
Çok yeni (14 Nisan'da) yayınlanan bir yazıyı paylaşmak istedim. Yazı Wall Street Journal'da olduğundan oraya link veriyorum. Ancak, bir özeti Cumhuriyet gazetesinin 15 Nisan sayısında da çıktı. Konu çok net:
Türkiye'nin dönüm noktası
İçerik de oldukça net: 2008 Türkiyesi = 1979 İranı...
Son cümle özellikle çarpıcı geldi. "Türkiye uçurumun kenarında. Lütfen Rice, onu aşağı itme"
Fıkıh; lügatta bilmek, anlamak ve ince bir anlayış sahibi olmak manalarına gelir.
Fahrüddin-i Râzi hz.leri “"Allahû Teâlâ ilim, fehim ve idrak mânâsına gelen fıkhı, kâfirlerin kalplerinden çıkarmıştır. Onların kalpleri vardır, bununla idrak edemezler" buyurmuşlardır.
Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v) “Allah kime hayır murad ederse, onu dinde fakih kılar” buyurmuşlardır.
Istılahta fıkıh; Şeri hükümleri, delilleriyle birlikte tafsili olarak bilmek demektir.
İmam-ı Azam Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh) fıkhı şu şekilde tarif ediyor: Fıkıh; kişinin lehine ve aleyhine olan hükümleri bilmesidir. Yani, dinde yapılması ve sakınılması lazım gelen hususları; helali – haramı bilmek.