Karlı bir kış gecesiydi, istanbulda iki yıl önce kaza sonucu kaybettiği oğlunun evinde misafirdi, ailenin fertleri kızları gelini torunları bir aradaydı , yaşlı yorgun bedeni oturduğu koltuğa yaslanmış evlatlarını seyre dalmıştı. ''ne güzel'' dedi içinden ''hepsi bir arada olmasada çocuklarım yanımdalar'' birden tüm hayatı geçti gözünün önünden, ne kadar anı vardı hafızasında, ne kadar acı çekmişti yorgun yüreği, daha çocuk yaşta iki evladını toprağa vermiş son olarakta torunlarının babasını kaybetmişti, onlar yoktu ama kendisi hala yaşıyordu, bu yaşam ona sadece acı ve hasret veriyordu aslında.
Ölüme doğar insan,ölmek için yaşar...
Bazen ölüyor gibi yaşar...
Ölümün soğuk nefesini hissederek kendini yoğururak,yorarak yaşar...
Telaşlıdır,hep daha hızlı koşar.Koşar da nereye koşar? Koşarak yaşar...
An gelir ensesindeki soğuk nefes susar...
Bir taş dikerler başına,toprağa sararken,vedalaşmalar...
Yazarlar adını bir taşa,musalla da bir başkası...
Şehit mi,gazi mi yoksa kimliği belirsiz mi?...
Başındaki taşa bak anla,ne zaman geldi ve gitti...
Ardında dua edeni var mı bilinmez?...
Duası kesilene hiç bir şey denilmez...
Senin de mezar taşına yazarlar bir kelam...
Taşına da bakarlar kim bu,kaç yıl koşup yorulmuş diye...
Ölüm,yaşama yaren...Sen de toğrağa...

Sahip olsaydım eğer
Neler vermek isterdim sana
El değmemişinden bir bulut
Tozlanmamış bir yıldız
Sana özel gökkuşağı
Sadece seni soğutan ırmak
Bakınca sen olan deniz
Dokununca yakan sahra
Saçlarını dağıtan fırtına
Yüreğimi de ellerine
Hoyratça sev isterdim
Esirgemeden kendini
Lodos ile üşüyüp bana sarılsan
Saçlarını omuzuma saldırsan
Küçük buselere gömülsem
Ben niye öldüm demem.

Farkında değilsen artık farkına varmalısın....
Çok geç olmadan...
Ardında bıraktıklarına sarılıyorum,içime çekiyorum kokunu,çektikçe daha çok çekeyim istiyorum
Ruhumla bedenim ayrılır gibi,bedenim benden gitmiş,ruhum senin peşine düşmüş gibi ağır bir travmadayım.
Bensiz ölme demiştim,söz dinlemiyorsun,ben kime diyorum.Kendim söyleyip, kendim dinliyorum.
Doldurdum eşyalarını çantalara,kokladım öyle koydum.Tanımadığım birine verdim ben yapamayacağım siz dağıtın dedim.
Kravat iğneni veremedim,niye diye sorma sakın veremedim işte.
2 prezervatifin kalmış geride,ben sevmem bunu kullanmayı ama kime vereyim onu da bilemedim.
Senin taktığın çivileri yerinden sökemedim,baktıkça takışını anımsadım.
Bensiz ölme demiştim.
Demiştim değil mi?
Malumunuz askerlikte şakalara çokça yer verilir özelikle üst devreler alttakilere çok fazla şaka yaparlar. yıllar önce yine böyle bir şaka yapılmış ama sonunu hesaplayamamışlar. yanyana olan ranzaların alt kısmında olan askerler yapılmış bir şaka. birinin arkasını diğerinin ön tarafına çevirmişler. ikisininde alt taraflarını çıkarmışlar. ve yumurtanın ak kısmını birinin ön diğerinin arka tarafına sürmüşler. sabah iki askerde kalkıyor ve altlarının olmadığını görüyorlar. birinin ön diğerinin arka kısmında beyaz bir sıvı var. arkası dönük asker bunu gururuna yediremiyor ve önce diğer askerin sonra kendi kafasına sıkıyor... siz siz olun şaka yaparken sonuçlarını iyi düşünün ve abartmayın...
