Hayatta birçok konuda zorluk yaşadım.
Fakat bu konuda çaresiz kaldım.
İnsanın evladı ile yarış eder gibi uçlarda yaşaması ve sorunların üstesinden gelememesi ne zormuş. Benim 1 cp’li oğlum(14)yaşında, 1 tane de 13 yaşında başka bir oğlum var maalesef küçük oğlumla yaşadığım çatışma beni çok yordu.
Zaten hayat zor ve dik yamaçlı ve dikenli.
Bir de
Yeni dikenli yollar var karşımızda.
Şu ergenlik denen olguyu görmek ve anlamak bir sanat, bu rolü oynayamıyorsan bittin demektir.
Kimsenin böyle bir çatışma yaşamamasını dilerim.
Yaşayanların da nasıl çözüm ürettiğini bilmek isterim.
Hayat elbet dikenli olacak kabul ama hep benim elime batıyor bu günlerde.
Ne kan kaldı bedende ne hal ne can...
Bu gece, kulağımda ki “Camdan Kalp” şarkısının hüznüne, mail kutuma gelen Sayın Ahmet Altan’ın yazısından bir alıntının, kalbime verdiği sızı eşlik ediyor.
Gözler, tüm gerçekleri söyleyen ve baktığınızda acı ve mutluluğu görebileceğiniz, duyguların saklanmasının en zor olduğu yerdir. Hele ki bir kadının gözlerinde…
Zihnimin kabul ettiği tek gerçektir, mutlu ve mutsuz kadını gözlerindeki ışığın ele verdiği. Mümkün değildir ki sevgiye doymuş bir kadının gözlerinin içinin parlamaması, şevk ve heyecan dolu olmaması, enerjisi ve kahkahası ile gururla gezinmemesi. Ne acıdır ki, sevgiye hasret bir kadının gözlerinin feri sönmüştür. Bakışları donuk ve hissiz olabilecek kadar tepkisizdir. Tüm heyecan ve isteklerini yitirmiş, ertelemiş ve hatta unutmuştur. Amaçları da, kendi ben’i gibi kaybolmuştur. Sadece ve sadece yaşamın gereklerini yerine getirmek için hareket etmeye başlamıştır. Kırgın ve kırılgandır. Artık yıkılmış umutlarını bile hatırlamamaktadır.