hatırlıyor musunuz 90ların ortasında star tvde cumartesileri "cumartesi gecesi ateşi" adlı bir şov programı yayınlanırdı. şebnem dönmez sunardı, hatta şarkı söyleyip dansçı ekibiyle her hafta başka bir koreografi hazırlarlardı. işin arkasında süleyman yüksel vardı. zaten o şarkılarla da sonra ayşe'ye bir rock albümü yaptılar (gör bak neler olacak başına ne işler açılacak.. diye devam eden çıkış şarkısı vardı hatta)..her cumartesi ibrahim tatlıses'li fırat dizisinin peşinden yayınlanıyordu, cumartesi gecesi ateşi..programın sponsoru bir kola firmasıydı..hatta aklımda kalan bir görüntü var..stüdyoda yarışmacılar kola içme yarışması yapıyorlardı, kalan kolalardan şebnem dönmez de içiyordu vs..umarım tüm bunları sadece ben hatırlamıyorumdur...
leyla erbil'in cüce romanını kanat kitap yeniden yayımlıyor, kanat kitap'ın hazırlananlar listesinde ahmet büke'nin de ismini görünce çok sevindim..yeni öykü kitabıyla karşımızda olacak yakında o da..
seden güreli bum bum bum zamanlarından beri takip ederim. hatırlarsınız, beyaz garip bir şapka takardı kliplerinde. tabii o şapka 90ların kült imgelerinden biri oldu, orası ayrı.
yeni bir albümle karşımızda seden gürel. şimdi radyolarda bol bol "show ca la paris - feat cost "u dinliyorsunuz..albümün tek düeti bu değil: sahtekar - feat alper d, söyle - feat keremcem ve zerre - feat aziret...
albümün ilk klibi show ca la paris'e çekiliyor. klibi henüz göremedim (youtube kapalı) ama böyle neşeli, keyifli bir şarkıya yakışacak bir klip çekmişlerdir herhalde..
albümün adı bir nefes. albüm kapağının tasarımı da çok zarif ayrıca..albümle aynı ismi taşıyan şarkı da fena değil.
80'lerde doğan her çocuk, 90'ların başlarında bir nevi efsane bir rekabete (genelde psikolojik) tanıklık etmişlerdir, yahut bizzat aktörleri olmuşlardır : bemeks vs. kontra..
bir bmx sahibi olarak oldukça objektif yazmaya çalışacağım.
bisikletimi çok seviyordum, süper bir bisikletti, allah bisikleti olmayanları sevmez.
cıvımayalım ya. neyse.
efendim, önce gelin bmx lere bir göz atalım. bunlar dolma (ve renkli) tekerlekleri, sağlam gidon ve gövde yapıları, rahat ve güvenli bir sürüş sağlamaları (breh breh..) ve herşeyden önemlisi söylemesi inanılmaz tatmin edici (oh yeah!) isimleri ile dönemin bir nevi karizma timsali bisikletleriydi. "bisikletin var mı?" sorusuna verilen evet cevabının ardından "ne marka?" sorusunun beklenip, ve o beklenen soru gelince de kafayı şöyle bir kaldırıp, "ölürse ölsün" diyen ivan drago misali "bemeks!" demenin verdiği hazzı çok az şey verirdi netekim.. (abarttım mı ne..)