—Sakın şaşırmayın bir gün yaşlanmış bulursanız kendinizi çocuk parkından geçerken ve öksürürken ve pineklerken. O gün bastonunuzu her değdirişinizde yere, bilmediğiniz bir şeye lanet ederken… Bastonunuzun ucu sarı kavrulmuş yaprağı çatırdatırken. Satın almak uğruna yaşadığınız ve ömür boyu çalıştığınız yazlık ev bir şekilde elinizden gitmiş olduğunda veya başka herhangi moral bozucu bir olayla karşılaştığınızda, kalpten gitme tehlikenizi yanınızda ağır bir yük gibi taşırken. Sakın şaşırmayın o gün, gözleriniz yuvalarınızda sızlarken ve nikotin dolmuş damarlarınız nefes alıp verişinizi ağır bir ıstıraba çevirirken. O gün şaşırmayın, kazandığınız her şeyin bir küle dönüşmesini izlerken, sinsi ölüm çok yakındayken ve siz kendinizi hala tanımaya fırsat bulamamışken.
Yaşadığınız olayları birer tatsız fıkra gibi geçirirken aklınızdan ve aslında hiç de değerli olmadığını hissettiğinizde hayatınızın, sadece beslenip büyümüş bir hayvan gibi hissettiğinizde kendinizi şaşırmayın sakın. O gün ambulansın sesini duyduğunuzda ve sizin için artık her şeyin bitmiş olduğunu duyumsadığınızda, sararmış dişlerinizin arasından yavru serçe gibi süzülen sessiz fısıltıda küfürleriniz karşılık bulamazsa şaşırmayın.
Bir ilkokul çocuğu gibi sıraya dizilişinizi hatırladığınızda hayatın her alanında, yönetildiğinizi ve sürüldüğünüzü bir yerlerden bir yerlere… Şaşırmayın! Bir gün hiçbir şekilde özgürlüğünüzü kovalamadığınıza pişman olur gibi olurken.

Hippilik kayıtsız şartsız, bütün varlığınla, maddi ya da manevi hiç bir şeye ait olmamaktır.
iyiliktir, düşünmektir, aramaktır, tecrübedir, keşfetmektir.
illaki yaptığım her şeyin bir anlamı olmalı bir isim koymalıyım bunlara dersen de, hipilik hipiliktir.
kısacası hipi olmak için hipi olunmaz.
örnek: otostop çekmektir. 40 derece sıcakta farımıs bir vaziyette sırtındaki yirmi kiloluk çantaya katlanmasını bilip, 'ahbap, bence şu gelen otobüse atlayıp geri dönelim!' dememektir. gitmektir. gidebildiğin kadar gitmek. umudunu hep taze tutmaktır.
köksüz yaşamaktır. rüzgar gibi.
Devam: