yaptığın televizyon dizileri, şov programları veya sinema filmleri iş yapmıyor olabilir, daha doğrusu uzatmaları oynamaya başlamış olabilirsin. bunu olgunca kabullenmek veya halkın ilgisini çekecek daha güzel işler yapmaya çalışmak varken, böyle bayat numaralara başvurmak çok ayıp oluyor.
sanat ve sanatçı kavramını göz ardı etmekte sakınca görmeyebilirsiniz. ancak sizle ilgilenen insanları aptal yerine koyamazsınız.
Hayati HAMZAOĞLU (D: 5 Mart 1933 Trabzon – Ö: 15 Nisan 2000 Antalya)

42 yıl önce tesadüfen sinemayla tanışan Hamzaoğlu :
Benim sinemayla tanışmam tesadüf. 1954 yılının Cumhuriyet bayramıydı. Arkadaşlarla dolaşıyorduk. Sabri Karan vardı, o zamanın kötü adamlarından. Filmlerden tanıyordum. Ona rastladık. 'Fiziğin çok uygun, filmde oynar mısın?' dedi. Ben Kuyumcuda çalışıyordum. Sinemayla ilgim yok, bu çevrelerden hiçbir tanıdığım yok. Gittim sete oynadım. 5 tane 50 kuruş verdiler yövmiye olarak. Parayı kabul etmedim. Bıçkın delikanlıyız. Galata'da büyüdüm ben. Onur meselesi yaptım, ben bu işi öğreneceğim dedim ve 3 yıl takip ettim. Bir gün bu sokaklara adımı yazdıracağım dedim, 3 tane ödül kazandım. Para da kazandım. Kazandık da tutamadık. Bu meslek alıp götürdü. Sokağa girdiğinde bir de abi diyorlarsa sana, o abiliği taşımak zorundasın. Bizim günahımız hem abi olduk, hem baba olduk. Kazandığımızı yedik içtik. Cepten yedik, sattık yedik. Hayatımızı da, gençliğimizi de yedik. Hastalığımız bu meslekten. Şöhret ateşten gömlek. Onu giymek çok zor. Yakıyor adamı. İşte bizi yaktı. Ciğerlerimizi yaktı, beynimizi yaktı. 42 yıl oldu, 7 yıl öncesine kadar iyi kötü birşeyler yaptık. Şimdi hastayım çalışamıyorum."

burda boston'da setteyken set içinde celtics reklamını tamamen yasakladığı söyleniyor. set işöçilerinde bile celtics froması görse seti kapatmakla tehdit etmiş. kimse de bunu şaka olarak algılamamış. insan böyle biriyle konuşurken ne gerçek ne oyun nasıl ayırdedebilir acaba?