Okula yeni başlayanlar, Anne! Baba! diye parmak kaldırırlar söz almak için. Bazen amca, bazen teyze derler… Bu arada ötekiler aralarında kıkırdaşırlar… Ben hemen müdahale ederdim. Gülerdim onlarla birlikte… Öğretmen annedir, babadır, amcadır, teyzedir derdim… Beni babanız gibi sevdiğiniz için ağzınızdan öyle çıkıyor. Ben bliyorum… Ben de sizleri çocuklarım gibi görüyorum. Oğlum, kızım dediğimde bana gülüyor musunuz? Başkalarına ben de sizleri, çocuklarım diye söylüyorum… Sizleri seviyorum derdim… Tabii zamanla öğretmen olduğumun farkına varırlardı, farkına vardırırdım.
Okulda her öğrencinin bir ruhsal dosyası olurdu. (şimdi nasıl bilmiyorum) Öğrenci ve aile ile ilgili birçok bilgiler yer alırdı bu dosyada. Öğrenci her yönüyle bu dosya sayesinde tanınırdı. Bu dosya, öğrenim yaşamı boyunca devam eder, yeni bilgilerle zenginleşirdi. Örneğin bu dosyada kardeş sayısı, tek çocuk mu? Aile durumu, anne baba öz üvey vb. bilgiler bulunurdu. Bazı sorunlarda bu bilgilerden yararlanarak, durumu çözmek kolay olurdu.
6.sınıf öğrencisi adı Meriç İ. Çok yakışıklı,kızların ilgisini çeken bir çocuktur.Okuldan beğendiği kızlara ”seni okulun arka bahçesinde öpebilir miyim?”der. Kızlardan biri bunu diğer kız arkadaşına söyler,Meriç’in ona da aynısını söylediğini öğrenir.Aslında ikisini birden öpmesi sorun değildir,sorun saf öğrencinin yanaktan mı dudaktan mı öpüleceğini kestirememiş olmasıdır.
Sabahın körü gözlerimi açamıyorum daha.Bu nereden çıktı şimdi demiyorum çünkü günlerdir beklediğim,olmasını çok önemsediğim ve çok uğraştığım seminer günü bu sabah.Ankara'dan geldi hocalarımız.Ben çok heyecanlıyım nasıl olacak nasıl becereceğiz bu işi.Seminer yeri her zamankinden farklı bu kez.Yerler halı serili.Her taraf pırıl pırıl.Ayakkabılarımız çıkarıyoruz girerken.Kafamda sayısız soru işareti var.Ne olacak?
Sanırım bir tanışma faslı başlar şimdi derken hocamız giriyor içeriye.Yirmi kişiyiz hepimiz.Bir günaydın arkadaşlar sesi.
-Hepimiz ayağa kalkıp bir daire oluşturabilir miyiz?
Hayda bu nereden çıktı şimdi.Bir tanışıp kaynaşsaydık olmaz mı?
Ağızdan Burundan Nefes Almaksak Neremizden Nefes Alırız?
3. sınıf yazılı sorusudur bu.
Yavuz Öğretmen nereden bulduysa bu soruyu şimdi bize soruyor.
Ter bastı Allahımmm doğru cevabı bulmam lazım.
Kapat kızım ağzını burnunu ve kimseye belli etmeden dene bakalım ağız burun kapanınca nerden hava kaçağı yaptığını anla ve doğru cevabı yaz şu kağıda.
Kıpkırmızı oldum ama hala ne hava girişi var ne de çıkışı:))
Öleceksin kızım soruyu cevaplamak için bırak artık deney yapmayı,hava girişi olmuyor işte anlasana!!!
Başlayacak böyle soruya ya nereden de buluyor anlamadım ki?
Çok yordun beni öğretmenim çok yordun,nefesim kesildi şimdi yoruldum,kafam bu soruya takıldı diğerlerine geçemedim bile.
Deli olacağım ya nasıl bulamam cevabı ya acaba göbek deliği olabilir mi ki?
Kimseye çaktırma dokun bakayım şu deliğine yok yok buradan hava falan sızmaz.
Birde kulaklarındaki delikleri yokla bu da nafile.
Çıldırmak üzereyim nereden giriyor peki bu hava.
Bari boş bırakmayayım bir cevap sallayayım hımmm en iyisi göbek deliği yazayım.
Biliyorum doğru cevap bu değil çünkü denedim oradan da hava girmiyor ama ne yapayım Öğretmenim cevabı bulamadımmmmmm.
OSS denilen sınavla başlar bu uzun maraton. Aslında Sınavdan çıktıktan sonra beklentilerin belki de bambaşkadır. Çoğu öğrenci Üniversite için başka bir şehire gideceğini öğrendiği gün bunu ciddi bir olaymış gibi algılamaz. Gün gelir ki yaz tatili biter ve okuyacağın şehire gideceğin gün artık "bugün" dür.Hani çok sevdiğiniz bir yakınınız giderken insanın boğazı düğüm düğüm olurya, işte bunları o malum günde fazlasıyla yaşarsınız. Ne oluyo lan nereye gidiyorum tezahüratları arasında bir de bakmışsınız ki Otobüsten dışarıyı izliyorsunuz.
Bu yazımda bahsedeceğim gayri resmi araştırmanın sonucu ne bilimsel dergilerde ne de gazetelerde yayımlandı. Araştırma içeriğinin daha önce herhangi bir araştırmanın konusu olduğunu da sanmıyorum. İlk ve tek olma özelliğini taşıyan araştırmamı sizlere sunmakla heyecanlı ve hafiften gurur dolu olduğumu da söyleyeyim.
Efendim, mesleğim gereği yüzlerce, hatta tevazuyu bir tarafa bırakırsak binlerce öğrenci tanıdım. “Türkiye’nin geleceğine dair ümitli mi endişeli mi olmalıyız?” sorusu sorulursa birgün, olmazsa olmaz muhattaplardan biri ben olabilirim; çünkü yanıt haftanın beş günü gözlerimin önünde. 7 okul ve yekününün ne olduğunu bilemediğim sayıda ders, önce acemiliğime tecrübe; sonra tecrübeme yine tecrübe kattı. Vee, araştırmama da veri tabii.
Uyandım.. buz gibiydi... Henüz erimeye başlamış belki 4 cm kar kalınlığı. Geceye eşlik etmiş ve ben bitmeden önce bitmemiş şişeden bir fırt kanyaq aldım. Bir nevi taşıyıcıydım daha sonra müsait bir lavabo ya teslim edicektim belki de açık hava lavabolarına... Okula yürüdüm.. Soğuktum.. Sarhoştum.. İçeri girdim.. Gözlerimin yabancılamadığı bir sürü lavuk gördüm.. Bina içi sıcaktı neyse ki.. erkeklerin geğirmeleri, kızların parfümleri ve sayfaların terleri ısıtmıstı sanırım... Doğalgaz da olabilir düşük ihtimalle..
İki kulağımın yanından uzanan günün en sıcak nesnesi örttü gözlerimi.. Bir yorgan düşleyin işte... Şubatta düşlenebilcek en ghusel düştür yorgan düşlemek..
- Naber aşkım..(Ve dudağımın soğuğunda eriyen sıcak bir kütle we yankılandı )Mujxx
- İyiyim hayatım sen?
- Yine içki kokuyorsun lanet olsun...
Lanetlemek için sıraya dizilmiş o kadar neden varken? Ne alıp veremediği var insanların içkilerle ?
- Dersten sonra bulusalım.. Okula uğradığın yok 1 haftadır.. özledim seni. Kızlarla doğum günü planı yapıyoruz.Sarhoş olabilmen için iyi bir fırsat for you?
- (İngiliz etiketlerine sokayım ve hediye etiketlerine) Hastayım bebeğim imza atıp eve gitcem.