Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Siemens HB 78P570 LiftMatic Fırın"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

çizgi roman hakkındaki yazılar:

2 ahkam var
Etiketler: 

Küçüklüğümden bu yana okuduğum çizgi romanlarda ikinci karakterler her zaman daha çekici gelmişdi bana. Bakdım ki onlarsız çizgi romanın pek bi güldürücü ve eğlendirici bir tarafı yok... Bunun üzerine bende oturdum bazı çizgi romanlardaki ikinci karakterlerin başroldeki karakterlere efektlerini, getirilerini ve götürdüklerini araşdırdım. Evet yapdım bunu. Sonuç şudur ki; Düldül olmadan Red Kit bir hiç olurdu. Eğer her bar kavgası esnasında bir ıslıkla camın altına koşup Red Kit atlamasını beklemeseydi ya da kızıderililer onu bir kazığa bağladığında Düldül ağzında bıçakla Red Kit in ipini kesmeseydi nasıl kurtulurdu Red Kit bu zorluklardan. Daha sayısızca Red Kit - düldül örneği... Ya da Kaptan Haddock olmasaydı Tenten gibi çok düzgün, iyi aile çocuğu, terbiyeli ve yardımsever bir insanın çizgi romanları dünya çapında o kadar satarmıydı. Bu gün Afrika kıtasında bile hala en yaygın olarak basılan çizgi roman Tenten yada esas adıyla Tintin dir. Ama asıl alanlar Tenten için değil, bir macera esnasında binbir tane küfrü sıralayan ( bin lombar, tahtakuruları, eskimiş kaşarlar vs vs ), yapdığı babacan ataklarla Tentene e birazda sahip çıkan ve son anda yetişip Tenten i zor anlarından kurtaran bir adam için alırlar o maceraları. Keza orjinal adıyla Milu ya da bozuk Türkçesiyle Fındıkda öyledir. (Bkz: Tenten Kongo'da). Sözün özünde Konyakçısız ve Doktor Salassosuz bir Tommiks, Kit Carson'sız ya da Navajo Tiger'sız bir Tex Willer ve ya Hopdediks'siz (Obulix)bir Asterix neyimize yarar. Aslında göz ardı edilen fakat olmazsa olmaz olduğu hala anlaşılmayan o 2. Adamlar değilmidir bu gün bile okurken insana keyif veren.

(Gölgesinden hızlı silahıyla Red Kit objektiflere gülerken)

12 ahkam var
Etiketler: 

Bugün sevgili çocukluk kahramanlarımızların en ünlüsü, enn güçlüsü, en hızlı soyunanı ve giyineni, krypton gezegeninin garip çocuğu, selçuk erdem'in ineklerine yalatılmış saçları ve kanımca pek bi siyasi amaç gütmeyen, bi eli yumruk sıkılarak öne uzatan hareketiyle gönlümüzde taht kuran superman abimizin doğum günüymüş. Kutlu olsun, iyi ki doğmuş demeden geçemem. çocukken, muhtelif amerikan dizilerinde, çekirdek ailenin küçük çocuklarının, her önüne gelen süpırmarkıttan aldığı superman kostümüne esef dolu gözlerle bakıp, yutkunmadık mı? Evet bi on yıl sonra yakaladık süpırmarkıtta kahraman kostümü satmayı ama bizim için çok geçti. Bizimkisi de superman olma, en azından sevgilisi olma, en azından patronu olma, (bıyıklı ve gri saçlı olmamak şartıyla) hayali değil miydi? neydi bizim suçumuz? Neyse bu başka bi konu.


Sonra supergirl çıktı, beyaz çizmeleri vardı, ben onlara takılı kalmıştım. Beyaz, uzun çizmeler. Çocukken izlediğim filmlerini hatırladığımda, klark'ı gayet yakışıklı bulduğumu ve küçücük kalbimi attırdığını hatırlıyorum ki özellikle saçları dağıldığı zaman. Neyse o gözlerinde çıkan kırmızı ışık ve her ölüme yaklaştığı zaman, nerden ezberlendiği bilinmeyen olum ölürse film biter cümlesi. Link vermeden olmaz diyerekten bi link veriyim. ne yalan söyliim sırf link vermek için. Replikler falan var, bişiler var işte. Klark olmaya kendini adamış artisimiz de attan düşüp felç olunca hepberaber üzülmüştük. O garip sandalyede oturan, ağzına bi boru geçmiş bi superman olamaz tabii. E resim olmadan olmaz diyerekten burda bahsettiğim etkileyici ışık ve bakışlarla görüyoruz kendisini. bu boş bakışlar neden bilmiyorum kızdaki. burda biraz poposu büyük ama bizim supermanimizdi, masmavi gözleri vardı, ilk bakışta belli olmuyodu. Şimdi yenisi çekilcek Warner Bros tarafından. Ha jude law superman olucak(bu ifadeyle zor tabii) ha olmıcak derken galiba keanu abimiz oldu. So What The Hell Is REALLY Going On With SUPERMAN? derken de görüyoruz bi takım insanları. (baby700 ün de anlattığı türlerle bi alakası yok bu bi takım insanlar teriminin)


Babasını da Anthony Hopkins oynıcakmış, bu adam da amma çok film çevirmeye başladı geyiğine girmeden, superman in doğumgünü iyiki doğmuş diyerek bloguma resim eklenmesi yönünde yardım alma çabalarıma girişmek için bitiriyorum.

19 ahkam var
Etiketler: 

Her yerde, habire gözümüze sokup durdular, “modern çizgi romanın başlangıcı sayılan Karaoğlan geri döndü!”. karaoğlan’ı severim, tabii bu haberleri duyunca da izlemek için sabırsızlandım, gerçi Karaoğlan’ın dizi formatında düşünülmesi, prime time’a konacak olması Karaoğlan’dan çok şey kaybettirecekti belli ki. Çünkü Karaoğlan ve babası Baybora her maceranın yarısını bir kızın, bir kadının memeleri arasında geçirirler. Karaoğlan filmlerinde belli belirsiz bir şeyler vardı ama diziden bunu bekleyemiyoruz ne yazık ki.

Kaan isimli bir orta asya türkünün maceralarının, devamı olarak yayınlanagelen Karaoğlan, dönemin gazetelerinde yer alan, Suat Yalaz’a ait bir çizgiroman, kahraman. Superman, Üç Silahşörler, Teksas gibi kahramanlara gıpta ederek “bizim niye bir kahramanımız yok” düşüncesinden çıkışla, Harold Foster’in Prince Vailant’ından da etkilenerek yarattığı bu kahraman, çıktığı ilk andan itibaren halktan büyük bir ilgi görmüş.

O zamana kadar, adaleti Superman, Zorro gibi karakterler dağıtırken, şimdi Karaoğlan isimli, türk tarih ve folkloruyla harman olmuş, bizden biri de adaletin savunucusu olmuş, güçsüzlerin, yardıma ihtiyacı olanların imdadına yetişmiştir. Bu da Karaoğlan’ın sevilmesi ve büyük ilgi görmesindeki en büyük etkenlerden biridir elbette.

1 ahkam var
Etiketler: 

İzmir de, aslında tüm Türkiye de, çiziroman çizerleri bir zincir oluşturup üretmeye başlasak.. Çok güzel şeyler yapabiliriz.. Haberleşelim...

4 ahkam var
0 ahkam var
Etiketler: 

ROM diye bir çizgiroman vardı zamanında...

Takıntı oldu bende ama bir türlü orjinal yayın evini hatırlayamıyorum. ROM hastası bir arkadaşım vardı telefonunu bulamıyorum. İşim gücüm de var ama çakıldım çok kötü.
Hayır dert okumak değil bulmak galiba...

0 ahkam var

Aslında ben örümcek diye arattım yoktu bir şey ama sonra aklıma geldi, spider diye arayınca çıktı yazılar. Pek sevilmemiş gördüğüm kadarı ile örümcek adam burda ama ben yine de çizgi roman tarihinde kafasına en fazla darbe yiyen (knooockk ya da tocccccckkkk yazardı) Örümcek'in filmi ilgili bir iki kelam edeyim dedim.

Bütün çocukluk ve ilk ergenlikte kapağı dışında tamamıyla siyah beyaz gördüğünüz örümceği kanlı canlı görmek acayip keyifliydi benim için. Başlangıçta kostumündeki çizgilerin parlaklığı biraz rahatsız etti ama ona da alıştım. Hikaye tabi biraz değişmiş, ama "büyük güç=büyük sorumluluk" lakırdısı her zaman olduğu gibi hissediliyor. Toby Maguire berbat bir seçim, adam tam bir sünepe. Ama Mary jane harika olmuş, en az çizgi romandaki kadar seksi:) Keza Norman Osbourne(Yeşil Cin)da öyle -Dafoe'nun maske takmasına bile gerek yokmuş hatta :))). Oyuncuların geri kalanı da kesinlikle çizgi romana bayağı uygun. Film içerisinde daha sonra Venom olacak olan Edi Brok'tan ve Kertenkele Adam olacak olan Dr. Connors'dan bahsediliyor olması ikinci filmde bu karakterlerin olacağı fikrini uyandırdı ama hadi bakalım hayırlısı.


Her ne kadar film "Örümcek Adam" olsa da aslında Peter Parker hakkında bir film temelinde. Baskın olan gerçek kimlik. Çizgi romanda bu her zaman dengede tutulurdu. Çelişkiler ve sıkıntıyla dolu Parker'ın hayatı ve Örümcek'in fantastik dünyası. Bir diğer noktada dövüş sahnelerini çizgi roman kadar ayrıntılı veremediği için Örümceğin o acayip komik esprilerinden fazla olmaması. Ama yine de soyguncuların elinden silahı ağ ile çekmesi, onları örümcek ağlarına bağlı bir şekilde elektrik direklerine asması, başaşağı ağ ile kayması, elektrik direğine fotoğraf makinesini yerleştirilmesi, bayrak direklerine tutunup dönmesi, göze ağ sıkması gibi çizgi romanın olmazsa olmazları çok iyi kullanılmış. Gerçi filmde ağ örmek için kartuş mekanızması yok, örümcek ağını kendi örüyor. Başına gelen tehlikelerin zaman zaman asli sebebi olan "kartuş bitmesi" olmadan biraz keyifsiz olacak. Neyse... idare ederiz artık.


Velhasılkelam ben çok eğlendim filmi seyrederken. Hayalini kurduklarımının bir şekilde(!) canlı olarak gözükmesi hoştu.

9 ahkam var
Etiketler: 

keşke departmanı; keşke bir scannerim olsaydı masası iftihar ile sunar...

ambiyans olayı: Karaoğlan, mazal hanım efendi ile hallenmiş ve döşekte orgazm sohbetindedirler...

karaoğlan : "evet, bizde at, avrat, pusat kutsaldır... bir namus simgesidir.. onlara kim el uzatmaya kalkarsa düşman kesiliriz... bunu herkes bilir, onun için kimse kimsenin namusuna saygısızlık etmez"

mazal : "ama cengiz han böyle düşünmüyor... kendi koyduğu yasalara uymayan herkesi cezalandırıyor.. başka ülkeleri istila edip, onların, dinsel, toplumsal geleneklerini, görenek ve inançlarını hepten değiştirmeye kalkıyor..."

4 ahkam var
Etiketler: 

eskiden anneekakambitti de bi hikaye yazıordum ben. o hikayenin ufak bi kısmını anime ettim. animik hali şurda.

6 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu