Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "dante 01"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

üzüntü hakkındaki yazılar:

\
Mutluluğun ne olduğunu anlamaya çalışırsak
hep sorular karşımıza çıkacaktır... Verilen yanıtların
önemini beklemeden,irdelemeden sorular, sorular, sorular... Mutluluk kişiye göre değişir mi, göreceli midir? Maddi kazanımlar mı mutlu eder insanları? İnsanlar manevi mutluluk mu ararlar? Hem maddi hem manevi mutluluk aramak mı
doğru olan? Kişilik değerleriyle ne derece ilişkilidir? Yalnız ve toplumdan yalıtılmış kişiler, mutlu
olabilirler mi? Acı, üzüntü tatmamış kişiler de mutlu olabilirler mi? Sevgi duyduğumuz başkalarının başarılarından
mutluluk duyulur mu? İnsan mutluluktan neden ağlar? (Yarin yanağından başka , paylaşmak her şeyi
N Hikmet) Paylaşmak mutluluk verir mi? Her yaşa göre mutluluk değişir mi? (Yetmişinde bile zeytin dikeceksin/ Hemde öyle çocuklara falan kalır diye değil N. Hikmet) Başka insanları mutlu etmek, mutlu görmek sizi mutlu eder mi? Mutsuz olanlar kendi mutluluğu peşinde koşanlar mıdır acaba? Mutluluk; bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşmaktan doğan kıvanç durumu olarak açıklanmaktadır. Ruh bilimcilerinin açıklamalarına göre; mutluluk bir sonuçtur. Maddi değerlerle elde edilemez. Maddi değerler geçicidir. Geçici olmayan manevi değerler gerçek mutluluktur. Gerçek mutluluk, başkaları için verilen emekten ruhta kalan izlerdir. Bilmem sorulardan sonra sizde bir mutluluk kavramı oluştu mu? Gerçekten...! Siz mutlu musunuz?
185 ahkam var

Yine geldin!
Geldin ve oturdun baş köşeye.
Seni gidi davetsiz misafir.
Seni gidi utanmaz sıkılmaz pespaye!

Biliyorsun!
Biliyorsun senden nefret ettiğimi.
Senden ve çuval dolusu hüzüntü yükünden.
Sıkıntı ve keder

Geliyorsun!
Bilerek ve isteyerek,
beni sıkıntılara boğmak için.
Beni kasvete büründürmek için.

Biliyorum!
Kimlerden, nelerden yüz bulduğunu.
Kimi zaman anlamsız bir şarkının birkaç notası,
kimi zaman bir şiirin birkaç dizesi,
bir öykü,
bir roman,
bir film sahnesi...

Teğet geçiyorsun kimi duygulara,
Yanağından hiç öpülmemiş bir çocuk,
Ya da eksik bir anne şevkati,
Platonik bir aşk,
Yarım kalmış, eksik bir şeyler,
Boşa geçmiş bir ömür,
Ve daha neler neler...

2 ahkam var
\
—Geliyor musun?

Adamın uzattığı eline çabucak bir göz attı. Elini vermeyecek olsa geçmişte yaşadıklarının oluşturduğu anı mezarlığından yaşayan bir ölü olarak kalacağını hissetmişti. Elini uzatacak olursa da kendisini şimdiye kadar hiç kimseyi sevmediği kadar sevdiğini iddia eden bir adamın rotasına girecek, belki yağmur, soğuk, ayaz yüzü görecek ve bu yolculuğa çıktığı bu güne lanet edecek veya kimbilir belki de ılık bir güneşin ısıttığı yüzünde belirecek kocaman bir gülümseme ile bu adama teşekkür edecekti...

37 ahkam var

Bana tarif edin, hiç olmazsa biraz. Mesela mutluluktan bahsedin. Nasıl bir şey sizin için? Bir çocuk gibi masum ve saf mı? Aşkı da tarif edin bu arada. Ama şu son model aşkları değil. Hani şu her önüne gelene “Seni Seviyorum” diyen sahte âşıklardan da değil; Gerçek olarak içinizden geldiğince inanarak ve karşılık beklemeyen çıkarsız aşklara örnek verebilir misiniz? Var mı çevrenizde hiç?

Bari dostluğu tarif edin. Hani şu unuttuğumuz var ya? Hani şu her zaman yanınızda olan, omzunda rahatlıkla ağlayabildiğiniz arkadaşınızı diyorum. Var mı sizin? Onun yanında güvendesinizdir de? Güveni anlatın o zaman. Hani gözünüz kapalı olarak güvenebileceğiniz kişileri, var mı etrafta?

51 ahkam var
\
Evde kimse yoktu. Akşam can sıkıntısından tam haber saatinde zapping yapmakla meşguldüm. Bütün kanallarda Barış Akarsu haberi vardı. O esnada kanalın birinde durdum. İlk gördüğüm karede hurda olmuş bir araba vardı. Fonda spikerin sesi duyuluyordu. Babasının hediye ettiği arabasıyla gezerken kaza yapan üniversite öğrencisi yaşamını kaybederek ailesini derin acıya boğdu... Hala araba vardı televizyonun ekranında, birkaç saniye sonra bir resim belirdi. Upuzun siyah, düz saçlı, siyah gözlü, tatlı gülümseyişi olan bir kız. Düşünceler kafamdan şeritler halinde geçtiler. Araba... G.'nin sevdiği ve babasının almak için söz verdiğindendi. Resim... Ne kadar benziyordu. Yoksa gözlerim mi yanılıyordu. Bir an ekrana yapışıp kaldım. Bir ay önce görüşmeyi kestiğim arkadaşım G'nin hayatından bir haberdim uzun süredir. Belki babası söz verdiği arabayı almıştır. Resimdeki kız... Ne kadar benziyordu. Gülümseyişi, saçlari, gözleri... Hayır olamaz... Sadece göz yanılmasıdır. Biraz daha baktım geçmesini bekleyerek. Spikerin, kızın ismini vermesiyle içim rahatladı. Yok değildi. Belki de ben bir süredir ona çok kırgın olduğumdan ve sürekli kafamı meşgul ettiğinden bir an onu görür gibi olmuştum. Tekrar gözümün önüne geldi. Arkadaşlığımız aklımdan geçti. Artık görüşmeme kararı alışımız... Ya haberdeki kız o olsaydı. Acaba ne yapardım? Üzüntü duyardım elbet. Kahrolurdum. Peki onu affeder miydim? Asla... Evet çok katıyım belki. Ama o benim düşüncelerimi bu kadar meşgul ederken beni bir kalemde silip atmasını affedemezdim. Taş gibi soğuktum belki... Affetmezdim.
13 ahkam var

Malatya’da 2. Ord.Karargahı’nda yürütttüğüm askerli görevim sırasında bütün operasyon sonuç listeleri elime ulaşıyordu, bende aralarından hayatını kaybeden, pusuya düşürülen, sakat kalan ya da akli dengesini yitiren tanımadığım ama genç dostlarımın bu haberleriyle irkiliyordum daha önce olmamış bir tepkimeyle. Öylece kalıkalıyordum, çünkü ben kahve götürüyordum, soğuk su götürüyordum, telefonlarına bakıyordum bir Generealin, haberlerini iletiyordum, hayat korkusu olmadan onlara üzülmek, ağlamak, hiç tanımadığım adamların yokluklarını hissetmek bana kolay geliyordu sanki, bir de üstüne ağlıyordum. Niye ağlıyordum acaba? Acaba ben orda değildim ve onlar gibi hayatımı tehlikeye atmıyordum ve suçluluk duygusu mu hissediyordum yoksa bu, bunları zaten yapmak istemediğimden dolayı duyduum bir suçluluk duygusu muydu? Herşey boş adam sende, insanlar canını veriyordu, ben ağlasam ne olurdu, zırlasam ne olurdu, dönmezlerdi, çünkü dönmekten çokta zevk almayacakları hayatlarını kaybetmişlerdi, bulamazlardı kelimenin o tabiriyle. Tamamen yok olmuştu, artık biliyorlardı cennet ya da cehennem var mıydı yoksa biz mi üretmiştik. Her bir şey boştu arkadaşım, boşu boşuna dökülen gözyaşları ya da kağıda dökülen kalem yaşları, ölenin arkasından ağlamak bile boştu ve sadece kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan bir bencillik göstergesiydi. Çünkü insan yaşamı savunurdu, insan bir anti-kahramandı ve ölmek istemezdi gerçekte, o sadece filmlerde olurdu, zaten sizinle hiç alakası olmadığı için saygı duyardınız gerçek kahramanlara.

0 ahkam var

*Üniversitede spor salonuna spor yapmaya giderken 45 kilo olduğum için bana tuhaf tuhaf bakıp 'sen nerene spor yapıyorsun?' diyen, kolestrolümün yüksek olduğundan bi-haber, sporu sadece kilo vermekle özdeşleştiren zihniyeti kınıyorum. *'.... falan oldum' şeklinde cümle kuranları kınıyorum. *'Ben İngilizce biliyorum' diye geçinip büyük harfle yazı yazarken hala 'İ' harfi kullananları kınıyorum. *Tuvalete girip işini gördükten sonra ellerini yıkamasını gerekirken önce memelerini sonra .öt çatallarını iyice açıp elini bile yıkamadan tuvaletten çıkan kadınları kınıyorum. *Sokakta neredeyse sek sek yaparak eve gitmeme yol açan yere tüküren tüm insanları kınıyorum. *Sokaktaki kedi ve ya köpekleri korkutmaktan haz alan tüm zihniyeti kınıyorum. *Tüm geri kafalı, karafatma, ninja takımını kınıyorum. *Arkadaş arkadaşın suratına bakarken bile ana avrat küfreden, bunu şakaya alan, annesini küfürlere maruz bırakan zihniyeti kınıyorum. *Tırnaklarının içini siyah gördüklerimi kınıyorum. *Üniversite mezunu olmadığı halde kendini bir üniversiteliden daha iyi yetiştirmiş insanlara laf atan insanları kınıyorum.(Ben bir üniversite mezunu olmama rağmen buna dayanamıyorum) *Üstlerine yalakalık yaparak bir yerlere gelmeye çalışan her kim çalışan kesim olursa olsun onu kınıyorum. *Yanınızda erkek arkadaşınız varken sevgilinizin gözleri içine bakıp kaybolan kadın türlerini kınıyorum. *Çocuğuna kendince onu mutlu etmek adına ve çok zengin olduğu için, lüks giyim markalarının bebe reyonlarından 70-80 milyonlara kıyafet alan züppe anne kesimini, çocuklarına para kazanmanın aslında ne kadar zor bir şey olduğunu anlatamadıkları için kınıyorum. *Sokakta takımının maç kazanması ya da kaybetmesi üzerine küfür ederek takımını destekleyen tüm insanoğlunu kınıyorum. *Televizyonda milyarlara milyar demeyen sunuculara verilen paraların aksine 500-600 ytl'ye kamera arkası ekibini idare eden zihniyetleri kınıyorum. *Hiç ama hiç kadın budalası olmayan ülkemiz erkeklerinin(!) önünden bir karış etekle geçtikten sonra ' ayyy he raped meeeee' diye yırtınan zihniyeti kınıyorum. *2 satır yazı yazdıktan sonra elinde ki kağıdı çöp kutusuna fırlatan hatta 1 hamburger için gereğinden fazla peçete harcayıp çoğunun çöpe gitmesine sebep olan insanları kınıyorum.

79 ahkam var
Etiketler: , ,
\
ÜZGÜNÜM EN AZ YUKARDAKİ Ernesto Che Guevara KADAR FARK ETTİMDE EN AZ ONUN KADAR HÜZÜNLÜ BAKIYORUM AYNAYA....
Ne oldu bize ey sevgilim? Ne oldu bize ay parçam, ne oldu gecelerimin güneşi, hayatımın anlamı? Ne oldu bize söylenecek tek sözüm? Ne oldu bize baktığım her yer, gördüğüm her şey? Ben sensizliğin acısını çekerken ne oldu sana? Kalbimin her hücresi seninken, her hücresinde sen varken ne oldu sana?...Çok mu üzdüm seni?...
Korkuyorum; çünkü sensiz yaşayamam. Ben seni böyle seviyorken neden böyle kavga ediyoruz? Neden en küçük şeyi sorun ediyorum diye kavga ediyoruz? İnan sana şu an duygularımı ifade edemiyorum! Yarın yanımda olacaksın beni sevdiğini söyleyeceksin ve sarılacaksın sımsıkı. Ama bu on dakika sürecek. Sonra tartışma başlayacak biliyorum :( Sorun çıkacak en ufak şeyden. Ben buna katlanırım....
Ya sıcak yaz günleri. Çok korkuyorum hemde çok... Başımıza nler gelecek. Ne kötülük göreceğiz bilmiyorum ama hissediyorum.
Ve sonra benim hayatım sönecek. Bitecek herşeyim gidecek. Daha doğrusu herşeyden ben gideceğim, herşeyden vaz geçeceğim belki yaşayacak gücüm kalmayacak. Hiç bişeyim kalmayacak. Yaşamam için bir neden de kalmayacak.
Çok büyük bir korkum var.
Sanki sona bir adım kaldı...
Sanki son nefesimi alıyorum seninle...
Sanki şu hayatta son hamlemi yapıyorum...
BEN KORKUYORUM...
ÇOOOOK KORKUYORUM...
Hayatta sahip olduğu tek varlığı elinden alınmış bir insan gibi ve en sevdiği oyuncağı elinden alınmış çoçuk gibi...
ÜZÜNTÜM SEVGİMDEN
2 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu