
Koskoca bir yıl. Durmaksızın süren çalışmalar. Koşuşturmaca. Sevdiklerine verdiği sözler, uyumadan önce kurduğu düşler… Tüm bunlar şu anda zihninde yaşadığı fırtınayı oluşturuyordu.
“Daha gencim ben!” dedi gözlerini yüzümden kaçırıp pencereden görülen o “korkunç” şehre bakarken. “Önümüzdeki yıl daha çok çalışırsam…” Cümlesini tamamlayamadı. Bahanelerden nefret etmesi bir yana geleceğe karşı güvensizliği sözlerini tamamlamasına engel oluyordu.


OSS denilen sınavla başlar bu uzun maraton. Aslında Sınavdan çıktıktan sonra beklentilerin belki de bambaşkadır. Çoğu öğrenci Üniversite için başka bir şehire gideceğini öğrendiği gün bunu ciddi bir olaymış gibi algılamaz. Gün gelir ki yaz tatili biter ve okuyacağın şehire gideceğin gün artık "bugün" dür.Hani çok sevdiğiniz bir yakınınız giderken insanın boğazı düğüm düğüm olurya, işte bunları o malum günde fazlasıyla yaşarsınız. Ne oluyo lan nereye gidiyorum tezahüratları arasında bir de bakmışsınız ki Otobüsten dışarıyı izliyorsunuz.
Hayatımız boyunca birçok şeyle karşılaşırız. Bazıları bizim istediğimiz için yaşamamız gerekenlerdir, bazıları ise dış kaynaklı olanlardır.

Kişisel tutum ve davranışlarımızın sonucu hayat deneyimi olarak skor tabelamıza yazılanlar çoğu zaman kişiliğimizin geçmişten o anın yaşanıp bitmesine kadar geçen süre zarfında kazanımlarımızın bizlere bir hatırasıdır. Fakat bu anların/durumların/olayların sonucu/bitişi bizim düşündüğümüz gibi olmayabilir ya da daha iyi bir geri dönüş artı puan kazandırabilir. Sonuçları çoğu zaman öngöremeyiz. Yani şöyle düşünürsek; hayat bize sunulmuştur ve onu son nefesimize kadar yaşamamız gerekmektedir.