor herkes bir anda. Ne o öyle, atalım imzayı, bitti gitti işte, hadi geçmiş olsun ayakları? yemezler! Daha bunun gelenek görenekleri var, otu boku püsürü var, "aaa olmaz çok ayıp, bunu yapmak gerek"leri var, prosedürü var, edebi adabı var!
İlk şoku nişan dönemi yaşıyorsun. Çiçekle bile fotoğraf çektirmek zorunda kalınca mesela! O nedir bana biri açıklasın lütfen ya!
Sonra başlıyor ev kurma fırtınası...El Nino yemin ederim! Her kafadan bir ses çıkıyor. "Koltuğu bu tarafa koyarsanız daha iyi çünkü yemek takımı şurada olmalı." - "Aaaa, buraya bardaklar konmaz. Tabakları getir bakayım." - "Şu ara çok boş kızım. Br halı lazım buraya." - "büfesiz ev olur mu canım? nereye koyacaksın yemek takımını?"...vb
Sevdiğin insanlar bunlar. Anneler babalar...Kalplerini kırmaya değer mi? "tamam" diyorsun hepsine...
Asıl bomba kadın-erkek farklılığından patlıyor. Kadın can hıraş debelenirken - nikah şekeri, davetiye, eksiklerin alınması, davetli listesinin oluşturulup haber verilmesi, taleplerin dinlenilmesi, gerekenin yapılması- konularında, erkek gayet rahat, "Aşkım halledilir sıkma canını" diyerek otururken kızılca kıyametin kopması işten bile değil!
Salona koltuk takımı alınacak...Kadın gergin çünkü arızalı olduğu bir konu gündemde: fazla maliyeti olmasın ama iyi de birşey olsun...Adam mantıklı: biraz maliyetli olabilir ama sonuçta bu yıllarca kullanılacak, değmez mi?
tam 7 saat gezilir mobilyacılar. kadın ağlamak üzeredir, adam ise kadının paniğine gülmekte...
Zaman daralmaktadır. Faturalar birikir, gelir giderin yanında "mini boy" kalmakta ve ezilmektedir...Kadın gerildikçe gerilir çünkü bir yandan da işe gitmek zorundadır. Nereye ait olduğunu bilemez, daralır. Bir evi vardır bir uzak şehirde ve o evde yaşayamamaktadır. Birkaç evi vardır bulunduğu şehirde ve o evlerde misafirdir. İçi sıkıldıkça arar adamı, onu daraltır....
An gelir kendinden nefret eder bu arızaları yüzünden ama engelleyemez çünkü o sakinleşmeye çalıştıkça telefonu sürekli çalmakta ve bilumum aile bireyi bir soru sormakta ya da birşeyler hatırlatmaktadır:

Heeeeeeeeeyyyyyyy millet selam!… Ben lorienn… Çilekin adı üzerinden sizlere merhaba diyerek kendisini hafife davet ediyorum. Sevgili Çilek, bak sana ufacık tefecik, nohut oda bakla sofa yeni bir nick aldım haddim olmadan…. Çok süslü laflar edemiyorum belki, gönlümün çektiği değil gücümün yettiğince sana ulaşmaya çalışıyorum… STRAWBERRY07, aramıza dönersen mutlu olacak dostlar var burada… bekliyoruz seni…
Hafif apartmanı sakinleri,
Ben artık taşınıyorum. Apartmanımızla alakası yok gidişimin. Sizlerle de alakası yok. Öyle diyor içimdeki hasta ruhun sesi...Dinlemek zorundayım.
Çok güzel şeyler paylaştım sizlerle ve çok şey öğrendim kısacık bir zaman diliminde. Bunları, hayatımda açtığım birçok parantez gibi bir yeni parantez açıp içine koyacağım. Benimle kalacak tüm paylaşımlar. Hepinize bana kattığınız herşey için teşekkür ederim.
Sanırım hayatımı biraz daha "reel" kılmak şu anki niyetim. Gerçeklerime dönmek...Unuttuğum gerçeklerime.
Gitmeden önce birkaçınıza söylemek istediğim şeyler var:
EUQON; biliyorsun, sana söylemek istediklerim çok ama bir o kadar da tek cümlelik aslında: TEŞEKKÜR EDİYORUM...
ZEZ; seni tanımam gerekiyordu ve hafif Tanrının bu amacı için bir araçtı...hayatımda olduğun için çok mutluyum. çok özel ve güzel kadın...
PİLLİ PATİ; yüzüne baktığımda kalbime güven ve huzur akıtan tatlı insan...patilerin yere hep sağlam basacak biliyorum çünkü sen hayatın en zor anlarına bile dimdik durabilen nadir insanlardansın...
LİNET; puff olmak istediğinde haber ver, beraber olalım:) tatlı arkadaşım, hayata hep gülerek bak...
KOPANİSTİ; İzmir'li arkadaşım...İnsanları gülümsetebilmek zor iştir ve bir o kadar da özel...ve sen bana bu güzelliği bin kere yaşattın. İyi ki varsın. Mutlu ol.
LORİEN; pozitif enerjisini şu soğuk ekrandan bile yansıtabilen tatlı kadın...Çizgini hiç bozma. Sen güçlü ve "iyi" bir kadınsın.
İNTERNET CAFE; can dost...tanıdığım dakika itibariyle kanımın kaynadığı nadir insanlardansın, biliyorsun. Yalnızlığıma alışmaya çalıştığım günlerde mesaj kutuma yazdığın kısa "iyi ol çilek" mesajların bana büyük destekti. sağolasın. Bilgili, kültürlü, sevimli insan...
MEFKUD; kalemi harikalar yaratan nazik insan...Güzel ruhunu ve kalbini hep sıcak tut...seni tanımak ve yazılarınla o "özel" iç dünyandan bir parça da olsa nasiplenebilmek çok güzeldi. mutlu ol...
İNAN6666; hafifin asi çocuğu...bir diğer özel insan...içi dışı bir olup da taşkınlığını da sevgisini de doruklarda yaşayacak kadar yürekli insan...bildiğin yolda devam et. iç sesini kaybetme...
MAKALECİ; insan olmanın en güzel örneklerinden birisin sen...sabır, sevgi, şefkat, dostluk, anlayış ve gülücüksün benim için...Öyle kal, e mi?
BUDDHALA; sana hep söylerim bilirsin: özel bir beyinsin sen...dilerim hep güzellikler sunsun sana hayat.
NİCHOLAİ HEL; güzel yüzlü, güzel gözlü kardeşim. "Çilek ablam, rezervasyonu yaptırdım. Kaç kişi olduk ablam ya?" diyen sesin kulağımda kalacak:) için dışın bir...çok iyi adamsın ve hayat da sana bir gün adam gibi bir aşk getirecek. O zaman resim tamamlanacak senin için.
SEDAFLORA; bunalımlarımızı çakıştırmaya devam edersek biraz daha, kendimizi bir akşam meyhanenin tekinde sızmış bulacağız seninle:) dingin ve huzurlu bir hayat diliyorum sana.
PİLLİBEBEKKUYUDA; akıllı ve mantıklı kadın...yorumların ve özel mesajlarımızda benimle paylaşmak inceliğini gösterdiğin düşüncelerin için teşekkür ederim..hepsi aklımda:)
AKONİ; anne...güzel gözlü anne...içindeki o sıcaklığı kaybetme nolur...
DARJEELİNG; seninle ilgili aldığım son habere çok sevindim. Sen gerçek bir aşk kadınısın ve ömür boyu bu duyguyla boğuşmanı diliyorum senin için:) mutluluklar.
ZEYYNEP; güzel yüzün hep gülsün...
GUDDİCİNİ; yuvandaki huzur, yüzündeki güzel tebessüm hiç bitmesin...
EXPRESYON; şarkı söylemeye devam:)
DEVİLOR ANGEL; yazılarını okurken yorulduğum kardeşim:) yazmaya devam ama hep mutlulukla...çengelköy sözünü unutma ablana.
CEVVAL PORTAKAL; seni evlat edinmeye hala kararlıyım:) yaratıcı ve sevimli çocuk, umarım senin gibi gülen gözleri olan bir oğlum olur bir gün.
NECRONAMBER; efendi insan derler ya, işte öyle...
SUUGURRCAAN; hafifn en zor nickini taşıyan çatlak kızım:) neşen daim olsun.
RRB; eski dost...mutlu ol ve hep öyle kal.
XNİCOX; başlarda üzerine şimşekler çeken ve inanılmaz ağır tepkiler alan arkadaşım...Kalbin güzel...İçin çok temiz...sana yöneltilen silahlara bile çiçek sundun. sağol...Yolun açık olsun.
PERİPETTY; periler huzur sembolüdür benim için...huzurlu ve mutlu olmanı dilerim.
KAYVENK; merve'ye söyle, o zillinin peşini bırakmayacağım:)
ACUİSTİC; çözülecek çok şey var değil mi hayatta? Bir gün çözeceğini düşünme...O işi filozoflar bile yapamamış:) Neden mi dedim bunları sana? Bilmiyorum, içimden öyle geçti...mutlu ol.
Ve diğerleri...Ola ki ismini yazmayı unuttuğum ve bir kere bile olsa paylaşımda bulunduğum bir arkadaşım varsa, özür diliyorum...Önemsenmediğiniz için değil, aklım karışık olduğu içindir...Beynimde bin tane ses ayrı ayrı konuştuğu içindir...
Hepiniz kendinize iyi bakın...
AŞK, SAĞLIK, HUZUR VE MUTLULUK YANI BAŞINIZDAN HİÇ AYRILMASIN...
Hoşçakalın:)
hani ömrün bir yıldıza çengellenir ya
hani ilk öpücüğün arşa sızar ya
hani babanın sakalı yanağına batar ya
hani annen gelinliğine ukdelerini sarar ya
birbirine karışır ya yıldızın nişanesi hani
birbirine koşar ya dudakların dört dilde
hikâyesi hani
birbirine diz çöker ya bir babanın mürüvvet
abidesi hani
birbirine dolaşır ya annenle bez bebeğinin
matemi hani
sen: her tesadüfün muzip, asi l'âl perisi!
Çocukluğum, baykuşların ağaç kavuğundaki düzenlerini insafsızca bozmaktan keyif aldığım Polonezköy de geçti. Herşey, kafalarının yarısını kaplayan gözlerini, sonuna kadar açıp bana bakan şaşkın ifadelerini, görmek içindi..Hala gözlerini gereğinden fazla açarak konuşan insanları gördüğümde, baykuşları hatırlarım.
Polonezköy ün derinliklerine indiğinizde her yeri ağaçlarla kaplı sihirli bir masal ülkesinde hissedersiniz kendinizi..Eğer, sonbahara rastlarsanız ve bir gecenizi bu ağaçların altında geçirirseniz ertesi sabah, kahverengi yapraklardan oluşan kalın bir yorgan bulursunuz üzerinizde.. .
Dün geceyi yanlız geçirdim. İş seyehati denen gereksiz şey, daha iyi yaşamak için illaki para kazanmak zorunda olmak. Kazandıkça daha iyisini alabilmek için daha fazla çalışmak.



