Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "NewsFox: Firefox üzerinden RSS okumak"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

çocuklar hakkındaki yazılar:

orijinal demokrasi
orijinal demokrasi

Radikal gazetesinin 'Orijinal Demokrasi' adlı yeni reklam filmini gece gece gözüme taktım ve gözüm "tv ekranına dön" der gibi oldu. Bir an kendimi AB Shapper reklamlarında yer alan abilerin ( hani Beyaz'ın bir tiplemesi vardıya Johny White ona benzer abiler :) vaadlerini dinler gibi oldum. ""Yanında bu da bizden"", ""30 gün içinde iade etme hakkına sahipsiniz."" vs.
Reklamdaki Orijinal Demokrasinin keşke hiç iade edilmese düşüncesi içinde olmasını isterdim. Pek ala zorlu bir dağa tırmanmak gibi zor bu durum.
Reklam filmi, temanın çok basit bir fikirle sunularak binlerce şey anlatmasınıda çok güzel vurgulamış.

108 ahkam var
Etiketler: , ,

Deniz ve güneşi bu değil;

\

16 ahkam var
 Hayatımın tek varlığı...
Hayatımın tek varlığı...

Bu gün, içimden ağlamak geldiği halde senin o muhteşem yüzünü, sıcacık, ne oldu der gibi bakan koca gözlerini gördüğümde gülümseyeceğim. Bu gün için, ne giymek istediğinin seçimini sana bırakacağım, gülümseyerek ne kadar yakıştığını söyleyeceğim. Bu gün, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip seninle parkta oynamaya gideceğim. Bu gün bulaşıkları lavaboda bırakıp 24 parçalık her gün yaptığın puzzle parçalarının nasıl birleştirildiğini bana öğretmeni izleyeceğim. Öğleden sonra telefonun fişini çekip, bilgisayarı kapatacağım ve oturup seninle köpükten balonlar uçuracağım. Bu öğleden sonra sana yaptığım dondurma teklifi karşısında senin attığın çığlıkların keyfini çıkartacağım. Bu gün senin o koca sesinle, öğrendiğin şarkı ve türküleri söylemeni dinleyeceğim ve bunların cennetin melodileri olduğunu anımsayacağım. Bu gün tüm o bilgiç tavırlarınla beni uyarmalarına karşılık sana teşekkür edeceğim. Bu gün o tavırları sergilerken sana eşlik eden o minicik ellerinin ve yüzündeki mimiklerinin tüm hatlarını ölene kadar unutmamak için zihnime kazıyacağım. Bu gün büyüdüğünde ne olacağın veya hangi okula gitmen gerektiği hakkında hiç canımı sıkmayacağım. Ya da senin geleceğin hakkındaki konularda hiç bir düşünce üretmeyeceğim. Bu gün kurabiye pişirirken bana yardim etmene izin vereceğim ve çalışmayacağım. Bu gün Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane çocuk menüsü isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin. Bu gün seninle bebeklik resimlerine senin istediğin kadar süre bakmaktan hiç sıkılmayacağım. Bu gün senin bebekken yumurta ya mayna, makarna ya manina, karpuza babua demeni anlatırken, senin “tekrar söyle anneciğim” demene hiç kızmayacağım, istediğin kadar tekrar edeceğim. Bu gün sen hangi kitabı istersen onu okuyacağım. Bu gün kitabını okurken her kelimede araya girip okutmamana veya fikir değiştirmene büyük bir sevinçle bakacağım. Bu gün banyoda saatlerce balonuna su doldurmana ve suları bana sıçratmana hep güleceğim ve sana hadi yeter artık demeyeceğim. Bu gece geç saate kadar oturmana hiç karışmayacağım ve oturup seninle sonuna kadar çizgi film izleyeceğim. Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım. Bu gece yanına uzanıp en sevdiğim her şeyi bir kenara bırakıp parmaklarımı saçlarında dolaştırırken bana en büyük armağanı verdiği için Tanrıya şükredeceğim. Bu gece yanağına iyi geceler öpücüğünü kondururken seni biraz daha uzun tutacağım kollarımda. Bu gece sen uyurken çizgi gibi olan o koca gözlerini seyredeceğim. Tüm gece her uyandığımda senin mis gibi kokunu içime çekip, ipek gibi tenini okşayıp, öpeceğim. Geceleri uyurken senin en sevdiğin nesquik li sütünü biberonunla nasıl içtiğini seyredip, işi biten biberonu bana uzatmana güleceğim. Bu gün sana hiç “dur, yeter artık” demeyeceğim bebeğim…

0 ahkam var
Hayatımızın ışığı...
Hayatımızın ışığı...

Bu sefer, kendi düşünce ve yorumlarımın yanında, sizlerle okuduğum bir yazıyı da paylaşmak istiyorum. Belki çoğumuz daha önceden okumuşuzdur ama bazen ilk anlarda her şeyin farkına varamayabiliyoruz. Arada ikinci ve üçüncü tekrarlara da ihtiyacımız olabiliyor…

Ben bu sefer çok daha farklı şeyler hissettim ve sordum kendime.
Neden ışığımızı serbest bırakmıyoruz ?
Neden ?
Hem kendimizi özgür bırakıp yüreğimizde o ferahlığı hissetmekten hem de çevremizde ki tüm insanları bu enerjiden neden mahrum bırakıyoruz.?
Nedir kendimizle alıp veremediğimiz ?

4 ahkam var
Etiketler: , ,

Günümüz afacanları internet, cep telefonu, playstation, mp3 gibi yeniliklerle teknoloji, harry potter gibi kitaplarla edebiyat, kayıp balık nemo gibi animasyon filmlerle de sinemayla flört halindeler. Yerli yabancı birçok kavram onlara hiçte yabancı değil. Barbie bebekler, yarış arabaları gibi oyuncaklarsa yeni nesil için nostaljik birer obje artık.

Bu 'cin'ler herşeyin farkındalar ve çok akıllılar. Düşünce yapıları, olaylar arasında kurdukları bağlar ve analizler onları 'büyümüşte küçülmüş' bir moda sokuyor. Ortamlarda bazen öyle sözler sarf ediyorlarki şaşırıp kalıyorsunuz. Alın size o afacanlardan biriyle teyzesi arasında yaşanmış bir dialog:

0 ahkam var
dünya
dünya
Küçülen dünya. Küçücük böyle, bildiğin küçük işte.
Küçülen ülke ekonomisi, küçülen turizm?
Küçülen kıyafetlerim, ben büyüdüm biraz.
Küçülen cep telefonları, küçülen daha geniş hacme rağmen, daha kolay park edilebilen gösterişli arabalar.
Küçülen haplar, kartlar, valizler, cep mendilleri... yeter ki, taşıması kolay olsun, az yer kaplasın.
Küçülen bilgisayarlar, uydular, müzikçalarlar, saatler...
Sadece onlar küçülmedi işte. Birine öldürebilmek de küçüldü, çünkü silahlar küçüldü.

Herkes daha çok şey biliyor artık. Daha kolay elde ediyor istediği şeyi, iyi ya da kötü yollarla. Çünkü yollar da küçüldü, bilgiye giden yollar da kolaylaştı ama bilinçli olmadıktan sonra iş çığrından da küçük yollarla çıktı. Bu küçük sapmalar, daha sonradan büyük etkilere yol açacaktı. Küçük adamlar, büyük bilgilere sahip adamların varsa küçük korumalarını da alt edip küçük kurşunlarla küçük hesapların tuzağına düştü. Bu küçük adamlar herhangi birini düşünelim, eve gidince daha küçük tabaklarda daha çok şey barındıran yemeklerden yedi. Günlük vitamin ihtiyacını karşılasın diye küçük haplardan aldı. Daha küçük ekranda daha hızlı internete giren bilgisayarından yaptığı işin haberinin yayınlanmasını bekledi O sırada daha küçük yaşlarda pornoya alet olan insanların filmlerini evinde barındıran doktor, avukat vb. büyük meslekteki insanların evine baskın düzenlendiğini, okulda daha küçük yaşlarda; bizim cin ali okuduğumuz yaşta, öğrencilerin sınıf önünde cinsel ilişkiye girdiği haberini okudu. Ülkenin küçük bir köyünde küçük şartlarda yaşayan ailenin bir kız çocuğunun erkek arkadaşına kaçtıktan sonra eve dönünce babası tarafından küçük bir bekaret testinden geçirildiği haberini küçük gözleriyle okudu.

11 ahkam var

Yatağımın üzerine oturmuş,yeni yıkanmış çoraplarımı katladığım bir gündü.Bir aralar parmaklı çoraplar vardı.Ben de severdim.Sonraları kullanmamaya başladım.Yeni yıkanmışların içinde bir tane de işte o parmaklılardan mevcuttu.Çöpe atayım,artık giymiyorum diye bir düşünce geçti kafamdan birden.Kenara koydum,işim bitince çöpe atmak üzere.Diğerlerini katlarken ikide bir gözüm çöp için ayırmış olduğum çoraba takılıyordu.Onu bulamayanlar,kışın ayakları üşüyen küçük çocuklar geldi birden aklıma.Bir fakir bulup versem mi bütün giymediklerimi acaba dedim kendi kendime.
Bu düşünceyi bir kaç dakika kafamda evirip çevirdikten sonra tuhaf geldi.Ben birilerinin giyip,beğenmediğinde de bana verdiğini giymek ister miydim başka bir hayat yaşamış olsaydım?Giymediklerimi başka insanlara,yardıma muhtaçlara vermek ne kadar adil bir hareket.Sanki onları küçümsermiş gibi olmaz mı?Keşke onlara da yeni giysiler alabilseydim.Yardımcı olabilmek için eskilerimi vermek artık garip geliyor bana,hiçte adil gelmiyor?Halbuki ilkokuldayken yardım toplanacağı zamanlar ne büyük bir hevesle paketletirdim anneme giymediklerimi?

11 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu