Bu fotoğrafı anlatmak sanırım ne buraya ne de başka bir sayfaya yeter. O yüzden yorum yapmama gerek yok.
Ben diyeceğim ki bu fotoğrafa sebebiyet verenler utansın ama acaba bakıpta utanırlar mı? Acaba bakarlar mı?
Ve bu duruma gelmeyeceğimizi kim garanti ediyor?
Elimize su tabancalarını alalım..Star Wars olur mu bilemem ama Water Wars olur..

Maslow’un psikoloji ve davranış bilimleri açısından önem kazanmasına neden olan teorisi ise ‘Maslow Teorisi’ olarak da anılan meşhur ‘İhtiyaçlar hiyerarşisi teorisi’dir. Buna göre bireyin davranışlarında iki ana çıkış noktası vardır: Birincisi, her davranış belli bir ihtiyacı karşılamaya yöneliktir. İkincisi ise bu ihtiyaçların bir hiyerarşisi vardır. Bu hiyerarşideki kademeler ise şöyledir:
Tek kişinin açlık sınırını düşündüğümüz zaman hemen sayısal veriler bizi bulur ve 940 YTL gibi bir miktar gözümüzün önüne gelir. Bu miktarın hemen her yıl katlanarak arttığını da ayrıca belirtmeye gerek yok, birçok kişi bunun farkındadır. Bu kadarlık bir parayla aklımıza gelen bütün harcamalardan sadece, sağlıklı beslenme kısmını alalım ve düşünmeye başlayalım. Bu sınırda beslenme gibi önemli bir ihtiyacı karşılayabilmek için neler yapılabilir? Üstelik, küresel ısınma yüzünden yavaş yavaş başlayan kuraklık yaşanırken. İşte tam da bu noktada, aklımıza gıda bankaları -ufak bir çözüm olsa bile- gelebilir ve böylece bu yazının konusu belirlenmiş olur.

1) Gıda Bankacılığı fikri malesef benim değil, John van Hengel’in. Kendisi 1967 ‘de pek küçük olan bu organizasyonu Arizona’da kurmayı akıl etmiştir. Hengel, ancak yaşlı teyzelerde olabilen bir meraka sahip bir insandı. Bu merakını bakkallardaki stoklar üzerinde kullanmayı düşündü. Stoklardaki ürünler arasında yırtık pakete sahip olanlar ve son kullanma tarihi geçenler, doğrusu onu cezp ediyordu. 1965 yılında gönüllü olarak katıldığı St. Vincent de Paul derneği için gereken gıdayı bu yolla karşılamayı düşündü ve sanırım bunu başardı. St. Mary's bankası faaliyete geçti. (Bu arada 39 yıl sonra Türkiye'de ilki Diyarbakır'da açıldı.)
Kedisine küsen,
Çöp eşeyicisi,
Çöpte unuttuğu harfleri düşünmeye başladı.
O sabah şarap şişesini beyaz bir poşetin içinde
diğer atıklarla bırakan cümlenin hışırtısının içinde unuttuğu harflerini.
Evet dedi neden sonra.
Kedim, bütün harfleri yedi.
AyakKAPları, boşluklarından gri zemine vuruluyordu,
Evet, kedim aç..kedim aççç !!!!!!


Belirtiler muhtelif; aşırı kilo kaybı, giderek içe kapanma, abartılı egzersiz yapma... Tümünü burada bulacaksınız.
Sadece çocukların bilhassa genç kız adaylarının yeme-içme konusundaki kötü yönlendirmeler değil, buradaki kaynağın üzerinde durduğu gibi Ailede asiri geçimsizlik, tartismali ortamda bu ölüme götüren sinsi sürece katkıda bulunuyor.