Tarih bu tarz insanların başarılarıyla doludur. En ümitsiz anlarda bile ümitvar olan, yapılamaz denilen işleri gerçekleştiren insanlar. Şöyle bir düşünsek tarihimizden kimbilir kaç örnek buluruz. Aşılamaz diye düşünülen Konstantinapol surlarını yerle bir edip, fethedilemez denilen bu şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet geliyor aklımıza.
Ancak hakkında yeterince bilgi sahibi olduğumuz, her fırsatta ziyadesiyle anlatılan Fatih Sultan Mehmet Han'ı anlatmak yerine burada gözlerden uzak kalmış ama 2. Dünya Savaşı'nda önemli işler yapmış bir askerden, bir komandodan; Otto Skorzeny'den bahsetmek istiyorum.

Çocukluk ve gençlik yılları hakkında fazla bir bilgi bulunmamakla birlikte mühendislik okuduğu ve bir düello sırasında yanağından yara aldığı biliniyor.

Orhan Pamuk, 1952 yılında İstanbul’da doğdu. İlk romanı ve anketlere göre cumhuriyete damgasını vuran 75 kitaptan biri olan “Cevdet Bey ve Oğulları”nda (1982) ve diğer bir şaheseri olan “Kara Kitap” (1990) adlı romanında anlattığına benzer bir ailede büyüdü. Nişantaşı’nda yetişen Orhan Pamuk, New York’ta geçirdiği üç yıl haricinde İstanbul’da yaşadı. Robert Koleji mezunu olan ve
İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde üç yıl okuyan Pamuk, 1976’da İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi.
Çocukluk ve gençlik yıllarında ressam olmayı hayal etti, fakat 1974’den itibaren yazı yazmayı tercihi ağır bastı.
Üç kuşak İstanbullu bir tüccar ailesinin çerçevesinde, Türkiye’nin son yüzyıllık macerasını hikâye eden “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanı, 1979’da Milliyet Roman Yarışmasında ödül aldığı gibi, 1983 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'ne de layık görüldü. Aynı yıl ilk baskısı çıkan; üç mutsuz kardeşin İstanbul yakınlarında bir sahil kasabasında, 90 yaşındaki ninelerinin evinde geçirdikleri bir haftalık hayat dilimini anlatan “Sessiz Ev” adlı romanı ile 1984 yılında Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Pamuk, “Sessiz Ev”in Fransa’da çıkan çevirisi ile 1991’de Avrupa Keşif Ödülü’nü kazandı.
17. yüzyılda İstanbul’a getirilen Venedikli bir köleyle bir Osmanlı âlimi arasındaki ilişkiyi anlatan tarihi romanı “Beyaz Kale”(1985) ile Pamuk, yurt içi ve yurt dışında ününe ün kattı.

illus: delizadeSizlere I.Dünya Savaşı öncesinde Almanya üzerine Hitler'in bazı tespitlerini aktaracağım. Yazının sonunda belirttiğim benzerlik üzerine düşündürebilirsem ne mutlu.
Hitler, erken gençlik döneminde ve bir asker olarak hem cephe gerisinde hem de cephede yaşadığı tecrübelerden sonra zorunlu olarak, neden-sonuç ilişkisi kuran siyasi bir kafa yapısına sahip olmaya başladı ve hırsla, kinle ve haksızlığa uğrayan bir insanın ezikliği ile her geçen gün kendisini bu minvalde besledi. Oldukça fazla kitap okuyordu, ülkesinin her unsuru üzerinde disiplinli ve itinalı bir gözlem yapmaktaydı. Bu yolda günde 16 saat okuyup çalıştığından bahseder. Bu beslenme uzun bir dönemi içine almaktadır. Tarafsız olmaktan elbetteki çok uzakta olan bu fikir yürütmeleri sonucunda ülkesi Almanya üzerine aşağıdaki tespitleri yapar. Hitler'in eğitim, aile, evlilik, fuhuş ve basın üzerine bazı tespitlerine yer vereceğim bu yazıda.
Hangimiz kağıttan kayık yapmadık? Hatta içine binip o kayıkla uzak diyarlara hayallerimizde de olsa göç etmedik? Alman sanatçı Frank Boelter (Bölter diye de yazılıyor) küçüklükten beri içinde kalan bu uhdesini ancak 37 yaşındayken gerçekleştirmiş ve kendine kağıttan kocaman bir kayık yapmış.

Kağıt değince tabi biraz farklı bir kağıt. Hani sütlerin konduğu kalın karton kağıt var ya, "Tetrapak" dedikleri. İşte ondan yapmış bu kağıttan kayığı. (Tetrapak'ın uluslarası sitesi de burada)
Fotoğraftada görüldüğü gibi bıyıklı sakallı abilerimizin
el emeği göz nuru binbir cefa çekerek (sefasına değermi bilmem)
bıyık ve sakallarını değişik şekillere sokup kendini kanıtlama yarışması.
Baktığım Sitede yeralan bilgilere göre ilk olarak
1990 Yılında almanyada küçük bir köyde başlamış bu şampiyona.
Sonrasında aynı külüp 1995 yılında 2.şampiyonayı da düzenlemiş
ama bu kez farklı bir yerde.
1997 Yılında 3. Yarışma Norveç de düzenlenmiş.
Bunu 1999 yılında İsveçde düzenlenen 4.dü yarış takip etmiş.
İlk yarışma ile 2.yarışma arası 5 yıl alırken tahminimce ilgiden dolayı arayı kısaltmışlar ve yarışmaları 2 yıl arayla yapmaya karar vermişler.
Almanyada bebekleri leylekler getirmiyor, Per Holm Kudsen adlı kişinin 1973 yılında resimli olarak kaleme aldığı kitapta çocuklara bebeklerin nereden geldiği ve nasıl yapıldığı metinler ve resimler desteğiyle anlatılıyor.

Ama değil. 20. yüzyılın en büyük sinemacılarından ve fotoğrafçılarından biri olduğu, sinema yapmasına yasak konulduktan, sergileri protesto edildikten yıllar sonra, 1990'ların ancak ikinci yarısında kabul edilen bir kadın, orada buz gibi gözleriyle bakan. Hitler'i Hitler yapan ekibin yegane kadın üyesi. Leni Riefenstahl.
İLK YARI: BÜYÜK SANATÇI