Amerikalı sahaf William Voynich, 1912'de İtalya'da üzerinde anlamsız sembol ve resimler bulunan 240 sayfalık belgeyi satın aldığında, büyük ihtimalle bunun çözülemeyecek bir dilde yazıldığını tahmin etmemişti.

Kitabın 13. yüzyılda Roger Bacon tarafından yazıldığı iddia ediliyor. Ölçüleri 15 cm'ye 27 cm ve araştırmalara göre 28 sayfası eksik(muhtemelen kaybolmuş veya yırtılmış). Yazılar mavi, sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşil.

Yıllarca üzerinde tartışılarak kafamızın ütülendiği, sanat toplum için mi, sanat birey için mi, sanat sanat için mi tartışmalarının, bir de sanat Satan (ing: Şeytan) için mi boyutu var. Nerden mi var? Bu yazı bunu anlatır, hatta konuyu dağıtıp yer yer toparlayamayarak kafasına göre takılır.
Sanat kelimesinin “nat” hecesini ters çevirirseniz, Satan oluveriyor. “Olsun, ne var ki bunda?” denilebilir. Birçok kelimeyi evirip çevirerek anagramlar oluşturulabilir, yeni kelimeler üretilebilir ve buna “sadece tesadüftür” denilebilir. Hatta böyle demek aklıbaşındalarca çok daha makuldür. Ama, biraz aklım başında olmasın lan diyerekten kurcalayınca gecenin bu vakti, insan ister istemez, “ya tesadüf değilse” diye soruveriyor kendine. Velhasıl, merak sanatı başa bela…
bu istasyonlardan duyulan sesler genellikle mekanik olarak üretiliyor. mesajlarda dil yelpazesi oldukça geniş ve kullanılan sesler genellikle kadın sesleri olmakla beraber ara ara erkek ve çocuk sesleri de kullanılıyor.
Geçtiğimiz Cumartesi günü (29 Nisan) Beyoğlu sokaklarında 300 kişinin katıldığı bir yarışma yapıldı. Belki televizyondan gazetelerden duydunuz, belki de haberiniz yok... Ben size biraz anlatayım.
Ben bu aktiviteden, birkaç hafta önce gelen bir e-posta sayesinde haberdar oldum. Beck’s’in sponsorluğunda Oyunevi tarafından define avı şeklinde düzenlenen bir organizasyondu. Daha önce küçük gruplar için düzenlenmiş benzer oyunlara katılıp süper vakit geçirmiştim. Dur bakalım, bu da iyi olursa çok eğleniriz, gidip bir görmek lazım diyerek katılmaya karar verdim. Yalnız kurallar var: 3 kişiden oluşan bir takım kurulacak, takım üyelerinden biri de karşı cinsten olacak. Takımı kurduk, kaydolduk. Kısa bir süre sonra internet üzerinde basit bir ön eleme yapıldı, sonra da telefon edip ilk 100 takıma kaldığımızı söylediler. Eyvallah.
"The Holy Blood and the Holy Grail" kitabının yazarları, da vinci şifresinin yayın evine karşı "bu fikri bizden aşırdınız" davası açtılar biliyorsunuz. Kendileri geçtiğimiz çarşamba bu davayı kaybetmişler. Davanın yargıcı ise kararı bildiren metne kendi şifresini yerleştirmiş. İngiliz hukuk dünyası iki gün bu kodu çözmek uğuruna felç olmuş.
İlk bir kaç paragrafta bazı harfler italik imiş. Bunları yanyana getirdiğimizde "Smithy Code" lafını elde ediyormuşuz. (Yargıcın soyadı Smith.) Esas şifre ise 72 sayfalık dokümanın içinde anlamsız yere bold yazılmış "JAEIEXTOSTGPSACGREAMQWFKADPMQZVZ" harflerine fibonacci sekansı uygulanınca çıkıyormuş. Ve şifrelenmiş cümle de şu imiş: "Jackie Fisher who are you Dreadnought".
Öğrenciler bankanın güvenlik şifresini çözdü
Cambridge Üniversitesi bilgisayar programcılığı bölümünde okuyan iki öğrenci,
geliştirdikleri programla bankaların güvenlik şifrelerini çözebileceklerini açıkladı.