Utanmadı; demokrasi havarisi geçinenler. El kaldırdılar, güller dalından kırılsın diye... 6 Mayıs 1972, üç fidan yok edildi. Tabii 12 Eylül 1980'de de bir orman yok edildi... İnanıyorum, yeniden yeşeriyor, yeşerecek daha gür , daha büyük orman. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bereket ektiler toprağa, binlerce isimsizlerle beraber...
Yakalandılar Sivas Gemerek'te verilmiş ferman Dalgalandı kabardı deniz, göklere kükredi aslan Darağacındaki ipi kravat gibi taktı boynuna inan Ne kaçtılar, ne de korktular vatan için darağacında üç fidan Suçları;İşçileri desteklemek... Öğrenci haklarını savunmak... Devletin bakanını protesto etmek... ABD elçisini protesto etmek... Üniversitenin polise teslim edilip kapatılmasına karşı çıkmak... Banka soymak... 6. Filoyu protesto etmek...

türk toplumunun, türk tarihinin belli günleri var. oniki eylül mesela. yıl belirtmeye gerek kalmıyor. onyedi ağustos da böyle bence. bindokuzyüzdoksandokuz dememe gere kalıyor mu? kalmıyor. türk sinemasında onyedi ağustos üzerine yeterince eğilinmediğini düşünüyorum..hiç eğilmediler demiyorum. bakalım şimdi..o şimdi asker (yön: mustafa altıoklar), çorba gibi bir filmdi, mustafa altıoklar ne zaman senaryo yazsa böyle oluyor, konu zafiyeti geçiriyor insan filmlerini izlerken. mümkünse altıoklar, başkalarının senaryolarını filme çeksin, kendisi senaryo yazmasın. uğur yücel'in yazı tura'sı eli yüzü düzgün bir türk filmiydi, üstelik filmin ikinci yarısı onyedi ağustos odaklıydı. mahsun kırmızıgül'ün beyaz melek'inde de aynı "o şimdi asker"de olduğu gibi şöyle bir değinilip geçilmişti onyedi ağustosa. karakterlerin yolculuğu sırasında sanırım adapazarından geçiyorlardı, adamın geçmiş acıları canlandı vs..gelelim taylan biraderlerin küçük kıyamet'ine. başak köklükaya'nın yıkılmış istanbula bakarkenki gözlerini bir türlü unutamıyorum. doğu yücel'in ellerine sağlık. ne kadar akıllı, ne kadar sağlam, nitelikli bir işti. üstelik de odağı istanbul depremiydi basbayağı. psikolojik gerilim türüne koyacağımız bu film bile neden tatmin etmiyor beni..hala daha iyi daha nitelikli bir türk filmi bekliyorum onyediağustos odaklı. küçük kıyameti geçebilecek bir yapım izleyebilecek miyiz bakalım. onu da hollywood'tan izlemeyelim de...
Nereden bileceksin?
Nasıl anlayacaksın?
Yaşamadıklarını, görmediklerini
nasıl hissedebileceksin?
Neredeyse otuz yıl olacak.
O rezil günlerin mimarlarını,
büyükbaşlarını, ödediğimiz vergilerle besledik.
Onlara saygı gösterdik,
fikirlerini aldık, "memleket meseleleri hakkında"...
ABD'yi suçladık, büyükbaşlarımızı suçladık.
Kolay çünkü böylesi, zordur derinlere inmek.
12 Eylül denen şerefsiz darbe bütün Türkiye'ye yapıldı.
Suçlu ararken suç işledi, kendine "devlet"
sıfatı kazandırmış şahsiyetler.
şebnem işigüzel, yola öyküyle çıkan, iyi bir yazar. 18 yaşında yazdığı olay yaratan öykü kitabı hanene ay doğacak, senelerdir başucu kitabımdır, hayata tahammül edemedikçe açar açar okurum vs..
sonra romanlar yazdı, deneme kitapları, başka öykü kitapları..romanlarından sarmaşık ve çöplük'ü okumuştum. özellikle sarmaşık'ı epey beğendiğimi hatırlıyorum..
çöplük'ün üzerinden 4 sene geçti neredeyse..yeni kitabını merakla bekliyordum şebnem işigüzel'in. sonra bir gazetede rastladım ismine. siyasi içerikli bir roman kaleme almış, 600 sayfa civarında..2006'nın 12 eylül'ü yakınlarında yayımlanacak deniyordu orada, oysa o haberin üstünden bir 12 eylül daha geçti, hatta gelin görün bahar geldi, henüz ses yok kitaptan..merakla bekliyorum..aslında bu vakti de boş geçirmeyip işigüzel'in diğer kitaplarını okuyabilirim..çünkü bir yazarın \ yönetmenin \ şarkıcının kısaca sanatçının bütün işlerini takip etmek muazzam bir keyif..

—Neyi mesela?
—Ne bileyim her şeyimi. Kimden kaçtığımı, nerelere sığındığımı, kimlere ihanet ettiğimi...
—Peki, sence neden buradasın?
—Onu da siz bilirsiniz. Ben bilmem.
(…)
—Devam edebilecek misin? İstersen biraz dinlen sonra anlatırsın olup biteni.
—Yoo, iyiyim. Ben çaylağın tekiydim aslında. Ama O, çok şey biliyordu. Öbür yandan onun en yakınında yer alan kişi de bendim. Bu yüzden ikimizi aynı hücreye tıktılar. Günlerce hiçbir şey konuşmadık onunla. Sadece sustuk. Merak dahi etmedim olacakları. Sadece kitaplarımı düşündüm. Okuyamadığım kitapları.
sezen aksu yine yeni yenideni ne de güzel söylemiş..aysel gürelin gittiğine inanmak, güç. sanki hiçbir yerlere gitmeyecek gibiydi. ünzileyi her dinlediğimizde daha yıllarca hatırlayacağız ve daha nice şarkısı..iyi ki..
sadede geleyim. bir avuç kısa film daha tanıtacağım sizlere..geçen haftalarda sözünü ettiğim genç bir fotoğrafçı vardı. iki kısa film çekmiş: kimsesiz ve gel-git. özellikle gel-gite dikkat. kamera kullanımı, kamera açıları, ustaca.
doğru düzgün uzun metrajlı bir 12 eylül filmi yok diye üzülüyordum..ama kısa filmimiz var: yorgan..
kolye adlı bir başka film, önerim..
mutlaka izlemeniz gereken naif bir kısa film var şimdi sırada: pastel.

