Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Dünyanın en iyi üniversitelerinden ücretsiz faydalan"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

öğretmenler günü hakkındaki yazılar:

\

Kara tahtalı, kara döşemeli tek bir sınıftan ibaretti tüm okulum. İçine bir kerenin dışında hiç girmediğim daha doğrusu giremediğim o garip tuvaletini saymıyorum tabii. Üst ceplerinden çıkardıkları beyaz mendillerinin üstüne ellerini koyup, tırnaklarını her sabah gösteren 60 kara önlüklü çocuktan biriydim sadece. Birleştirilmiş sınıfımın tahta döşemelerindeki deliklere düşmüş kokulu silgileri, her iki uçtan açılmış küçücük kalemleri arayacak kadar küçüktü ellerim.

O gün korkuyla girmiştim sınıfa. Kızamık yüzünden bir haftadır okula gelmemiştim çünkü. Öğretmene ne diyecektim şimdi? İnanır mı bana? Ya döverse? İçeri girdim ve üç arkadaşla paylaştığımız sırama oturup o anı beklemeye koyuldum.

21 ahkam var

Bir cami avlusundayız şimdi , havada bir hüzün , ağlamaklı gözler...Bir kırmızılık vuruyor yerdeki su birikintisine
Parıldayan yıldızlar var kızıllığın az ötesinde , kafamı kaldırınca gördüm. Gözü yaşlıydı , birşeyler istiyordu karşında duran dağdan,soğuk bakıştan,hissiz duruştan
arkasındakiler ağlıyordu ama o sadece "kanınız yerde kalmayacak"dedi.
Yaşlı gözlerin burktuğu dudaklar sadece "vatan sağolsun" diyebildi.
Tv si başında bu olayı seyredenler, ağlacaktı. Ne de olsa bizim koruyucumuzdu bu topraklarda, ona her ay cebimizden ayırdığımz rızkımızdan veriyorduk. Görevi buydu bizi korumak !
Kanalı değiştirdim , çocuklar vardı sahnede.
Mutlu çocuklar hepsinin yüzü gülüyordu. Bir karaltı belirdi sahnede , konuştu güzel yüzlü bir melekle. Herşey bitti o anda mutluluk dağaldı , bir öteki oluverdi sahnedeki.
Parlayan yıldız emir vermişti , inecekti sahneden gidip çocuk doğuracaktı. Çocuk gidip ölecekti vatan için ve o kız eğitimsiz olacak , dışlanacak, öteki olacaktı çünkü " vatan sağolacaktı ".

2 ahkam var
\

24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Aralık ayının 18'inde 10 bin sözleşmeli öğretmen atayacaklarını belirtti.Bu atamayla birlikte öğretmen kadrosu 640 bin'e ulaşmış olacak.Haberin Devamı

11 ahkam var

Bugün 24 Kasım, Öğretmenler Günü.
Biraz önce ilkokul öğretmenimi aradım.

-Abdullah Öğretmenim,
---Efendim, buyrun
-Ben herackles, nasılsınız?
---Danimarkalı herackles, sesin hiç değişmemiş.Sen nasılsın?
-İyiyim öğretmenim.Ellerinizden öperim, öğretmenler gününüz kutlu olsun.
---Sağol evladım, gözlerinden öperim...

Bir anda o günler aklıma geldi.Üzerinde kareli ceketi, lacivert paltosu, okuduğumuz kitaplar, çarpım tablosu yarışmalarımız, ünite dergilerimiz...
Yıllar sonra yanına gitmiştim.Beni görünce çok şaşırdı;
-Senden ümidim yoktu pek, şehirden de ayrıldığın için.

3 ahkam var

Bugün Öğretmenler Günü'ydü. Ve bunu öğrencilerden ve öğretmenlerden başka hatırlayan oldu mu merak ediyorum. Aslında söylemek istediğim bu değil. MEB bu konuda ne kadar duyarlı? Merak ettiğim bu. Çünkü diğerleri ne kadar konuşsa da sorun çözülmüyor. Çünkü Türkiye'de öğretmenler kaderine terk edilmiştir. Öğretmenler için yaşam mücadelesi vermek, hayatta kalmak herşeyin önüne geçti. Bırakın kadrolu ya da sözleşmeli öğretmenleri, ücretli öğretmenlerin durumu inanılmaz derecede kötü.

Bu konuda örnek vermek dünyanın en kolay işi. Keşke böyle olmasaydı. Ne yazık ki böyle: Ücretli bir öğretmen vermiş olduğu ders saati kadar ücret alıyor. Vermiş olduğu bir ders saati karşılığında 5 YTL alıyor. Örneğin bir branş öğretmeni bir ilköğretim okulunda göreve başlıyor. Okulun haftalık ders saatinin 30 olduğu durumlarda (sabahçı-öğlenci sisteminin olmadığı okullarda durum böyle) o öğretmen haftada 20 ya da diyelim ki 25 saatlik ders verebileceği dersler için görevlendiriliyor. Bu, öğretmenin haftada 25x5=100 YTL kazanacağı anlamına geliyor. Yani ayda (okulların tatil olmadığı durumlarda) ortalama olarak 500 YTL kazanması gerekiyor. Fakat herşey öyle göründüğü gibi değil. Hatırladığım kadarıyla; vergidir, sigortadır derken vb. kesintiler ile öğretmenin maaşı 400 ile 430 arasında bir değere denk geliyor. Bir de bu öğretmenin büyük şehirde yaşadığını ya da yaşamak zorunda olduğunu düşünün. Bu öğretmenimizin kira,elektrik,su masraflarını ancak ucu ucuna karşılayabildiğini bildiğimiz için şu soruyu sormak istiyorum: O, yaşamını nasıl devam ettirebilecek? Ne yiyecek, ne giyecek? Yaşamak için su içse bile yeter diyeceğim ama saçmalamanın anlamı yok. MEB, yemeden, ısınmadan, kültürel,sanatsal ya da teknik açıdan ihtiyaçlarını karşılayamadan, kendini hiçbir alanda doyuramadan yaşayan ya da yaşamaya, ayakta kalmaya çalışan birinden nasıl bir eğitim vermesini bekliyor? Karşısında herşeye, özellikle bilgiye aç, parlayan gözleri görünce ne yapacaktır? Yaptığı işi nasıl olurda büyük bir zevkle ve şevkle yapacaktır? Nasıl olur da öğrencisine bunu yansıtacaktır?

0 ahkam var

Benim öldü, çok üzüldüm.

Üstelik bir anda da olmadı ölümü, yavaş yavaş, can çekişerek öldü, gözlerimin önünde eridi gitti bir kaç yıl içerisinde.

Tek kişinin zorlukla açtığı demir kapısından girince eskiden konak olan idare binası çıkardı önce karşınıza. Ya içinden ya da yanındaki merdivenlerden geçer sonradan yapılan beton bölüme, oradaki sınıflara ulaşırdınız. Yandaki arsada da, spor salonu ve yatakhaneler vardı. Sonra orada ilk okul bölümü de açılmıştı.

Koridorları dolaplarla doluydu okulumun. Her öğrencinin dolabı vardı "ders aralarında açılması yasak" olan. Ufak tefek olanlara üst dolap çıkmışsa, alt dolapla değiştirirdik, askılara yetişemiyor diye. Favori dolaplar vardı, kalabalıkğı az olan yerlerde, makbul olan, onları alanlara imrenirdik, bize düşmüşse sevinirdik.

1 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu