dedim ya
bir defa sen çıktın yüreğimden!.
...ve senin için hiç tereddüt etmeden ayağımı ölüme atarım
esaret platini olsun boynumda sanık merminin
koynumda anın bayrağı olsun idealimin
susarsam yetmez sunacağın kaynaklar
sözüm özüm sevgilim
unutmadım ezgisini dilinin
beni bugünümle kabul et
karnında atan ikinci bir solukla..
üçüncü şehrinin kızıllığında
minnet avuçlarında şafakla buluştuğunda..
ömür paylaştıkça çocuklaşır direnen kentim
İmkansızlığım
Sınıfsız ve sınırsızlığım..
memleketimi besteledim
feda ettiğim gözyaşlarımla ekmeğimi besledim
Bu ayıp, bu günah, bu vebal, bu sorumluluk, bu utanç.... bu, bu, bu...
Hepimizindir, hepimizin...
Yok, babam yok!
Boşuna benim değil deme!
Evet senin de ayıbın bu!
Benim,senin, bizim, hepimizin...
Eğer bir çocu, birdilim ekmek yiyerek geçirdiği günün sonunda,sersemleşen bünyesi ile ölüme mahkum kalıyorsa...
Her fırsatını bulan biraz daha zenginleşmek için her yolu mübah sayıyorsa...
Her iktidar,ama her iktidar sahibi, biraz daha semirmek için fırsat arıyorsa...
Mahalle arlarında birileri de bir dilim ekmeğe muhtaç yatıyorsa...
Suçluyuz hepimiz....
İsterseniz "insanlık öldü" diye sela verdirin...
Dilerseniz "Komşusu açken tok yatan, bizden değildir"i hatırlayın.
MASUMİYETİN SUÇU
İskambil destesini elinde rasgele böldü. Her bir parçayı olması gereken yerden ayırdı ve bir diğer yana attı. Devam etti böyle her bir kağıdı bir eşinden ayırmaya. Karıştırdı ağır ağır elindeki desteyi. Böylece her bir kart yerini değiştirdi isteksizce.
Durdu.
Dışarı baktı pencereden.
Yağmur yeni kesilmiş, güneş kendini göstermişti.
Tekrar elindeki kağıtlara döndü ve onları boylu boyunca masaya yaydı. Dikkatle baktı desteye. Sonra elini en kaybolmuş kağıdı ortaya çıkarmak için uzattı…
Ve seçtiği bu kartı açtı. Maça papazıydı karşısındaki. Maça papazı artık desteden ayrılmıştı…
Okul öncesi dönem çocuklarının ilgisini neler çeker? Hemen aklımıza çizgi filmler, kuklalar, palyaçolar, masallar gelebilir. Hepsinden daha da önemlisi oyuncaklar, çocukların hayatlarında önemli bir yer edinir. Mesela, karakter ve zeka özelliklerinin gelişiminde üzerinde oyuncak önemli bir yere sahiptir. Oyuncaklara olan ilgiyi bu şekilde açıklarsak, güzel bir başlangıç yapmış oluruz.


Uzağımdaydım, uzağımda olduğun kadar. Sorular soruyordun bana (?) anlayamadığım kadar sana ait olan. Sorular soruyordun bana, zaten cevapları belli olan. Göz bebeklerimin okuyamayacağı kadar gözlerime tanıdık olan, bütün resimleri yakmıştın manzaradan. İki yanımı kollayamayacak kadar, tutsağıydın zayıf hallerinin. Sağımdaki sola baktığımda gördüğüm bir yanı yıkık bu ahşap evdeki kapı tokmağıydı. Uzanıp çalmak istedim, içerdeki yıkılmışlıkta hiç kimse var mı, öğrenmek için. Sonra, yaşamı kaybetmeyecek kadar vazgeçtim bu isteğimden. Ve ölmüşlüğü rahatsız etmekten çekinerek.

Bu bir bilgilendirme ve uyarı yazısıdır.
Hepimiz çocukken bebe aspirini yutmuş ya da yemişizdir. Kiraz aromalı üstelik de çok lezzetlidir ve tüm hemen tüm çocuklar hiç itiraz etmeden alır bebe aspirini. Bu da demek oluyor ki hepimiz birkaç kez ölümden döndük!
Grip, su çiçeği vb virüs kaynaklı hastalıklarda 16 yaşından küçük çocuklarda aspirin kullanımı reye sendromu denen bir hastalığa yol açabilir ve bu hastalık erken teşhis edilemezse %90 ölümle sonuçlanır.

“Kim itiraz etti? Sen arkada ki haylaz olan. Sensin dimi bunu yineleyerek yenileyen. Bak sınıfta o kadar bölünmüşlüğüm varken neden sadece sen itiraz ediyorsun, ben olanıma.”
(TERÖR KURBANI TÜM ÇOÇUKLAR İÇİN YAZILMIŞTIR,OSETYALI ÇOCUKLAR İLHAM KAYNAĞIDIR)
Başımızda silahlı adamlar dolanıyordu
Ansızın biri döndü bize doğru yürüdü
Silahını üstümüze doğrulttu anne
Öpmeye kıyamadığın yavrun namlunun gölgesinde
Gözlerimi sımsıkı yumdum
Korkuyla titreyerek ölümü bekliyordum
Silah sesini duydum
Öylece dona kalmıştım
Birkaç saniye sonra gözümü açtım
Bende birşey yoktu yanıma baktım
Vurulan en yakın arkadaşımdı
Kanı yüzüme sıçramıştı
Onun için ağlamalımıyım
Yaşadığım için sevinmelimiyim bilmiyorum anne
Kalbim yerinden çıkmak üzere