MASUMİYETİN SUÇU
İskambil destesini elinde rasgele böldü. Her bir parçayı olması gereken yerden ayırdı ve bir diğer yana attı. Devam etti böyle her bir kağıdı bir eşinden ayırmaya. Karıştırdı ağır ağır elindeki desteyi. Böylece her bir kart yerini değiştirdi isteksizce.
Durdu.
Dışarı baktı pencereden.
Yağmur yeni kesilmiş, güneş kendini göstermişti.
Tekrar elindeki kağıtlara döndü ve onları boylu boyunca masaya yaydı. Dikkatle baktı desteye. Sonra elini en kaybolmuş kağıdı ortaya çıkarmak için uzattı…
Ve seçtiği bu kartı açtı. Maça papazıydı karşısındaki. Maça papazı artık desteden ayrılmıştı…
kaybolanlar teker teker ortaya çıkıyor bugünlerde..nasıl oluyor anlamıyorum."eski dostlar,eski aşklar,eskimediklerini anlatmaya uğraşanlar..ben ne zamandır sana ulaşmaya çalışıyorum..başıma neler geldi bilsen? affet n'olur"
nerden çıktınız şimdi? tam da yokluklarınız eskisi kadar acıtmıyordu artık.tam da sadece hatırlandığında iç çekilesi birer anı olarak kalmıştınız derken..geri dönüşlerinize açacak kapı kaldı mı bende? çoktan duvar örmedim mi ben o kapılara?
nerdeyse televizyonda dalga geçtiğim,hadi oradan dediğim astrologa inanacağım."bu hafta unutulmadığınızı anlayacaksınız eskilerden birileri size ulaşacak.."
MHP, bir öğrenci affı yasa teklifi hazırlamış. Kanımca, bu af yasası eninde sonunda kabul edilecektir.
Af denince benim için görüş bildirmek farz oldu. Çünkü,ben de 2005 yılında düzenlenen af yasasında üniversiteye dönenlerdenim. Bu yaştan sonra yüksek yapmak herkesin harcı değil, ancak bitirmek için de sebeplerim var. Hele ki, bir yerlerde afla dönenlerin çok çok az bir kısmının mezun olabildiğini, neredeyse tamamının eskisi gibi okuldan ayrıldıklarını okuyunca daha çok telaşlandım. Ne yapıp edip bitireceğim okulu.
2005 yılında okula geri dönme hazırlığı yaparken herkes bana aynı şeyi söylemişti. "Aceleye gerek yok. Af, hükümetlerin oyuncağıdır. Bu ülkede iki yılda bir af çıkar". Gerçi 2005 yılından önceki 2000 yılında gerçekleşmiş ve ben de bunu hiç duymamıştım. Eğer bakmak isterseniz, Belgenet.com'da aflarla ilgili yıllara dair sayılar mevcut.
2005 yılı yetmedi, şimdi de af2007 çıktı piyasaya. İnternette örgütlenmişler, 800bin kişi oluvermişler. Sorası geliyor insanın? 2005 yılında bu kadar öğrenci-insan neredeydiler? İki yılda bu kadar artmış olabilirler mi?
Bildiğim tek şey var.Daha doğrusu bu söyleyeceğim, verilen yetersiz eğitimin sadece ufak bir parçası. Bu kadar yoksul eğitimin yanına tuz biber olan eğitim masrafları, birçok öğrencinin ortak derdi. Bu kadar sıkıntının ortasında hükümetler de afın kaymağını yiyecektir elbette. Neticede alan memnun, satan memnun. Size af2007 verelim. Olmadı siz 2009'da nakite çevirin..
nerde olduğunu bile bilmediğim bir adamı arıyorsam... hayatımdan çık dediysem hemde. o da buna uyduysa...
şimdi nerde, kimle bilmiyorum. sohbet etmeyi özledim. o hayatımdayken bu kadar değerli değildi. şimdi daha iyi görüyorum anlamını. ruhum, beynim nasıl doyuyormuş. heyecan denen şeyi o zaman duyuyormuşum...
telefonumda yok, silmiştim. o yok. ve ben ınu arıyorum. karşıma çıkacak diye bekliyorum. şiirler yazıyorum. şarkılar ona gidiyor...
gülüşünü, anlatışını anımsıyorum. nickini tarıyorum googleden, tesadüf bulurum diye...
Bir hataydı, affet birdaha olmayacak söz veriyorum, seni seviyorum yuvayı yıkma(sanki siz ihanet ettiniz) Sana bunları unutturacağım. Bembeyaz bir sayfa açacağız. Başka bir şehre taşınırız. Biz beraber büyüdük ayrılamayız(yirmi küsür yıllık evlilik) Bu arada aile büyükleri araya girip aman yavrum bir hata olmuş kızım bak çocukların var affet, çocuklarda çocuk değil yetişkin geç insanlar biri on dokuz diğeri yirmibir yaşında ve evlilik arifesinde. Çocuklar ihanetle anneye ve kendilerine yapılan haksızlıktan son derece rahatsız ve annenin affetmemesi gerektiğine inanan yetişkinlerdi. Anne çocukları dinlemedi aile büyüklerini dinledi gibi gözüktüyse de aslında kendi kalbini dinledi, bunca yıllık sevgisine bir şans daha vermek istedi. İçi kan ağlayarak beynindeki ihanet görüntülerini silmeye çalışarak zaman her şeyin ilacıdır yalanına sarıldı. Tanrıya sarıldı ihaneti öğrendiği tarihten bu güne kadar olanları tanrım zihnimden sil diyordu unutmama yardımcı ol içinde her şeyi yavan ve tatsız yaşarken dışarıya olanlar unutulmuş her şey yolundaymış izlenimini vermeye çalışıyordu. Eziyet verecek şekilde kendine sorular soruyordu neden?eksiğim neydi iyi bir eş ,anne,çalışan,aşçı arkadaş yatakta da fah…..şe… Olamamış mıydım gibi sorularla kendini yiyip bitiriyordu. İhanetleri ilk öğrendiği zamanlar bu soruları sorduğunda aldığı cevap aynen şöyleydi. Hiç bir hatan yoktu bende kendimi bundan dolayı kahrediyorum keşke bazı eksikler
İn olsaydı kendimi daha rahat hissederdim.
Kadının en büyük hatası aldatıldığında affetmek olmuştu aslında böyle bir şey kesinlikle affedilemez affedilmiş gibi davranıp kendini ve etrafını kandırırsın diyordu. Kendini ve etrafını kandırmakla evliliği ve mutluluğu sürdü mü Hayıııııııııır diyenleri duyar gibi oluyorum. Doğru sürmedi harama uçkur çözen utanma ve arlanma duygusunu ebediyen kaybedermiş, hatalarını telafi etmek yerine(edilmez ya çaba göstermek bile önemlidir) küçük küçük kaçamaklarla gece hayatına yeniden başlamakla telefonuna gelen uygunsuz mesajlarla ailesini ve çocuklarını kaybetti. Böyle rahat davranmasının nedenini tahmin edersiniz, bir kere affetti beni bırakamadı benden artık zor vazgeçer di, ama bilmediği bir şey vardı, HİÇ AFFEDİLMEMİŞTİ Kİ affedilmiş gibi her şey normalmiş gibi zamana bırakılmıştı.
Ama o zamanı iyi kullanamamıştı.