Dogdugumuz zaman yuvarlak ,keskin,saf bir yüzümüz vardir.icimizdeki evren bilincimizin kirmizi atesi yanar durur.Ama yavas yavas ....
bizi
ana babalar yer,
okullar yutar,
sosyal kuruluslar emer,
kötü aliskanliklar kemirir,
yas ise tüketir.
Sindirildigimiz zaman;tipki ineklerdeki gibi alti mideden gectigimiz zaman,pis bir kahverengi tonunda cikariz.

Sevindim! Çünkü büyülü sihirli dizileri eleştirip de bir taraftan bu filmi alkışlayamazdım. Dünyanın her yerinde kitap kuyruğu, gişe kuyruğu bu kadar fantastik bir olaylar zinciri için oluştuğundan beri bu konuda çok üzgündüm. Evet, hepsi bitmedi ama en azından birinin bittiğini düşünmek oldukça sevindirici.
Çocuklar için ve de teenage denilen yaş grubu için hiç uygun olmayan bir tür bence.
Darısı bu türün diğer örneklerine...
Kafayı yedi. Birden bire. Yaklaşık 3 ay önce başladı. Dan diye. Ortalığa durup dururken işemeler... özellikle ben evdeyken, benim görebileceğim hemen yakın mekanlara. Daha çok sevdim, kumuna götürdüm. En sonunda hatunda aldım. Gelip geçenler kafi olmadı çünkü az önce şaşkınlıklar içinde kaldım.
Birden bir ses, şırrr!
Aman allahım dedim. Şoktayım. Kütüphanemden aşağı bir şey akıyor. Kedi yok ortalıkta, bu ne o zaman. İşemiş kaçmış. Kitaplarım gitti. Attım çöpe. Gece vakti. Deterjanlar, köpükler bütün evi temizledim bu şerefsizin yüzünden. Bir koku var lakin. Nasıl keskin. Çıldıracağım. Bir de baktım. Kanepede kaka!!
Yine dalıp gitmişim gecenin siyahına.Gözümden yaş akmış bir anda. Sebepsiz yere demeyeceğim, sebepli gerçekten. Ama sen anlamamazlıktan gelmişsin. 'Neden?' diye sormuşsun. 'Neden ağlıyorsun bu kadar çok?' Ağlarım ben. Doğduğu günden beri ağlar insan. Ama ben senin gidecek olmana ağlıyorum. Ayrılık vaktinin yaklaşmasına, sana istediğim gibi, istediğim anda ulaşamayacağım anların gerçekliğine ağlıyorum. Sen yüzümü okşuyorsun. Yanaklarıma ve saçlarıma dokunuyorsun. Ellerin o kadar güzel ki. Çok uzun zamandır yapmamıştın bunu. Hala yanımdasın ve hala sıcaklığını hissediyorum. O an anlıyorum beni hala çok sevdiğini ve söylemesende aslında gideceğin için üzüldüğünü...
Sana uzaktan bakıyor artık gözlerim
Gönlüm senden geçmez
Bana döndü hep sözlerim
Sıcak bir yaz gününde tanımıştım onu. Uykusuzdum. Kaçmak istiyordum ama bir türlü izin vermiyordu. İsmimi sordu. Söyledim. Uykusuz olduğumu, işim olduğunu anlattım. "Gitmem lazım" dedim. "Hayır gitme" dedi. Nedenini kavrayamadım. Tanımıyordu ki beni gitmememi istesin. Sürekli sorular soruyordu. Hiç hoşuma gitmemişti bu iş. Kötü kokular sezdiğimi sanıyordum. "Neden sürekli sorular soruyorsun" diye tersleyince çok hırçın olduğumu söyledi.
Böyle oldu hayatıma girişi. "Ballı krokanım" diye isim taktım bir de. Arkadaşlığımız gibi orijinal olsun istedim. Çok tatlıydı. O da bana "minik kelebeğim" diyordu.
Dağılmış saçlarım gönlünün yatağına
Uyandırma
Sabah olsun ben giderim
Sen kal rüyamda