Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "yahoo! zimbra ile e-mail için çevrimiçi olmaya gerek yok!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

aşkı hakkındaki yazılar:

Böyle de uzun öpüşme olur muydu..

Bodrum Kalesinin önünde konserin başlamasını bekliyorduk. Mazhar Fuat Özkan nın konserlerini nerede olursa olsun hiç kaçırmam.

İnsan tatil modundayken neden daha çok gülümser ve daha çok espri yapar, hep sormuşumdur kendime..

İnsanlar sarmaş dolaş yürürler hep..Eller kenetlenir, sevgiyi daha çok hissederiz..

Sevilen kişilere, arkadaşlara ufak tefek o bölgenin özelliklerini taşıyan bileklikler, kolyeler özenle seçilir. Normalde söylemekten kaçınılan ''Seni seviyorum''ların en şanslı olduğu aylardır, yaz ayları.. Çevreye ufak turlar düzenlenir günübirlik, ah o Bodrum un güzel koyları..Kendi kendini tatile özendirmek diye buna derim ben..

201 ahkam var
Etiketler: , ,

-. Otur!
Bu, annesiydi.
-. Ne var!
Bu da oğul.
-. Otur dedim önemli bir şey söyleyeceğim.
-. Peki ama işim var çabuk söyle, ne diyeceksin?
-. Hayatın bir yalandı.
-. Hah! Tamam, güzel ama onu geç bana bilmediğim bir şey söyle.
-. Ne biliyorsun? Bir halt bilmiyorsun. Dur kalkma!
-. Saçma! Ben gidiyorum.
-. Ben senin… senin hayatın tamamen yalandı… benim… ben…ben profesörüm ve baban da öyle… aynı üniversitede… sen bir araştırma deneğisin. Yani bir deneksin sen…
Oğul kahkahayı bastı.
-. En sonunda o darbeler beyninde kalıcı hasar bıraktı ha? Valla olacağı buydu. Ne diyeyim. Dayaktan kafa olmuşsun.
-. Anlamıyorsun, her şey yalandı. Sahici değildi yani. Biz bunun için eğitim aldık. Dahası var. Sen işi çakmayasın diye ayrıca aile olma eğitimi bile aldık… yani normal zamanlar için. Bunu sana yaş gününün ertesinde söylemek istemezdim ama maalesef durum böyle. Araştırma sonuçlandı. Bitti yani.
-. Hassxxxktir! Sen gerçekten uçmuşsun.
-. Dinle. Bundan yirmi bir yıl önceydi. Üniversitede ilk yıllarım. Senin babanla ki geçek baban değil, aslına baban kim bilmiyoruz, biz seni Ersin’le çocuk esirgeme kurumundan aldık; neyse. O sıralar ikimiz de aile dinamiğiyle ilgileniyorduk. Fikir Ersin’den geldi. ‘Aile dinamiği ve gelişim psikolojisiyle ilgili ayrıntılı bir araştırma’. Sonunda kitap olarak basılacaktı ve ilk zamanlar, inan ki bu kadar uzun süreceğini planlamamıştık. Ne var ki veriler yetersiz kalıyordu, bu da bizi devam etmeye zorluyordu. Sonra iş, sorunların irdelenmesine geldi. Bu, bizim sürekli kavga etmemizi gerektiriyordu. Yani senin anlayacağın bütün o kavgalar, dayaklar, bağrışlar, inlemeler, her şey yani bir kurguydu. Ersin’le…
-. Ben gidiyorum.
-. Ne…Nereye gidiyorsun? Dalga geçmiyorum! Biz gerçekten sadece o araştırma i….
-. Fark etmez!
-. Ne demek fark etmez? Senin şimdi öfkelenmen, çıldırman ne bileyim, eşyaları duvarda paralıyor falan olman gerekirdi. Nasıl bu kadar sakin, gidiyorum, fark etmez diyebiliyorsun anlamıyorum!
-. Fark etmez. Çünkü yirmi üç yaşındayım ve bu söylediklerin doğru olsa bile ben!, yirmi üç yaşındayım!
-. Ne demeye çalışıyorsun?
-. Bunu sen analiz et!
-. Biliyorum şimdi büyük bir travma yaşayacaksın… biz her şeyi düşü…
-. Sen öyle san! Benim için yokluk haline o kadar yakın yaşayan siz lanet ucubelerin, bırak her şeyin yalan olduğunu, Hitler’in gayrı meşru oğlu olduğumu söyleseniz de hiçbir şey değişmez. Bununla yıkılmam… ayrıca..
-. Evet?
-. Şüphelenmiyor da değildim zaten. Senin şu, yüzünde emanet gibi duran lanet domuz burnun; sonra onun, sürekli karşımda bir penguenle konuşuyor hissine kapıldığım orantısız kolları… sizin oğlunuz olduğuma ‘bin şahit’ti zaten…

7 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan aşkı yazıları

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu