Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "DelFly Micro : Kameralı Otonom Uçan Robot"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

acaip hakkındaki yazılar:

\
Türkçeye 'yabancı el sendromu' olarak çevrilen bu hastalık 'corpus callosum' adlı beynin 2 lobu ve hareketler arasındaki iletişim ve etkileşimi sağlayan organının zarar görmesi yüzünden ortaya çıkan bir hastalıktır.Genellikle epilepsy hastalarının başına gelebilirken beyin travması,beyin ameliyatı ve bunlarla ilgili beyinsel bir enfeksiyon sayesinde oluşabiliyor.Beynin sağ lobunun yaptığı işlemlerden sol lob haberdar olamıyor ya da bu haberleşme kısıtlanıyor,tüm bunların sebebi de corpus callosum.Epilepsi tedavisinde istemsiz nöbetleri engellenmek için bu 2 lob arasındaki elektrik alışverişi suni olarak bir deneyde kesilmiştir ve sonuç olarak bu yabancı el sendromu meydana gelmiştir.Yapılan araştırmalara göre bu sendroma yakalanan el eski bildikleriyle yola devam ediyor,örneğin siz istemeden masadan cd yi alıp kırabiliyor ama onu sürücüye yerleştiremiyor. Hastalık tam manasıyla 1950lerden sonra anlaşılabilmiştir,yine örnek olarak sol elle hasta sol kulağını tutmak istiyor sol el dinlemiyor harekete geçmiyor ama sağ ele sağ kulağı tut emri verildiğinde sol el jet hızıyla fotoğraftaki gibi sağ kulağı tutuyor yani sağ ele mani oluyor,her anlamda her yapacağına karışıyor,iktidar mücadelesine giriyor.(Örneklerde sendromlu elin hep sol olarak gösterilmesine aldırmayın bu sağ elde de meydana gelebilir.)Bir yazıda bu sendromdan hareket edip ülkede bu sendroma yakalanan bir kesim var tanzimattan bu yana diyor ve islamı corpus callosum varsayıp bunun onların ellerinden alınıp bu sendroma yakalanıldığını ileri sürüp sinirlerimi zıplatmıştı...
Hafifte daha önce de bu konu işlenmiş ama fazla üzerinde durulmamış bence.
\
Yakın zamanda bir arkadaşımın bana bahsetmesiyle ilgimi çeken bu hastalık aslında tam bir korku filmi yaşatıyormuş yakalanan insanlara,düşünsenize içinize şeytan girmiş gibi bir hadise.Yani düşünün hayatınız için önemli bir sınavı cevaplıyorsunuz sağ eliniz cevapları karalarken o an düzeltmek için yardıma çağırdığınız silgi tutan sol elininz bi güzel bütün cevaplarınızı baştan silmeye başlıyor ya da kapıyı açmak için sağ elinizle anahtarı deliğe sokup açıyorsunuz tam yüklenip kapıyı açmışken sol el kapıyı kapayıveriyor.Tam
kabus!. Yani aklımda eğer ortaçağda bu hastalığa yakalananlar varsa eminim ki diri diri yakılmışlardır değşeti yankılanıyor,gece uyurken ansızın biri sizi boğmaya çalışıyor o da ne bu benim kendi kendimi boğuyorum! Yabancı eli yalnızca diğer el durdurabilir deniyor,bir diğer adı anarşik elller olan bu hastalık,hasta kolun kesilmesiyle tedavi ediliyor çünkü beyindeki bu hassas duruma müdahale edip iyileştirmek mümkün değil! Belki de yabancı eller insanoğlunun alt benliğini anlamamıza yardımcı olabilecek,hayvansal tarafımızın keşfini sağlayacak bir nimettir bilinmez ama yine de öğrendiğim kadarıyla başında olan varsa içim burkularak başımı 2 yana sallıyorum...
5 ahkam var

Hep aynı hatayı yapıyorum.Nedense söylemek istediklerimi bir türlü konuşarak ifade edemiyorum.Dün yine ona yanlış cümleler kurdum.Neden ben böyleyim bir türlü anlayamıyorum.Aslında bakınca cümleler ne kadar basit gözüküyor.Kelimeler cümleleri oluşturuyor.İşte bu kadar. Ama aslında hepimiz işin bu kadar kolay olmadığını biliyoruz.bir kaç ufak cümle yüzünden sevdiğim insanı kaybettim.Anladım ki erkeklerin kaçış noktası susmakmış.Böyle olunca da bayanlarda onların önüne geçip dakikada milyonlarca kelimeyle cümle oluşturup taramalı tüfek misali onları tarıyorlarmış.Sanırım bende öyle yaptım.Sonuçta yanlış,abartılı şeyler söylediğinde ise ''kızgındım'' demek en basit çıkış noktası sanırım.Ama malesef laf ağızdan bir kez çıkıyor.Ve bazı cümlelerin geri dönüşü olmuyor.
Bundan sonra daha dikkatli olmayı düşünüyorum.Tabi biri beni kızdırmazsa....

0 ahkam var
Etiketler: , ,
0 ahkam var
  • Gölge 1



  • Gölge 2
  • "Kanalı değiştirdim. Bu iğrenç filmden iyice sıkılmıştım" demek için nelerimi vermezdim ki.. Keşke tüm bu olanlar bir film olsaydı. Ve en sonunda da koca bir "SON" yazısı. Her şeyi bu üç harfle durdurabilmeyi o kadar çok isterdim ki... Ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. O an benim için kahrolası bir cehennemden de beterdi. Neden ben istediğim gibi düşünemiyordum o an? Hala bana, tüm bu olanların mantıklı gelmesi beni şaşırtıyordu. Ertan'ı tanıyordum, ama o kadar da iyi tanımıyordum. Gizem'in karısı olduğunu söylemek zorunda değildi, belki de. Ama yine de söylerdi, yani ben olsaydım, söylerdim sanırım. Ben olsaydım...

    İçinde bulunduğum bu son durum çok garipti. Kucağımda bir çocuk, benim dayısı olduğumu sanıyordu, karşımda ise, daha önce hiç tanımadığım akrabalarım. Üstelik daha geçen gece yatakta delicesine seviştiğim kişi, benim kız kardeşim, ve ona sarılmış durumda bana bakan da, onun kocası, ve onlara göre her şey normal gitmeye devam ediyor..



    Bir yerlerde sanırım hata yaptım.. İnsan beyni çok garip. Bir anda sanki milyonlarca şeyi düşünebiliyorsunuz. Özellikle peşinizden koşan bir köpekse, veya benim gibi, kız kardeşiniz olduğunu bilmediğiniz biriyle seviştikten sonra, onun bir çocuğunun olduğunu bilmediğiniz anlarda. Sanırım böyle bir an sadece benim başıma gelebilecek türden bir şey...

  • 8 ahkam var



    Bursa çıkışında bir restoran gördüm bugün: "Mehtaplı Geceler". Bir sokağa dalmıştım ondan önce, "Western İnternet Cafe" ve "Marry-Chat-Cafe"nin önünden geçtim. "Teke tek" bilgisayar eğitimi veren bir bilgisayar kursu vardı bi de, kalmamış ismi aklımda. "Gezer terliklerini İstanbul'la aynı fiyata sattığını" ilan eden bir dükkan gördüm sonra. Ve sefil oto hurdacı parkının yeni ismini hemen akabinde: "Çıkma Parçalar Dünyası". Ya da ismi yıllardan beri böyle, ben uyduruyorum. "Halı kenarlarına overlok yaptığını" duyuran bir dükkan, "Amaç: Hizmet" diyen Özurfa Lahmacun Salonu, Eski Garaj-Terminal otobüsünün arka koltuğunda "şu renk mi moda, bu renk mi moda?" tartışmasını giderek harlandıran başörtülü kızlar.

    1 ahkam var
    1 ahkam var

    Zaten bilgisayar oyunlarından pek hazetmiyorum, bir Cm bir de arkadaşlardan ödünç alınabilen FPS (first person shooter'mış uzunu, türkçesi de "birinci kişi adam öldürmece, ortalığı dağıtmaca olabilir") türü şeyler oynuyorum. Neyse bir kaç gün önce söz konusu fpslerden taze ödünç aldığım Wolfenstein'ı biraz da alkollü bir durumda oynarken, oyunla ilgili bir şeyin feci yanlış olduğu izlenimine kapıldım, canım sıkıldı. Sonra madem benim canım sıkıldı en iyisi onlarında canı sıkılsın diyerek support@activision.com adresine e-mail döşedim.

    3 ahkam var

    Mim Nehri

    geri »

    Arama

    pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

    etiket menüsü

    kaynaklar

    RSS Dosyası
    pillikutu