Gerçekten herşeyden sıkılmış bir ben var benden içeri.. Şükrediyorum, çünkü inançlıyım. İnançlıyım ve şükrediyorum ama bu başka bir şey. Öyle çok şeye sahibim ki. Bu bizim olmayan sahte dünyada o kadar çok şeyim varki aslında. Ailem, bir arada ve bozulmamış ailem, işim, param, sağlığım, tek başına ayakta durabilme cesaretim, hırçınlığım, insanlığım.. Aslında dolu doluyum ama hani biliriz ya insan hayatta bir şeyler için savaş verdiğinde aslında yaşadığını hisseder, işte bende o amaç yok. Kiminin çocuğu var ve onu büyütmenin peşinde, kimi evlenmeye hazırlanıyor ve yeni bir hayat aşamasının eşiğinde. Benim şükretmeme rağmen hayatımdan tatmin olmamamı sağlayan şey de işte tam buralarda bir yerlerde. Bir kadın olarak yalnız olmak. Çoğul yaşama geçmenin özlemi, yeni bir hayat evresinin kenarında bile dolaşıyor olmamak. Uzun süredir bir heyecan yaşamadığını fark etmek ve bunalmak. Ne iğrenç ne pis bir hismiş bu. Ne kadar çok şey var ve ben gerçekten ne kadar sıkıldım bu HERŞEYDEN. Çözüm belli ama ne zaman gerçekleşeceği belli değil..
yeter....
hafif ahalisi.......
çok mutluyum bu gece.
baktım hayatıma, düşündüm bol bol (tatildeyim ya, yapacak iş yok, düşünebiliyorum).......Ne kadar şanslıyız...Burada yazan herkes, hepimiz...
Evime baktım...Çok güzel. Sıcacık. Ve ben bu evin kirasını ödeyebiliyorum. Baktım, her köşesi bana ait...Ben koydum o vazoyu oraya. Ya da bu turuncu lambayı ben seçtim..
Sonra işimi düşündüm...Evet benim bir işim var. Hem de çok iyi bir iş...ŞÜkrettim yine.
Sonra az önce kapıdan uğurladığım dostlarımı düşündüm...İyi ki varlar dedim. En zor günlerimde, kanserle boğuşurken yanımdaydılar ve şimdi de buradalar dedim.. Yine şükrettim...
Ailemi düşündüm. Dünyada belki de çok az insanın sahip olabileceği güzellikte bir ailem var benim...Beni ciddiye alıp dinleyen, benim iyi olup olmadığımı önemseyen bir aile...Yine şükrettim...
Bir de nerede yaşadığıma baktım...İstanbul...Nicelerinin gelmek isteyip de gelemediği lanet ama bir o kadar da muhteşem şehir! Canımıza okuyan ama güzelliğiyle isyanımızı susturup, bizi sarhoş eden şehir...
Yine şükrettim...
Pamuk'a baktım...Canım...13 yaşındaki sevgili hayat arkadaşım, biricik köpeğime...Ne hallerimi gördü de, bir kere olsun "de get be kadın, manyak mısın nesin?" demedi...O'nu bana verdiği için tekrar şükrettim....
Üstümdekilere baktım...Şimdi ola ki bu giydiğimin üstüne birşey dökülse, içeri gidip dolaptan başka bir kıyafet alıp değiştirebileceğimi düşündüm...Yine şükrettim.
Sehpamın üstünde duran çikolatalara şükrettim...
Çerçevede resmİ duran anneciğime ve babacığıma..
Canım kardeşime.
Hayatıma anlam katan sevdiceğime...
Teşekkür ettim hepsi için. Sahip olduğum herşey için.
Hafif ahalisi, İYİ BAYRAMLAR...MUTLU OLUN VE MUTLU EDİN HER DAİM.................
Şirketleri geçtik de
kişilerin değerlerinin bile
sadece bilançolardan oluşmaya başladığı dünyamızda
hâlâ umudum var insanlıktan...
Ama "dostumuzun yüz karası,
düşmanımızın maskarası" olmamak için kazanacağız seni.
Cahiliye adetleri gibi
sabah tapıp öğle de yemeyeceğiz seni...
Ömer'in helvadan tanrıları kadar da olamayacak saltanatın
kalplerimizde...
Elinizin altında yiyecek birşeyleriniz, sırtınızda elbiseniz, başınızın üstünde bir çatı ve uyuyacak bir yatağınız varsa, bu dünyadaki yaşayan insanların %75'inden daha zenginsiniz demektir.
Şu demek oluyor ki; dünyada yaşayan insanların %75'i bu nimetlerin hepsine birden sahip değil.
YUmyum iyileşiyor, patileri bugün mucizevi bir şekilde iyi. İlaç sürerken gördüm. Ve ağlayacaktım sevincimden. Hemen az önce farketttim. Şükürler olsun! Tüm olumlu enerjiler teşekkür ederim. Onu çok seviyorum. Bu sağlıklı hali baki kalsın. İnanıyorum ki, patileinden sonra karnındaki yaralarda geçecek. İşte yaşamda kalmak için bir neden. BUnu çok dilemiştim. Onun tamamen sağlıklı olduğunu da göreceğim umarım. Bugün mutlu uyuyacağım. Evrensel bilinç ve tüm olumlu enerjiler beni sevdiğinizi biliyordum. Hissediyordum. Işık içimde.
