Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Daha hızlı pc için birkaç aparat"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

şirket hakkındaki yazılar:

Başlığa bakmayın.
Şimdiki bazı erkeklerin ense traşından geçtim, kendisini görmek mümkün değil.Hadi saçını temiz bakabiliyorsa, uzatsın.Ama ensede biten kıl mı tüy mü ne olduğu belirsiz şeyler gerçekten, çok iğrenç duruyor.Hele tırnaklar, çorba kaşıklayacak kadar uzunsa, yüzündeki kılıyla, burnundaki tüyüyle uğraşıp, kaşlarını aldırıyorsa, bunun yanında kol altındaki kılları kurdela bağlayacak kadar uzatıp,
bunu da çağdaş olmaya yorumluyorsa, ayaklarının kokusundan, burun direğiniz şiddetli depremlerle sarsılıyorsa, ağzındaki dişler ve kokusu size bugünkü menüyü söylüyorsa, tüm bunlar o erkeği yeterince itici kılalacaktır zaten.En azından hala bu kriterlerden bir çoğu, ilk etapta, biz kadınların en çok dikkat ettiği, fiziksel özellikler.
Ama bu erkeği tam anlamıyla erkek yapan özelliklerin, sadece vitrin kısmı.Emin olun; ne yakışıklılık, ne karizma,
yukarıda saydığım özelliklerden en az birine sahip bir erkeği kurtaramıyor.Peki bir kadın, nasıl bir erkek ister?Günümüz erkeğine bakınca, kadınların fazla bir tercih şansının kalmadığını düşünüyorum.Öncelikle sarsılmaz bir kişilik istiyor kadınlar.Kendi kendisiyle barışık olabilecek kadar, kendine, hareketlerine, oturuş kalkışına, giyimine, konuşmasına dikkat eden, kendine güvenli, saygı uyandıran bir erkek.İşini, parasını, kariyerini, tüm herşeyini
kaybetmiş bile olsa, batan gemiyi terketmeyen bir kaptandır erkek. Bütün metanetiyle kendisini ve ailesini ayakta tutabilen, şirket patronuyken sahip olduğu gururu hiç eksiltmeksizin, simit satabilecek, inşaatta çalışıp, hamallık yapabilecek adamdır erkek. Bekarsa, ana babasını, kardeşlerini, evliyse, bunlarla beraber, eşini ve çocuklarını başında tac olarak, hiç sarsmadan taşıyabilen ve oradan asla indirmeyen bir hakandır erkek.İşsiz kaldı diye cebindeki tüm meteliği, şişede balık olmayı değil, bir lokmayı evladına bulabilendir erkek.Kendisini doğuran ananın aşkına, ana, avrat, bacı değerlerini ağzından kusmayan, asla kusturmayacak olan adamdır erkek. Kadını; sırf arkadaşlarıyla oynadığı tavla uğruna, zar niyetine atmayan adamdır erkek. Erkekliği playboylarda, kadının etinde, şişe diplerinde, acize atılan naralarda aramak değildir erkeklik. Siz buldunuz da biz mi kaybettik?

25 ahkam var
tuttum
0

" rel="nofollow" target="_blank">UZAYDA 3 GÜN TATİL 4 MİLYON $

Şirketleri geçtik de
kişilerin değerlerinin bile
sadece bilançolardan oluşmaya başladığı dünyamızda
hâlâ umudum var insanlıktan...

  • * *
    Napolyon'u inim inim inleten,
    fukarayı el pençe divan durdurup dinleten,
    makam önünde demirci çekici gibi arşı inleten para...
    "Varlığın bir dert, yokluğun bir yara!"
  • * *
    Ama biliyor musun ki aslında
    beş para etmezsin :)

Ama "dostumuzun yüz karası,
düşmanımızın maskarası" olmamak için kazanacağız seni.

  • * *
    Ama heveslenme;
    TAPMAYACAĞIZ sana!
  • * *

Cahiliye adetleri gibi
sabah tapıp öğle de yemeyeceğiz seni...
Ömer'in helvadan tanrıları kadar da olamayacak saltanatın
kalplerimizde...

5 ahkam var

Ülkemizde bankacılıkta, sigorta sektöründe, iletişim sektöründe, medya sektöründe, reklamcılık sektöründe ve buna benzer birçok özel sektörde "beyaz yakalı" olarak adlandırılan üniversite mezunu insan çalışmaktadır. Bu insanlar hergün kariyer, rekabet, küreselleşme, insan kaynakları vs. laflarıyla binbir stres altında işlerine gidip gelmektedir. İş güvencesi hemen hemen yok gibidir. Her an işten çıkarılma, alt kademelere kaydırılma tehlikeleri gündemdedir. Her yeni üniversite mezunu, çalışan "beyaz yakalılar" için bir iş kaybetme riskidir. İş kaybetmek demek; taksit ödeyememek, çocuğu özel okuldan almak, daha kötü bir semte taşınmak hatta büyük şehirleri bırakıp memlekete dönmek demektir. Bütün bu ezici baskı, "beyaz yakalıları" daha çok boyun eğmeye, üst düzey şirket yöneticilerine daha fazla esir olmaya itmektedir. Oysa her insanın belirli bir ortalama iş yapması halinde, gelecek endişesi olmadan iş hayatının ufkunu görmeye hakkı vardır. Buradan, "beyaz yakalılar" şirketleri yönetsin, hakimiyet onlarda olsun anlamı çıkarılmasın.Her insan, kendisinin ve ailesinin geleceğini planlayabilecek, iş güvencesine, çalışma haklarına sahip olmalıdır. Evet bu "beyaz yakalılar" içinde bu tür haklar yerine üstlerine yalakalıkla daha iyi koşullarda çalışanlar mutlaka vardır. Ama büyük kitleleri ilgilendiren sorunlar yalakalık veya iyi ilişkilerle çözülemez. Buradan gelerek; Türkiye'deki "beyaz yakalılar"ın bir sendikalaşma süreci yaşaması gerektiğine vurgu yapmak istiyorum. Siyasal amaçlarla değil, sadece kendilerinin ve ailelerin güvenli geleceği için.Türkiye'de bürokraside çalışanlar, iş güvencesine ve sosyal haklara sahipken, ülkenin ana itici motor gücünü oluşturan özel sektör çalışanlarının sendikasız çalışması akla aykırıdır. Gayet tabi, tertemiz, açık ekonomiyle bütünleşmiş bir sendika oluşturulabilir. Bu yazıyı okuyanların, sendika kelimesini "devrimcilik"le, "sosyalistlik"le, karıştırmasını istemiyorum. Biraraya gelip, haklarınızı savunacağınız kuruluşun adıdır "sendika". Adı herşey olabilir. İngilizcesi "UNION"dur. Birlikten kuvvet doğar.

Sizin için lüks müdür?

1 ahkam var
Hayatımızın ışığı...
Hayatımızın ışığı...

Bu sefer, kendi düşünce ve yorumlarımın yanında, sizlerle okuduğum bir yazıyı da paylaşmak istiyorum. Belki çoğumuz daha önceden okumuşuzdur ama bazen ilk anlarda her şeyin farkına varamayabiliyoruz. Arada ikinci ve üçüncü tekrarlara da ihtiyacımız olabiliyor…

Ben bu sefer çok daha farklı şeyler hissettim ve sordum kendime.
Neden ışığımızı serbest bırakmıyoruz ?
Neden ?
Hem kendimizi özgür bırakıp yüreğimizde o ferahlığı hissetmekten hem de çevremizde ki tüm insanları bu enerjiden neden mahrum bırakıyoruz.?
Nedir kendimizle alıp veremediğimiz ?

4 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu