Cartoon Network kanalının adult swim kuşağından bir efsane daha Metalocalypse ; beatlesdan binlerce kat daha büyük bir hayran kitlesine sahip dünyanın en sert grubu dethkokun birbirinden fantastik abuk maceraları kesinlikle izlenmeli animasyonu seslendirenler arasında james hetfield,kirk hammett

GEO dergisinin Ocak2007 sayısında Boncuk Kostüm'ün kurucusu Osman Ozan Kalyoncu'yla yapılan bir söyleşi var. Çocukken annesine "erkek(!) kelebek kostümü" yaptıramadığı için çok istediği müsamereye katılamayan Osman bey, 2000 yılında beyaz eşya mağazasını kapatarak içindeki ukdeyi sermaye edinip, çocuklar için müsamere kostümleri üretmeye başlamış.
Firmanın kataloğunda yerli-yabancı birçok karakter kostümü var: Gargamel, Pikaçu, Tele Tubbies, SuperGirl, Elvis Presley, Keloğlan...Atatürk için bile kostüm yapmşlar ki; papyon ve smokinden ibaret.

Şirin baba nerde? diye sorar o mavi yaratıklardan biri, cevap aynen şöyledir: cuma'ya gitti. Red Kit bara girer, kendine bir ayran söyler. Kovboylar Teksas'a Allah onları Kızlderililer'in şerrinden korursa, inşallah varacaklardır. Bu replikler aynen, bizzat yaşanılmış, biraz dini içeriği fazla olan bir tv kanalının karşısında defalarca yere düşülmüştür, tarafımdan... Acaba gerçekten bu düşünceler doğru mudur, yani çocuklar içki yerine ayrana mı, ormanda şirin çileği toplamak yerine cuma namazına mı yönlendirilmelidir? Belki de evettir. Şirinlerin mantardan köyüne bir de cami yapılmalıdır bence. Hatta Red Kit'in adı değiştirilmeli, Resulu Kadir olmalıdır. Evet, olmalıdır. Çinliler Şirinler'i yasaklamış diye duymuştum bir yerden, nedeni de sürdürülen komün hayatıymış. Onlar eşcinsel miymiş, nasil ürüyolarmış, Şirine köyün fahişesi miymiş gibi sorunsal-nedenlerden. Şirinbaba'yı camiye göndermek bence daha iyi yani. Ama hiç kurban kestiklerini görmedim. Onlar cücedir zaten o boyutta koyunu deveyi nerde bulsunlar, kelebek mi kessinler? di mi?
Charles Manson'ın bi lafı var: Bana yukarıdan bakarsanız bir aptal görürsünüz; bana asağıdan bakarsanız tanrınızı görürsünüz; ama bana karşıdan bakarsanız kendinizi görürsünüz.. Homer Simpson'a bakanlar dünyanın en gereksiz adamını görebilirler.. Gereksiz olmayı en yüce fazilet sayan bendeniz tarafından bunun bir sakıncası yok elbette.. Ama bakmak ve görmek kavramları çok nadiren bir arada gerçekleşir.. ve göz, yanılmaya en müsait organımızdır aslında..
Homer simpson, sistemin en büyük tehdididir. Çünkü eline fırsat geçse hayatının sonuna kadar yemek yemek, bira içmek ve yan gelip yatmak dısında hiç bir şey yapmadan yaşayabilir.. Sistemin korktuğu şey eli pankartlı göstericiler değil Homer Simpsonlardır.. Bu bir tercih meselesi, yaptıklarınla ve yapacaklarınla ilgili bir tercih.. "adam" olmak ya da olmamak.. varsın dünyanın mühendise, muhasebeciye, arkeoloğa, avukata ihtiyacı olsun.. Yeterince yok mu bunlardan?.. Sistem sana bi şey olman gerektiğini söyleyip duruyor.. Sence neden?? " işte sevgili kuduz kedi okuyucusu!! Hayatın anlamı budur demiyorum sana.. pek bir anlamı olduğunu da sanmıyorum.. ancak tüm dünyanın ya da en azından yarısının aynı anda yan gelip elinde birayla televizyon karşısına oturduğunu düşünsene, askerler ve çocuk işçiler dahil.. kimsenin ne savaşmak ne de günde 14 saat çalışmak isteyeceğini sanmıyorum.. bunu kimse istemez ama zorunda olunca site site 14 saat de çalışırsın, kundaktaki bebeklere ates de edersin.. bu zorundalık kavramını sana dayatan, "daha çok çalıs senin de çok paran olur" diyen zaten sistem değil mi ki??
Yıllar geçtikten sonra tekrar oturup bir sabah Taş Devri izleyince bir tuhaf oluyor insan. Fred (ki en salağıydı devrin) bile söylediklerine inandırıyordu bizi küçükken ama bu sabah izlerken o kadar saftirik değildim. Keşke öyle olsaydım. Barny'nin her "yyyıhh yıhh yıhh" gülüşünde ben de yırtılırdım gülmekten. Bugün de ne olduysa oldu. Wilma'yı kocasının ayaklarını yıkayıp gözleme hamuru açarken, ne bileyim; "herif sen çürüttün ömrümü boynun altında kalsın." derken düşündüm. Bety'yi Barny'ye ana avrat söverken (ki en kibarı en hanımefendisiydi) düşündüm. Ama size şunu söyleyeyim; Bu çizgi film bir Türk projesi olsaydı ve bugüne kadar da öyle devam etseydi bu saydıklarımı bugün izliyor olurduk. Fred, Wilma, Barny, Bety... İzlenirliğini sürdürmek için her Türk yapımının yaşadığı imaj değişikliğini yaşar, her çağın çocuğuna kendini yutturmak için DJNR olurdu.

Cenk Koray'ın programından bay meraklı diye tanıdığımız, orjinal adı la linea olan çizgi adamın hasretiyle yanıp tutuşanlar varsa buyursunlar, 101. bölümden 156. bölüme kadar olan videoları burada mevcut. Sağ taraftaki choısır un episode kısmından değiştirip değiştirip izleyin.
Dipnot olarak; ilk defa Osvaldo Cavandoli tarafından 1969 yılında, mutfak araç gereçleri yapan bir firmanın reklamında kullanılmak üzere çizilmiş. Hatırlayacağınız üzre ülkemizde de vestel reklamında kullanılmıştı.
