Ülkemizde kitap okuma oranının ne kadar yüksek olduğu hepimizin malumu. Kişi başına düşen kitap okuma oranlarını da bir kenara bıraksak, kütüphaneye gitme alışkanlığı neredeyse taban yapmış durumda. Buna karşın ülkemizde her ne kadar muazzam büyüklükte kütüphane olmasa da, değerli kütüphanelerimiz mevcut elbette. Ama yine de bu, ülkemizdeki kütüphanelerin de incelenmeye değer olmadıklarını göstermez. O yüzden onları da belki başka bir yazıda ele alabiliriz. Ama şimdi dünyada hem kapladığı alan hem içerdiği kitap sayısı hem de içinde barındırdığı koruma altındaki değerli kitap sayısı olarak öne çıkan, kendi seçtiğim dört kütüphaneyi tanımaya ne dersiniz?


Şu sıralar Gürcistan aracılığıyla Batı'nın ve Güney Osetya aracılığıyla da Rusya'nın askeri çatışmasına sahne olmuş olan, Türkiye'nin belki de kaderini tayin edecek Kafkasya üzerine bu yazıyı Hafif camiası ile paylaşmak istiyorum.
Kafkasya üzerine kısaca coğrafya bilgisi sunarak başlamak gerekirse; doğu tarafında Hazar Denizi, batı tarafında Azak Denizi ile Karadeniz olmak üzere Dünya haritası üzerinde oldukça önemli bir alanı kaplamakta. Kafkasya olarak, Kırım'ın doğusundaki Taman Yarımadası'ndan, Bakü'nün de üzerinde bulunduğu Hazar Denizi'nin batısındaki Abşeron Yarımadası'na kadar uzanan dağlık bölge isimlendirilir.

-Merhaba ben yaşamakta olduğunuz dünya
-Ooo merhaba
-İçime ettiğinizin farkında mısınız?
-hönk?
-Evet zamanla işbirliği içindesiniz ve beni ne hale getirdiniz. Dumanlar içindeyim. Ufkumu da deldiniz bravo tebrikler.
-Haklısın yalnız bahanemiz çok büyük. Bu ara bir hükümet mevzusu var başımızda, sonra türban, sonra partilerin kapatılması, kırım Kongo kenesi, sonra yine türban, sonra Ergenekon..
-Sen de sergene kon
-Hı?
-Geçin bunları diyorum, bilginiz yok mu bana ne yaptığınıza dair?!!!
-Küresel ısınma gerçekten benimde canımı sıkıyor
-Bunun için tek yaptığınız “damlaya damlaya çöl olur” sloganları ile yürümek midir? Buzullar eriyor. NASA iklim uzmanlarının araştırmalarına göre önlem alınamazsa Kuzey Buz Denizi 2012 yazı sonunda buzdan tamamen arınmış hale gelecek. Grönland kara parçası üzerindeki buzullar 2007 yazında, yazları tespit edilen erime oranından %15 daha fazla eridi. Çevresel bir çöküş dönemine çoktan girdim, yaşayacak başka dünyanız yok. Yaşadığınız dünyayı atalarınızdan miras almadınız, çocuklarınızdan emanet aldınız. Bunlar sizi korkutmuyor mu? 10 yıldan az bir süre kaldı, geri sayım çoktan başladı evinizin önünü süpürerek başlamak çok mu zor?
-Bu kadar basit değil bunu sende biliyorsun.
-Bilgi sel gibidir, her yere anında hakimiyet kurmalı ve hızla yayılmalısınız. Çinliler buzulları gözlemliyorlar . Çilianşan Dağı'ndaki Yanglonghi Buzulu'nun 23 yıl öncesinden bu zamana 260 metre çekildiğini biliyor muydun?
-Hayır


Peyniri aslında hiç sevmeyen ve günlük hayatta bir türlü sempati besleyemeyen ben, şiir gibi bir kırmızı şarap eşliğinde muhakkak bir kaç dilim güzel bir peynire eşlik için müsaade edebilmişimdir kendime. Yine de bu bana hangi şarabın yanında neler yenmesi gerektiği bilgimi arttırma isteğimde sadece bir önsöz olabilmiştir.




Meryl Streep, Tom Cruise ve Robert Redford’un başrollerini oynadıkları film,
Afganistan ve Irak'ta boğazına kadar organik atığa batmış ABD için, üç farklı coğrafyada, birer saatlik periyotlarda paralel akan üç öykü ile bir sistem eleştirisi yapmaya çalışıyor.
Küba ve Haiti. Büyük Okyanus'taki Karayib adalarından ikisi. her iksi de 1492'de Kristof Kolomb'un ismiyle anılan ve adına keşif denen işgallere maruz kalıyor. Her ikisi de ispanyol toprağı ilan ediliyor.
Sonraki dönemlere değin her ikisi de yerli nüfusun katledildiği, köle ticaretinin yapıldığı birer koloni devlet haline geliyor. Tek fark şu ki, Küba İspanyolların elinde kalırken Haiti'yi Fransızlar ele geçiriyor.

19.yy her iki ülkenin de bağımsızlığını kazandığı yüzyıl oluyor. yüzyılın en başında Haiti (1804) ve en sonunda Küba (1899) artık birer bağımsız devlet olarak dünya coğrafyasında yerlerini alıyorlar.
Robot teknolojileri, fiziki olarak insana ve kimi zaman hayvanlara benzetilme çabaları zarfında hepimizin sevgisini kazanmıştı. Bu gelişmeler süresince yapay zeka ve eğlenceden öte fayda sağlayabilecekleri alanlar üzerine yapılan araştırmalar, farklı kullanılabilir modelleri karşımıza çıkarttı. Hasta bakıcısı olanından, kendi kendini şarj etmeyi unutmayan webcam/skype türevlere, bomba imha ekiplerinden, arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılan cinsine kadar bir çok robotla tanıştık. Hepimizin aklında, "Olsa, nasıl olur?" sorusu ile yer edinmiş model ise silahlandırılmış robotlardı.
Nette gezerken rastladım ve ilgimi çekmesi üzerine sizlerle de paylaşmak istedim. Aşağıdaki yazı Uncle John’s Legendary Lost Bathroom Reader isimli kitaptan alınan bir yazıdan çeviridir.
Japon uçaklarının Pearl Harbor'a saldırısı Amerikan tarihinin en dramatik olaylarından birisidir ve bu saldırı ile ilgili akla gelen birçok soru var. Başkan Roosevelt böyle bir saldırıdan haberdarmıydı? Öyleyse neden saldırıya karşı neden savunma yapılmadı? Bu olayın bir komplo olabileceği hakkında bazı görüşler:


İlkin gıda amborgosunu protesto için başladığı eylemini Irak'ın işgali sırasında da sürdürmüş. Kapladığı ufak alanda afiş, pankart ve fotoğraflarla işgalin sona ermesi için mücadele veriyor. Sloganlarından biri: "İnsan kanı petrolden daha ağır çeker!", diğeri: "Çocuklarımı öldürmeyin artık!"