ellerim gri bir sessizlik
hayatım kuş tüyü yastıklarda
fagot ile nakkare sana yaraşır
hayatım tiyatro, suflör o
dekorları şua derdi, kim wilde çattı kaşlarımı
seyirciler kuburda alkışlıyor bedenimi
ışıkçılar fener'de, 3 perdelik bir ömür var serde
fahişeler geçtiydi içimden sereserpe
senden geçmeyen gözlerimi tut sepya bir karede
perde!

(olayı yaşayan kahramanımızın kendi ağzıyla yazıldı)
Tam bi “Sosyal yara” hadisesi. Düzenbaz insanoğlunun son medar-ı iftiharı. Ne diyeceğimi şaşırdım.Yani insaf yahu. Sağlık bu, insan sağlığından bahsediyorum insan!
Adam dayamış döşemiş. Mobilyalar o biçim. İçeri bi giriyon, güler yüzlü insancıklar seni karşılıyor. Geçmiş olsun, diyorlar. Buyrun oturun, diyorlar. Dişim, diyorum. Dişim çok ağrıyor, diyorum. Doktor bey şimdi bakacak, diyorlar. Doktor bey bakıyor. Kanal tedavisi, şuraya porselen, şurayı çekmek lazım… diyor. Siz bilirsiniz, tabii efendim, diyorum. Bir dişimi oracıkta çekiyor. Diğer tedaviler için randevular veriyor. Peki, diyorum. Haftalarca gidip geliyorum.