
Hafif'e geldigim günlerde bir kardesim bana, sen buraya uyum saglayamadin. Bak! Biz artik cok degistik. Senin biraktigin Türkiye yok, artik cek git gibi ifadeler kullanmisti. En cok da buna sinir olmustum. Bu kardesim kendince belki hakliydi, ama ben bunlari kendime yedirememis, bi hayli üzülmüstüm...
Hakkimda yazilar bile yazildi benim. Uyum konusunda bir kac kendini bilmez tarafindan uyarildim bile. Özelime yazanlar, sadece benim yazdiklarimi baz alip, karsimdakileri, onlarin yazilarini hic görmeyip, akillarinca bana ögüt verenlerde cok oldu. Her nedense bu kisiler hic kendilerine bakmadilar. Cünkü degisen onlardi, ben degil. Yillarca vatanindan ayri kalmasina ramen, hem de bazilarinin asina oldugu Avrupa'nin ortasinda olmasina ramen, bir gram dahi degismeyen, Türklügünden ödün vermeyen bendim, onlar degil..
Türkçe konuşuyoruz ama birçoğumuz konuştuğu dili yazmayı bilmiyor. İlkokulda öğretilmeye başlanan dilbilgisi kurallarının, her yıl tekrar edilerek pekiştirilmek suretiyle kişilerin beyinlerine kazınması hedefleniyor. Ama manzara farklı. İnsan ister istemez üzülüyor konuştuğu dili yazamayanları gördükçe. Bağlaç olan "de,da"ların, "ki"lerin katledilmesi; noktalama işaretleri olmaksızın yazılan uzun ve sonu olmayan cümleler... Hiçbirimiz dilbilimci değiliz, hepimiz hata yapabiliriz. Önemli olan yapılan hataları düzeltmek ve yinelememektir. Sözlük, imla klavuzu karıştırmayı sevmeyenler vardır muhakkak ama ellimizin altında bir tenoloji var. Bu teknolojiden yararlanalım. Dilimizin yazım kurallarına bir tık ile buradan ulaşabilirsiniz.