Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Anne Bloglarında Pazarlama"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

amerika hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
16

film-noir'in Günümüz yüzü: neo-noir

\

Kara filmin doğumuna en önemli zemini hazırlayan kuşkusuz ikinci dünya savaşıdır. Savaş Amerikan toplumunun tüm yerleşik model değerlerini altüst etmiş toplumsal yapıyı derinden sarsmıştı. İyi ve kötünün iç içe geçtiği savaş sonrası döneminde Amerika’ya göç eden Billy Wilder, Robert Siodmak, Otto Preminger ve Fritz Lang gibi Alman ve Avustralyalı yönetmenler; dışavurumcu Alman sinemasının etkilerini Hollywood’da taşıdılar.
Dışavurumcu alman sinemasının en önemli ve öncü sayılabilecek filmi “Dr. Caligari’nin Muayenehanesi” bu türün çıkış noktasını oluşturur.
\

Savaş Beyaz Perdeye Yansıyor
Amerika’nın savaş sonrası psikolojisinin ve genel atmosferin sinemaya yansıması kaçınılmazdı. Savaş sona erdiğinde evlerine dönen erkekler pek çok şeyi bıraktıkları gibi bulamamışlardı. Kadın toplumsal hayatta etkin bir rol alıp özgürlüğünü ilan etmişti ve "mutfağa" dönmeye de pek niyetli görünmüyordu. Bunların dışında askerden dönenlerin iş bulabilme endişesi vardı. Amerika o yıllarda kanunu hiçe sayan adamların egemenliğinin sürdüğü, sokaklarda kurşun yağmurlarının esip geçtiği, çetelerin her köşe başında hesaplaştığı bir toplumsal buhran dönemi içindeydi. İşte bu ümitsiz ve karanlık ortam kara filmin doğmasında gerekli olan altyapıyı hazırladı ve tür, bu atmosfer içinde ortaya çıkıp gelişti.

11 ahkam var
tuttum
17

Dünyanın En Ünlü Kütüphaneleri

Ülkemizde kitap okuma oranının ne kadar yüksek olduğu hepimizin malumu. Kişi başına düşen kitap okuma oranlarını da bir kenara bıraksak, kütüphaneye gitme alışkanlığı neredeyse taban yapmış durumda. Buna karşın ülkemizde her ne kadar muazzam büyüklükte kütüphane olmasa da, değerli kütüphanelerimiz mevcut elbette. Ama yine de bu, ülkemizdeki kütüphanelerin de incelenmeye değer olmadıklarını göstermez. O yüzden onları da belki başka bir yazıda ele alabiliriz. Ama şimdi dünyada hem kapladığı alan hem içerdiği kitap sayısı hem de içinde barındırdığı koruma altındaki değerli kitap sayısı olarak öne çıkan, kendi seçtiğim dört kütüphaneyi tanımaya ne dersiniz?

\

30 ahkam var
tuttum
19

Sinemada Faşizmin Tarihçisi…

resim:profile.myspace.com
resim:profile.myspace.com

Bernardo Bertolucci (16.03.1941- )
Bertolucci, yazar ve sinema eleştirmeni Attilio Bertolucci’nin oğlu. Parma’da dünyaya gelen ve babasının izinden gitmeyi düşünen genç Bertolucci, edebiyat fakültesine yazıldı. Üniversiteye devam ederken yazdığı “Gizem Arayışında” adlı şiir kitabı ile 1962 yılında önemli edebiyat ödüllerinden olan Vieareggio ödülünü kazandı.

Bertolucci ilk yönetmenlik denemesini, 1961 yılında tanıştığı Pier Paolo Pasolini’ye ‘Accatone’ (Dilenci-1962) adlı filmin yönetiminde asistanlık yaparak gerçekleştirdi. Bu işten sonra 22 yaşındaki Bertolucci, yönetmen olmaya karar verdi ve üniversite tahsilini yarım bıraktı. Aynı yıl içinde tamamladığı ilk yapıtı, ‘La Commare Secca’ (Sıska Vaftiz Anası-1962) adlı filminde bir fahişenin öldürülmesi olayını anlatan Bertolucci; bu filmi amatör oyuncularla çekti.

Yönetmen, ikinci filmi ‘Prima Della Rivoluzione’ (Devrimden Önce-1963/64) ile eleştirmenlerin ilgi noktası oldu. Bununla beraber kendi çevresinden kurtulmayı başaramayan, orta sınıf bir gencin öyküsü seyirciler tarafından tutulmadı ve Bertolucci parasal sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Ünlü yönetmen, sinema çalışmalarına bu sebepten ötürü dört yıl ara verdi.

Faşizme karşı 1969-1970 yıllarında çevirdiği iki filmle Bertolucci, İtalyan faşizmini irdelemeye başladı. ‘La Strategia Del Ragno’ (Örümceğin Stratejisi-1969) adlı filmin konusu: Babasına bir faşizm kurbanı olduğunu ve siyasal geçmişinden dolayı öldüğünü düşünerek tapan bir oğul, onun bir hain olduğunu öğrenir. Bertolucci, burada ince ince hesaplanmış bir anlatım yöntemi kullanmıştır. Alberto Moravia’ nın romanından uyarlanan ‘II Confarmista’ (Konformist-1970) adlı filmi ile Bertolucci, kendi ifadesine göre “Faşizmi burjuvazinin bir hastalığı olarak” tarif eder.

44 ahkam var
tuttum
10

I Have A Dream - Bir Rüyam Var

\

AFRİKA’DAN AMERİKA’YA BARACK OBAMA’NIN YÜRÜYÜŞÜ

Afrika’dan zincirlenip getirilen ve beyaz adam tarafından köleleştirilen insanların hikâyesi ilginizi çekmişse, Malcomx ve Martin Luther King gibi siyahların liderlerinin birer birer suikaste kurban gittiklerini biliyorsanız, Amerikan lokantalarına asılan köpekler ve zenciler giremez levhalarının varlığından haberdarsanız, insanların siyah, beyaz, kızıl gibi renkler ile sınıflandırılmasına ve ırkçılığa karşı iseniz, tüm dünyada insanca yaşam için bir rüyam var diyorsanız, Amerikan Birleşik Devletleri’nin ilk siyah başkanı seçilen Barack OBAMA’nın kim olduğunu mutlaka merak etmişsinizdir…

\

62 ahkam var
tuttum
12

Alton Brown

\
Türkiye'de evlerimize Home Tv vasıtasıyla giren aslen Foodnetwork kanalında Good Eats adlı bir program yapan biriydi ilk zamanlar sadece benim için Alton Brown. Kanala olan ilgim yeni yeni başladığı için sürekli bir şekilde takip edemiyordum, sonradan bir-iki kez üst üste bölümlerini dikkatlice izledikçe bu adamın sadece bir aşçı olmadığını aynı zamanda bir gıda bilgini olduğunu anlamıştım. ''Kendisini izledikten sonra bir daha soğanın asla sadece soğan, patatesin patates, etin et, yumurtanın yumurta, tavuğun tavuk olduğuna inanamayacağınız adam'' demek de yerinde bir açıklama olmuş kanaatindeyim.

David Letterman Alton Brown' ı programına davet ettiğinde stüdyoda olup bitenler her zaman ki Brown show' du hiç şüphesiz.

103 ahkam var
tuttum
7

Fransız Paradoksu

\
Şarabın o en sevdiğim kekremsi tadı kadar sevdim destansı tarihçesini...

Peyniri aslında hiç sevmeyen ve günlük hayatta bir türlü sempati besleyemeyen ben, şiir gibi bir kırmızı şarap eşliğinde muhakkak bir kaç dilim güzel bir peynire eşlik için müsaade edebilmişimdir kendime. Yine de bu bana hangi şarabın yanında neler yenmesi gerektiği bilgimi arttırma isteğimde sadece bir önsöz olabilmiştir.

146 ahkam var
tuttum
25

Talidomid Faciası [Bazen fakirlik işe yarar, hatta darbeler bile!]

thalidomide victim tragedy flipper baby talidomid talidomit kurbanları doğumsal defekt sakat Around 12,000 children were born with some kind of disability due to damage caused by thalidomide

Günümüzde hemen hemen herkes gebelik sırasında geçirilen bazı hastalıkların ve uygulanan bazı tanı metotlarının ve tedavilerin hem anne hem de çocuk için olumsuz etkilerinin olabileceğini biliyor. Ne yazık ki insanlık bu bilginin bedelini çok ağır bir şekilde ödemiştir. Bu bedel, tarihteki en korkunç tıbbi trajedinin adıdır.

1950’lerin sonu 60’ların başında antibiyotik üretiminde daha ucuz yöntemler bulmak için çalışmalar yürüten Alman ilaç firması Chemie Grünenthal, kimyasal bir kaza eseri tesadüfen bulduğu ve adına “thalidomide” dediği drogu piyasaya sürdü. Yüksek doz talidomide maruz bırakılan hayvanlar üzerinde yapılan bazı testler sonrasında firma, ilacın zararsız olduğunu ve önemli bir yan etkisinin olmadığını duyurdu. Ama bu, büyük bir yanılgıydı.

30 ahkam var
tuttum
27

Dedektif Böcekler ve Adli Entomoloji (Forensic Entomology)

\

Haziranın dördünde Kuzey Amerika’da küçük bir kasaba yakınlarındaki ana yolda genç bir kadına ait yarı çıplak bir ceset bulundu. Yapılan otopsi sonucu kadının ağır ve keskin bir aletle kafa ve boynuna aldığı çok sayıda darbe ile ölmüş olduğu açığa çıktı. Arkasından kadının 14 yaşlarında bir fahişe olduğu anlaşıldı. Kadının erkek kardeşi cesedin bulunmasından 4 gün önce kardeşinin kaybolduğunu bildirdi.

Kurban en son 31 Mayıs’ta birincil zanlı olarak kabul edilen 30 yaşlarındaki bir astsubayın bürosunda görülmüştü. Zamanlamanın bu denli uyumu ve gözden geçirilen ayrıntılı deliller kurbanın bu astsubay tarafından öldürüldüğü teorisini destekliyordu.

12 ahkam var
tuttum
34

ABD'nin gözde işkencesi: Waterboarding

\
Geçtiğimiz günlerde Amerika'da bolca tartışma konusu olan, kanallarda birçok CIA emeklisi ve mağdurun boy göstermesine neden olan ve sonunda yasaklanan bir sorgulama yöntemi (yetkililere göre) waterboarding. Bakınız nasıl da yemek tarifi verir gibi rahat anlatıyor asker abim olayı! Ne kadar sevimli değil mi? Gördüğünüz gibi yöntemi uygulamak çok basit. Maktülü sabit bir şeye sıkı sıkı bağlamanız, gözlerini kapatmanız, ağzına bir havlu tıkıştırmanız ve havlunun üzerine yavaş yavaş su dökmeniz yeterli. Ha bir de "susadın mı?" gibisinden dalga geçebilecek kadar insanlıktan çıkmış olmanız gerekiyor. Sonuçta maktül kendini boğuluyor gibi hissediyor, debeleniyor. Uzmanlar yöntemin kalp krizine ve panik ataklara yol açabildiğini söylüyor.
1968, Vietnam
1968, Vietnam
Aslında yüzyıllardır uygulanıyormuş da bu işkence haberimiz yokmuş. 1500lerde İtalyanlar, 2. Dünya Savaşı'nda Japonlar ve Gestapo, 1970lerde Kamboçya'da Khmer Rouge, Vietnam'da ABD... Peki ne oldu da su yüzüne çıktı? Birçok raporda ABD'nin 2001'den beri yürüttüğü "Terörle Savaş" kapsamında yakaladığı sanıkları konuşturmak için bu yönteme başvurduğu yazmaya başladı. Ancak bunlar zaman zaman konuşulsa da konuşanlar bir güzel susturuldu. 2005 sonlarında CIA bu işi gizli yapmaktan sıkılmış olacak ki, bu yöntemi onaylı "geliştirilmiş sorgulama yöntemleri" listesine koydu.
\
Onlar bunun iyi bir sorgulama tekniği olduğunu düşünmekteydi. Asıl bomba 24 Ekim 2006'da Busht'un yardımcısı Dick Cheney'in muhafazakar bir radyoda, sunucunun "eğer suya batırmak hayat kurtaracaksa, bunu yapmak için fazla düşünmeye gerek yok değil mi?" sorusunu onaylamasıyla patladı. O röportajda cheney, yöntemi övücü söylemlerde bulunmuştu. Bunun üzerine insan hakları ayaklandı. Beyaz Saray kem küm etse de medya olayın üzerine gitti ve sonunda yöntemin yasaklanmasını sağladı. Tabii bunda El Kaide yöneticilerinden Khalid Sheikh Mohammed'in sorgusunda yöntemin kullanıldığının birçok kaynak tarafından açıklanması da etkili oldu. Bir CIA yetkilisi böyle bir adamın bile yaklaşık 2.5 dk gibi kısa bir sürede konuştuğunu açıkladı. Emekli ajan Kiriakou da Ebu Zübeyde'nin 35 saniyede bülbül gibi şakıdığını söylemişti. Amerika'nın yöntemi neden bu kadar sevdiği ortada.
6 ahkam var
tuttum
33

Kızılderili Türk ilişkisi...

\

Bundan 35000 yıl önce yani MÖ 30000-34000 tarihleri arasında dünya şu andaki görünümünden bir hayli uzaktı. O zamanlar buzul çağının en şiddetli dönemini yaşayan dünyamız büyük kıtasal ve alabildiğince uzaklara uzanan buzullara sahipti. Şimdiki adıyla Bering denizi olarak bilinen bölge o zamanlarda Asya'yı ve Amerika'yı Bering boğazı denilen bir buzul kara köprüsüyle bağlamaktaydı. Ve o zamanlar Sibirya bölgesinde avlanan Kızılderili kabilelerin yeni av alanları keşfemek amacıyla çıktığı yolculuklar sonrasında; bu boğaz kullanılarak Amerika'ya ilk kez ayak basıyorlar. Tabi bu insanlar yeni bir kıtaya geldiklerinden habersizce Atalarının yaptığı gibi Sibirya bölgesinde avlandıklarını düşünüyorlardı. Bu yeni av yerlerini beğenen Kızlıderililer buralara ve yerleştiler ve kabileler oluşturmaya başladılar.
\

Günümüze kadar uzanan tarihleriyle bazı kabileleri şu şekilde irdeleyebiliriz:
Amerikaya gelen yerleşimcilerin ilk karşılaştıkları kabileler arasında Seminoller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri bulunmaktaydı.
İspanyol kaşiflerin Amerika'ya olan yolculukları sırasında Kaliforniya'da bulunan Soson, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaştılar.
Günümüzde ise ABD de resmen kabul edilen 554 Kızılderili kabilesi bulunmaktadır.

Gelgelelim Kızılderililer ve Türklük ilişkisine ait bulgulara …

31 ahkam var
1 2 3 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu