



İçeri girdim. Hiçbir şey sormadan cevap verdi: “Arka odada!”
Gözbebekleri iyice büyümüştü. Hatta gözleri iki siyah küreden ibaret gibi duruyordu. Ürkütücü bir yüz ifadesi vardı kadında.
Arka odaya girdim. Votka ve kan kokusu, içeri giren zayıf güneş ışıklarıyla nefesimi kesmeye başlamıştı. Yatağın içinde yorgana sarmalanmış bir insan bedeni. Odanın duvarları kana bulanmıştı. Adetâ duvarlar tuval gibi kullanılmıştı ve kan fırçayla serpiştirilmişti.