
Her şeyi yadsımak için yola çıktığını söylüyorsun, ama yine de herkesin seni korumasını, anlamasını bekliyorsun... Bu nasıl bir isyan... Bu nasıl bir yadsıma... Korkarak, çekinerek, yardım dilenerek, anlayış dilenerek nasıl isyan edilir, nasıl anlaşılma beklenir... Bir ayağın burada, bu hayatın kuralları, ölçüleri , beklentileri içinde... Öbür ayağın hayallerin, isyanın, yıllardır düşünü gördüğün özgürlük düşlerinin içinde...
Tipi başladı,
Katur kutur etti yürürken
Karlar,
O ses içimden geliyor sandım..
Öğütebilseydim keşke içimdekileri
Bir vidanjör çekseydi aklımı
Gel derken içim
Git dedi dilim
Yağmur yağdı
Telefon çaldı
Dengem bozuldu
Makyajım da...
Güneş açtı,
İçim yandı
UV korumalı kremler
İçime fayda etmedi...
Yetinmeyi bilirmisin sana verdiği kadarıyla hayatın
Hayır yetinmek istemiyorum......
Hoş bilsen de bilmesende yara bere içinde bu yollardan geçeceksin
Neden yaralanıp bereleneyim, nedenn düşüp kalkmadan da yürüyebilirim, belki dizim kanar biraz, belki içim sızlar arada, belki de seçtiğim yollara değil dönüp seçmediğim yollara bakmaktan düşerimm..
Kazanmayı isterdim kaybetmeyi değil ama olmadı yarrr
Hahayyttt ben kaybetmedim beni kaybedenler kaybettii....
Kendini kayırıyor önce her insan bu yüzden aşka kıyar
Olmayan bir şey aşk....
önce sen look ettin bana
sonra alımlı yürüşünle köşeyi dönene kadar whatch yaptım bende seni.
lakin hiç spek olmadı aramızda
onli buluşma yerimiz dreamlerimizdi.
orada da şedov gibiydin.
bir görülür bir lost olurdun.
en den ben laf attım sana
sadece what time iz it demekti tek niyetim
tabi ilk etapta.
lakin ay'm e kolunda ki saate look dedin.
şaşkındım my darling anla beni.
noluur dönüp de arkamdan gülme to me...

hapishanenin kuytu bir köşesinde,
yüzün dayaktan morarmış bir halde.
ölüm kurtuluştur diye
düşünmedin bile.
aklındaysa tek bir düşünce
"henüz çok gencim"
annene onu sevdiğini söyleyemedin bile.
bırakmadı ölüm seni, bakmadı bile yüzüne.
hatta bir tokat daha yedin
ölmek istemiyorum dedin diye.
sadece inledin, sevdiğim beni bekliyor.
"henüz çok gencim"
Şimdi bir anı gönlümde…Gözünde ürkek bakışlarını cesarete vurup,su misali hızlı,umursamaz ve geri dönmeyecek bir edayla yürüyorsun.Bense berraklığına kapılmış bir yosun; seni takip ediyor ama asla önüne geçemiyorum.
Bir ben var içimde benden uzak,gözündeydi bir ben sana ait benden ırak… Şimdi sessiz bir haykırış sana,senden km.lerce uzaktan.Duyar mısın sesimi bilmem.İşte o yüzden sessiz… Görür müsün beni?Ben bir kere aşık oldum kör oldum.Sende kör müsün artık?Görmez mi ayvazı olduğum gözler beni?
Bir zamanlar her anımda seni yaşardım.güne seni görmek için açardım gözlerimi.seni görmek için koşardım sevmediğim tahta sıralara.Derslerden önce kaç kez inip çıktığımı sayamazdım bile merdivenleri seni görebilmek uğruna.akşamları hızlı hızlı çıkardım dışkapıda yolunu gözlemek için.Peşinden gelmek isterdim.senden kaçan adımlarıma inat durdurup haykırmak isterdim içimde gizlediğim fırtınayı.geceleri seni düşünmek için girerdim yatağa.ve saatler sonra seni görmek için kapardım gözlerimi uykuya…
Yaşlı adam, tavandan düşüp tam yüzüne denk gelen hamamböceğiyle uyandı incecik uykusundan. Böcek, adamın uyku sersemliğinden faydalanıp canını kurtarmıştı ama o kadar yüksekten düşmesinin şapşallığı, bir de adamın kendi suratına gayrı ihtiyari yapıştırdığı tokatın paniğiyle zaten kısacık olan ömründen baya bir ömür yitirmiş olmalıydı. Üstüne bir sürü de küfür yemişti böcek haliyle, uyku sersemi. Sanırım tavanda uyuya kalmıştı.
Yaşlı adamsa, o kaçarken, arkasından yanağındaki sızıyı sıvazlıyordu eliyle, söylene söylene : ”Seninle hesabım bitmedi daha musibet mahluk! Ahh!” Sinirlenmişti de; o hışımla fırlamak istedi ama olmadı; gerisin geri düştü yatağa.” Ah ah dua et ki çürüdüm artık; dua et!” dedi, uyku sersemi ellerini kim bilir nereye doğru sallayarak. Son söylediğini bir kez de karanlık tavana bakarken ama bu sefer sayıklar gibi tekrarladı: “ Çürüdüm artık” bir süre gözlerini kapattı sonra, ancak o da biliyordu ki uyku artık oldukça uzağa kaçmıştı.